Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AFF: İffet, namus. İffetli olmak. Nefsini haramdan men'etmek.
İçerisinde 'AFF' geçenler
AB-I MUSAFFÂ: Temizlenmiş, tasfiye edilmiş su. Saf su.
AHAFF: Pek hafif, çok hafif. * Düşüncesiz.
ASEL-İ MUSAFFA: Süzme bal.
DAFF: Dar, zıyk.
DAFFAT: Devesini kiraya veren deveci.
DAFFATA: Metâ ve kumaş götüren deve. * Çokluk, cemaat.
DAFFE: Yan, taraf.
DUHUL-İ MUZAFFERÂNE: Muzafferce giriş.
EHAFF: Çok hafif.
EHAFF-İ MÜCÂZÂT: Cezâların en hafif olanı.
ESBAB-I MUHAFFİFE: (Esbâb-ı mazeret) Yapılan bir cürmün ve kabahatın cezasını hafifletici sebebler.
GAFFAR: (Gufran. dan) Günahları örten, günahları bağışlayıcı. Mağfireti çok. * Kullarının günahlarını afveden Cenâb-ı Hak (C.C.)
GAFFAR-ÜZ-ZÜNUB: Günahları örten, affeden Allah (C.C.)
HAFF: Bir şeyin etrâfını dolanan. Bir nesnenin çevresini dolanan.
HAFF: Tavaf etmek. * Süslemek. * Hizmet etmek. * Kesmek.
HAFF: Alaca renkli at.
HAFFAF: Ayakkabı, terlik vb. gibi şeyler yapan ve satan. Kavaf.
HAFFANE: (C.: Haffân) Deve kuşu yavrusu. * Hizmet. * Maiyyet.
HAFFAR: Çukur kazan, kuyu kazan.
HAFFE: (C.: Hıff) Çulhaların bez sardıkları ağaç.
KAFF: Parmak arasına birşey gizlemek. * Ot kurutmak.
KAFFAF: Parmakları arasında birşey gizleyip çalan kimse.
KAFFAL: Çilingir. Anahtarcı.
KAFFAN: Büyük terazi.
KÂFFE: Hep. Bütün. Cümle.
KÂFFE-İ EF'AL: Bütün işler.
KÂFFE-İ EFRÂD: Bütün fertler.
KÂFFETEN: Bütünü. Hepsi birden.
MAHAFFE: Mahfe. Deve veya katır üzerine konan ve içinde iki kişi oturabilecek yeri olan kapalı mahmil.
MASAFF: Savaş, muhârebe, harp, cidâl yeri.
MESAFF: (Saff. dan) (C.: Mesâff) Sıra sıra dizilme yeri.
MİHAFFE: Mahfe. Katır veya develerin sırtına konulan ve iki kişinin oturabileceği büyüklükte olan sepet.
MUHAFFEF: Hafiflendirilmiş, hafif edilmiş olan.
MUHAFFİF: (Hıffet. den) Hafifleten, hafifletici.
MUKAFFA: Kafiyeli, kafiyelenmiş. Birbirini tâkib eden.
MUKAFFEL: (Kufl. den) Kilitlenmiş, kilitli.
MUKAFFÎ: Resul-i Ekremin (A.S.M.) bir ismidir. (Çünkü, O'nu dünyanın hiç bir şeyi Allah'a tâbi olmaktan ayıramamış ve bütün enbiyâ ve resullerin iyi yollarını da tâkib etmiştir.)
MUSAFF: (C: Misâf) Cenk etmek için durulan yer. Dövüş yeri.
MUSAFFA: Sâfileşmiş. Temizlenmiş. Süslenmiş.
MUSAFFAF: (Saff. dan) Sıra sıra dizilmiş. Saflar biçiminde düzenlenmiş.
MUSAFFER: Boşalmış, hâli. * Sararmış.
MUSAFFÎ: Sâfileştiren. Temizleyen. Süzen. Tasfiye eden.
MUSAFFİR: Islık çalan, seslenen.
MUTAFFİF: Alış verişde hilekârlık eden. Fazla alıp noksan mal veren.
MUTAFFİFÎN: Ticârette hile yapanlar, fazla alıp noksan veren ve eksik tartanlar.
MUTASAFFÎ: Tasaffi eden. Saffet ve sâfilik hasıl eden. Temiz olan. Saflaşan.
MUTATAFFİL: Arkasından giden, uyan. * Parazit olan, tatafful eden.
MUVAFFAK: Başarmış. Gâyesine erişmiş. Ulaşmış. Başarılı.
MUVAFFAKİYET: (C: Muvaffakiyât) (Vefk. den) Allah'ın yardımıyla başarı gösterme. * Ele geçirme, başarma.
MUVAFFIK: Muvaffak eden. Başarıya ulaştıran.
