| Kelime | Anlam |
|---|
| AGÂH: | (Ageh) f. Haberdar. Uyanık. Kalbi uyanık. Malumatlı. Basiretli. Vâkıf. Bilen. |
| AGÂHÂN: | (Agâh. C.) f. Agâhlar, bilenler, bilgililer. Âlimler. |
| AGÂHÎ (AGEHÎ): | f. Malumat, vukuf, haberdarlık. Uyanıklık, teyakkuz, basiret. |
| İçerisinde 'AGÂH' geçenler |
|---|
| AGÂHÂN: | (Agâh. C.) f. Agâhlar, bilenler, bilgililer. Âlimler. |
| AGÂHÎ (AGEHÎ): | f. Malumat, vukuf, haberdarlık. Uyanıklık, teyakkuz, basiret. |
| BELÂ-YI NÂGÂH: | Ansızın gelen musibet. Habersiz gelen belâ. |
| DİL-ÂGÂH: | f. Kalbi uyanık. Akıllı, bilgili, görgülü. Gönül anlar. |
| FENAGÂH: | f. Fânilik yeri olan bu dünya. |
| HAFAGÂH: | f. Gizlenilecek yer, gizlenme yeri, siper. |
| HEYCAGÂH: | f. Muharebe meydanı, savaş yeri. |
| İLTİCAGÂH: | f. Sığınılacak yer. Sığınacak şey. Sığınak. |
| KÂR-ÂGÂH: | f. İşbilir, uyanık. |
| KÂR-ÂGÂHÎ: | f. Uyanıklık, iş bilirlik. |
| KIYMET-AGÂH: | f. Kıymetten anlar, değer bilir. |
| NAGÂH: | f. Birdenbire, ansızın, hemen. (Nâgeh, nâgehan, nagehâne, nagehânî) |
| NAZRAGÂH: | f. Gözle bakılan yer, bakış yeri. Göz önü. |
| PENAGÂH: | f. Sığınacak yer. Sığınak. Melce'. |
| TEMAŞAGÂH: | f. Gam ve kederi defetmek için gezip seyredilecek yer. Eğlence mahalli. |
| TEMAŞAGÂH: | f. Gam ve kederi defetmek için gezip seyredilecek yer. Eğlence mahalli. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AGÂHÂN : | (Agâh. C.) f. Agâhlar, bilenler, bilgililer. Âlimler. |