| Kelime | Anlam |
|---|
| AFF: | İffet, namus. İffetli olmak. Nefsini haramdan men'etmek. |
| İçerisinde 'AFF' geçenler |
|---|
| AB-I MUSAFFÂ: | Temizlenmiş, tasfiye edilmiş su. Saf su. |
| AHAFF: | Pek hafif, çok hafif. * Düşüncesiz. |
| ASEL-İ MUSAFFA: | Süzme bal. |
| DAFF: | Dar, zıyk. |
| DAFFAT: | Devesini kiraya veren deveci. |
| DAFFATA: | Metâ ve kumaş götüren deve. * Çokluk, cemaat. |
| DAFFE: | Yan, taraf. |
| DUHUL-İ MUZAFFERÂNE: | Muzafferce giriş. |
| EHAFF: | Çok hafif. |
| EHAFF-İ MÜCÂZÂT: | Cezâların en hafif olanı. |
| ESBAB-I MUHAFFİFE: | (Esbâb-ı mazeret) Yapılan bir cürmün ve kabahatın cezasını hafifletici sebebler. |
| GAFFAR: | (Gufran. dan) Günahları örten, günahları bağışlayıcı. Mağfireti çok. * Kullarının günahlarını afveden Cenâb-ı Hak (C.C.) |
| GAFFAR-ÜZ-ZÜNUB: | Günahları örten, affeden Allah (C.C.) |
| HAFF: | Bir şeyin etrâfını dolanan. Bir nesnenin çevresini dolanan. |
| HAFF: | Tavaf etmek. * Süslemek. * Hizmet etmek. * Kesmek. |
| HAFF: | Alaca renkli at. |
| HAFFAF: | Ayakkabı, terlik vb. gibi şeyler yapan ve satan. Kavaf. |
| HAFFANE: | (C.: Haffân) Deve kuşu yavrusu. * Hizmet. * Maiyyet. |
| HAFFAR: | Çukur kazan, kuyu kazan. |
| HAFFE: | (C.: Hıff) Çulhaların bez sardıkları ağaç. |
| KAFF: | Parmak arasına birşey gizlemek. * Ot kurutmak. |
| KAFFAF: | Parmakları arasında birşey gizleyip çalan kimse. |
| KAFFAL: | Çilingir. Anahtarcı. |
| KAFFAN: | Büyük terazi. |
| KÂFFE: | Hep. Bütün. Cümle. |
| KÂFFE-İ EF'AL: | Bütün işler. |
| KÂFFE-İ EFRÂD: | Bütün fertler. |
| KÂFFETEN: | Bütünü. Hepsi birden. |
| MAHAFFE: | Mahfe. Deve veya katır üzerine konan ve içinde iki kişi oturabilecek yeri olan kapalı mahmil. |
| MASAFF: | Savaş, muhârebe, harp, cidâl yeri. |
| MESAFF: | (Saff. dan) (C.: Mesâff) Sıra sıra dizilme yeri. |
| MİHAFFE: | Mahfe. Katır veya develerin sırtına konulan ve iki kişinin oturabileceği büyüklükte olan sepet. |
| MUHAFFEF: | Hafiflendirilmiş, hafif edilmiş olan. |
| MUHAFFİF: | (Hıffet. den) Hafifleten, hafifletici. |
| MUKAFFA: | Kafiyeli, kafiyelenmiş. Birbirini tâkib eden. |
| MUKAFFEL: | (Kufl. den) Kilitlenmiş, kilitli. |
| MUKAFFÎ: | Resul-i Ekremin (A.S.M.) bir ismidir. (Çünkü, O'nu dünyanın hiç bir şeyi Allah'a tâbi olmaktan ayıramamış ve bütün enbiyâ ve resullerin iyi yollarını da tâkib etmiştir.) |
| MUSAFF: | (C: Misâf) Cenk etmek için durulan yer. Dövüş yeri. |
| MUSAFFA: | Sâfileşmiş. Temizlenmiş. Süslenmiş. |
| MUSAFFAF: | (Saff. dan) Sıra sıra dizilmiş. Saflar biçiminde düzenlenmiş. |
| MUSAFFER: | Boşalmış, hâli. * Sararmış. |
| MUSAFFÎ: | Sâfileştiren. Temizleyen. Süzen. Tasfiye eden. |
| MUSAFFİR: | Islık çalan, seslenen. |
| MUTAFFİF: | Alış verişde hilekârlık eden. Fazla alıp noksan mal veren. |
| MUTAFFİFÎN: | Ticârette hile yapanlar, fazla alıp noksan veren ve eksik tartanlar. |
| MUTASAFFÎ: | Tasaffi eden. Saffet ve sâfilik hasıl eden. Temiz olan. Saflaşan. |
| MUTATAFFİL: | Arkasından giden, uyan. * Parazit olan, tatafful eden. |
| MUVAFFAK: | Başarmış. Gâyesine erişmiş. Ulaşmış. Başarılı. |
| MUVAFFAKİYET: | (C: Muvaffakiyât) (Vefk. den) Allah'ın yardımıyla başarı gösterme. * Ele geçirme, başarma. |
| MUVAFFIK: | Muvaffak eden. Başarıya ulaştıran. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AFA' : | Eşek sıpası. |