Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AFT: Pelteklikten sözü zorlukla söylemek. Kekemelik.
AFTAB: f. Güneş.
Pek güzel şahıs.
Çok parlak çehre.
AFTÂB-GERDAN: f. Güneşten korunmak üzere başa giyilen şey.
Avcı kulübesi.
AFTÂB-I KUREYŞ: Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz.
AFTABE: f. İbrik. Su kabı.
AFTAB-GERDEK: f. Kaya keleri.
Ayçiçeği.
AFTAB-GERDİŞ: f. Yer yüzü.
Kaya keleri.
Devamlı güneş gören yer.
AFTAB-GİR: f. Güneşlik, şemsiye.
Güneş gören yer.
AFTABÎ: f. Güneşlik, şemsiye, tente.
Güneşe ait, güneşle ilgili.
AFTAB-PEREST: f. Nilüfer çiçeği.
Güneşe tapan kimse.
Ayçiçeği.
AFTAB-RU: f. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel).
Sevimli, dilber.
Güneşe karşı olan (yer).
İçerisinde 'AFT' geçenler
AFTAB: f. Güneş. * Pek güzel şahıs. * Çok parlak çehre.
AFTÂB-GERDAN: f. Güneşten korunmak üzere başa giyilen şey. * Avcı kulübesi.
AFTÂB-I KUREYŞ: Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz.
AFTABE: f. İbrik. Su kabı.
AFTAB-GERDEK: f. Kaya keleri. * Ayçiçeği.
AFTAB-GERDİŞ: f. Yer yüzü. * Kaya keleri. * Devamlı güneş gören yer.
AFTAB-GİR: f. Güneşlik, şemsiye. * Güneş gören yer.
AFTABÎ: f. Güneşlik, şemsiye, tente. * Güneşe ait, güneşle ilgili.
AFTAB-PEREST: f. Nilüfer çiçeği. * Güneşe tapan kimse. * Ayçiçeği.
AFTAB-RU: f. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel). * Sevimli, dilber. * Güneşe karşı olan (yer).
HAFT: Dövmek.
HAFT: Sâkin olmak. * Sözü gizli söylemek.
HAFTA: f. Yedi günden ibaret müddet. Yedi günlük müddet.
HAFTAN: Eskiden savaşlarda zırh üzerine giyilen bir cins pamuklu elbise. * Kaftan.
HANDE-İ ÂFTÂB: Güneşin gülmesi. Güneşin doğması.
HUSUL-YÂFTE: f. Husule gelmiş, meydana çıkmış, hâsıl olmuş.
İFAKAT-YAFT: f. Sıhhat bulan, iyileşen, hastalıktan kalkan.
KAFTA: Cima etmek.
KAFTAN: Ekseriya mükâfat ve taltif olarak giydirilen süslü üstlük elbise. Hil'at, esvab.
LEB-İ ÂFTÂB: Gölge.
MAFTUR: (Fıtrat. dan) Yaradılışta olan. Fıtratta bulunan. * Yaradılmış.
PERVERİŞYÂFTE: f. Terbiye edilmiş, büyütülmüş, yetiştirilmiş, eğitilmiş.
REHAYAFTE: f. Kurtulmuş.
SA'DEDDİN-İ TAFTAZANÎ: (Hicr: 722-792) Horasan taraflarında Teftazan'da doğdu. İslâmiyete kıymetli eserleriyle hizmet eden büyük âlimlerdendir. Asıl ismi Ömer oğlu Mes'ud'dur.
SA'D-I TAFTAZANÎ: (M. 1322-1389) Horasan'da doğmuş büyük bir İlm-i Kelâm âlimidir. En meşhur eseri, "Makasıd" adlı kelâm kitabıdır. (Bak: Sa'deddin-i Taftazanî)
TAFTAF: Yumuşak taze ot. * Ağacın çevresi.
TAFTAFE: (C.: Tavâtıf) Böğür, hâsıra.
TAFTHANE: f. Matbaa. Basımevi.
TAFTİN: (Fatanet. den) Anlatma, akıl erdirtme.
TAFTİR: Orucunu açmak.
VAFTİZ: (Vaftis) (Rumcadan) Hristiyanlarca çocuğun ve hristiyanlığa yeni girenin dine girme şartı sayılan, suya sokma merasimi. (Bak: Ta'mid)
YAFTE: f. "Bulunmuş, bulmuş, bulunan" mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Şeref-yafte $ : f. Şeref bulmuş.
YAFTE (-): f. "Bulunmuş, bulmuş, bulunan" mânalarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Şeref-yafte f. Şeref bulmuş.
ZÜBUL-YAFTE: f. Gübrelenip kuvvetlenmiş olan.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AFTAB : f. Güneş. * Pek güzel şahıs. * Çok parlak çehre.
AFA' : Eşek sıpası.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...