MUZAFFER: Kahraman. Gâlip gelmiş. Başarmış. Muvaffak olmuş. Zafer kazanmış, zafer kazanan.
MUZAFFERANE: f. Muzaffer olan bir kimseye yakışır surette.
MUZAFFEREN: Muzaffer olarak. Üstün gelerek, muvaffak olarak, galip olarak.
MUZAFFERİYET: Üstünlük, muzafferlik, düşmana üstün gelme.
MÜTEAFFİF: İffetli, şerefli, namuslu.
MÜTEAFFİFÂNE: f. İffetlilikle, şerefle, nâmuslulukla.
MÜTEAFFİFÎN: (Müteaffif. C.) İffetli, namuslu ve şerefli kimseler. Müteaffifler.
MÜTEAFFİN: Kokan. Taaffün eden. Çürüyüp bozulan.
MÜTEGAFFİL: Gaflette bulunan. Bilmiyor görünen.
MÜTEHAFFIZ: (C.: Mütehaffızîn) (Hıfz. dan) Korunup sakınan, tahaffuz eden.
MÜTEHAFFIZÎN: (Mütehaffız. C.) Korunup sakınanlar, tahaffuz edenler.
MÜTEHAFFİF: Ayağa mest veya çizme cinsinden bir şey giyen. * Hafifliyen, tahaffüf eden.
MÜTELAFFIZ: (Lafz. dan) Telaffuz eden, bir kelâmı ağzından çıkaran, söyleyen.
SAFF: Bir sıra dizilmiş şey, bir şeyi sıra ile uzun uzadıya dizmek. * Câmide cemâatın sırası.
SAFF-I EVVEL: İlk saf, birinci saf. * İlk sahabeler. * Bir hareket ve cereyanın ilk sahipleri.
SAFF SURESİ: Kur'an-ı Kerim'de 61. suredir. İsa, Havariyyun Suresi de denir. Medenîdir.
SAFFAT: (Saff. C.) Saf olanlar, saf yapanlar.
SAFFAT SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 37. suresidir. Mekkîdir.
SAFFAT: (C.: Sıfâ-Esfâ-Sufâ) Düz kaygan taş.
SAFF-BESTE: f. Saf bağlamış, saf olmuş.
SAFF-DER: (C.: Saff-derân) f. Düşman saflarını yaran yiğit.
SAFF-DERÂNE: f. Yiğitçesine.
SAFFEYN: İki sıra. * Muharebede karşılaşan iki taraf.
SAFF-SAFF: Dizi dizi. Sıra sıra.
SAFF-ŞİKAF: f. Düşman saflarını yararak bozan yiğit.
SAFF-ZEN: f. Düşman saflarını vurup yaran yiğitler.
TAAFFÜF: İffetli olma. İffetli görünme. * Tekellüfle salihlik yapma. Ahlâk dışı şeylerden kaçınma. * İstemekten uzak durma.
TAAFFÜN: (Ufunet. den) Çürüyüp kokuşma. Leş kokusu. Fena ve pis kokular.
TAAFFÜN-İ NEFES: Nefesin kokması.
TAAFFÜNAT: (Taaffün. C.) Fena ve pis kokular.
TAFF: Tamam alıp eksik vermek.
TAHAFFUZ: Korumak, sakınmak. Kendini muhafaza etmek. * Barınmak.
TAHAFFUZÎ: Korunma ile ilgili.
TAHAFFUZKÂR: f. Korunan, sakınan. Kendisini muhafaza eden.
TAHAFFÜF: (Hiffet. den) Hafiflemek. Hafif olmak. * Ayağa mest gibi bir şey giymek.
TAKAFFÜL: Kapamak. * Kilitlemek. * Tilki eniği.
TASAFFİ: Saflaşmak. Durulmak. Temizlenmek.
TASAFFUH: Yaprak yaprak olma. * Levha biçiminde olma, levha hâline konulma.
TASAFFÜR: Sararmak.
TAZAFFÜR: Galip olmak, yenmek.
TEAFFÜF: (Bak: Taaffüf)
TEAFFÜN: (Bak: Taaffün)
TELAFFUZ: Söyleyiş, söyleniş. * Ağızdan çıkan lâfız.
TENAFFUH: şişmek. " Uf, tüf, ah ve oh" demek.
TENAFFUT: Çok kızma, hiddetlenme.
TESAFFUH: Safha safha nazar etme. Bir bir bakma, teemmül etme.
TEŞAFF: Kap içinde olan suyu içmek.
TETAFFUL: (Tufl. dan) Dalkavukluk.
TEVAFFUK: (Vefk. den) Muvaffak olma, başarma.
TEŞAFF: Kap içinde olan suyu içmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AFA' : Eşek sıpası.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...