Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AFAT: Afetler. (Bak: Afet)
AFAT-I SEMAVİYE: Semavi âfetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen belâ ve musibetler.
İçerisinde 'AFAT' geçenler
AFAT-I SEMAVİYE: Semavi âfetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen belâ ve musibetler.
ARAFAT: Mekkenin 16 kilometre doğusunda Hacıların arefe günü toplandıkları tepe ve bunun eteğindeki ova. Tepenin diğer bir adı Cebel-ür Rahme (Rahmet dağı)dır. Adem (A.S.) ile Havva anamız Cennet'ten çıkarıldıktan sonra burada bir araya geldiler. İbrahim Peygamber (A.S.) Cebrail ile burada konuştu. Hz. Muhammed (ASM) yüzbin insana hitab eden veda hutbesini burada okudu. İnsan haklarını 14 asır önce burada dünyaya ilan etti.
CEBEL-İ ARAFAT: Arafat Dağı.
CEBR-İ MÂFAT: Kaybedilen bir şeyin yerine başka bir şey bularak, onunla avunma.
DAFATE: Ayağa giydikleri bir cins pabuç. * Kişinin aklı ve reyi zayıf olmak. * Bir oyun çeşidi.
HAFAT: (Hâfe. C.) Sahiller, deniz kenarları, kıyılar.
HURAFAT: (Hurafe. C.) Aslı esası olmayan, bâtıl rivayetler. Bâtıl inanışlar. Hurafeler.
İHTİLAFAT: Anlaşmazlıklar, uyuşmazlıklar. İhtilaflar.
İSRAFAT: (İsrâf. C.) İsrâflar, lüzumsuz yere harcamalar.
İ'TİLAFAT: (İ'tilaf. C.) Uyuşmalar, anlaşmalar.
İZAFAT: (İzâfet. C.) İzafetler, isim takıları, isim tamlamaları. * Gr: Zincirleme isim tamlaması.
KALAFAT: Geminin tahtalarının aralıklarını üstüpü vs. ile doldurup üzerine zift sürme işi. * Sahte süs, düzen.
KALAFAT: Vaktiyle Yeniçeri Ağasının giydiği kırmızı bir başlık.
MESAFAT: (Mesâfe. C.) Mesafeler. Uzaklıklar.
MESÂFÂT-I BAİDE: Uzak mesafeler.
MUAFAT: Afvetmek. * Sıhhat vermek. * Sıhhat ve âfiyet bulmuş, iyileşmiş kimse. * Hastalık veya belâdan korunma. Musibetlerden muhafaza olunma.
MUKTATAFAT: (Muktataf. C.) (İktitaf. dan) Derlemeler, toplamalar. Derlenmiş şeyler.
MUSAFAT: (Safvet. den) Samimi ve hâlis dostluk.
MUTAFATTIN: (Fatânet. den) Anlayışlı. Hem anlayıp farkına varan. Kavrayan.
MUVAFAT: Sözünün eri olma.
MUZAFAT: (Muzâf. C.) (Zayf. dan) Bir şeyin ekleri, ilâveleri. Bir merkezin şubeleri, kolları.
MUZAHRAFAT: (Bak: Müzahrafât)
MÜKÂFAT: (Kifâyet. den) Bir hizmet veya muvaffakiyete ve iyiliğe karşı verilen karşılık. * Berâberlik. * Takdirnâme.
MÜKÂFAT-I NAKDİYE: Para mükâfatı.
MÜKÂFATEN: Mükâfat ve karşılık olarak.
MÜLATAFAT: (Mülâtafa. C.) Lâtifeler, mülâtafa etmeler, şakalaşmalar.
MÜNAFAT: Birbirinin aksine olan. Birbirine aykırı olmak. Aykırılık, mugayeret, münafi, muhalefet.
MÜNASAFATEN: Yarıyarıya olarak.
MÜSAFAT: Hastayı tedâvi etme. * Birbirine kötü muâmele yapma.
MÜVAFAT: Teslim etmek.
NAFATA: Vücutta çıkan sivilce veya kabarcık.
TAFATTUN: (Fatanet. den) Anlama, farkına varma, akıl erdirme.
TAFATTUR: Yarılma, ayrılma, açılma.
TETABU-U İZAFAT: Bir çok kelimenin birbirine muzaf ve muzafün ileyh olması. Zincirleme isim takımı. (İhtizazat-ı esvat-ı beşeriye misalinde olduğu gibi.)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AFAT-I SEMAVİYE : Semavi âfetler. Allah tarafından insanları ikaz ve ceza için verilen belâ ve musibetler.
AFA' : Eşek sıpası.
AFA' : Eşek sıpası.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...