Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AHAL: f. Birşeye yaramıyarak atılacak olan şey, çerçöp.
AHALİ: (Ehl. C.) Halk, umum, nâs.
Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
İçerisinde 'AHAL' geçenler
ADEM-İ MÜDÂHALE: Karışmamazlık.
AHALİ: (Ehl. C.) Halk, umum, nâs. * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
BAHAL: Malını kimseye vermeyip saklamak.
BEYN-EL AHALİ: Halk arasında, ahali arasında.
DAHAL: Aldatmak, mekretmek.
KAHAL: Koyunların derisini kurutan bir hastalık.
MAHALE: Çare, tedbir. * Hile.
MAHALİB: (Mahleb. C.) Yırtıcı hayvanların tırnakları, çengelli pençeleri.
MAHALL: Yer. Mekân. Cây.
MAHALL-İ SADAKA: Sadaka olarak verilen mal veya parayı şer'an almağa ehil olan kimse.
MAHALL-İ TEVARÜD: Vâsıl olunan yer. * Birisine yetişilen mahal.
MAHÂLL: (Mahall. C.) Yerler. Mekânlar.
MAHALLE: (C.: Mahallât) Şehir ve kasabaların bölündüğü parçalardan herbiri.
MAHALLETAN: Çömlek ve değirmen.
MAHALLÎ: Bir yere mahsus. Yerli.
MÜDAHALAT: (Müdahale. C.) Müdahaleler, karışmalar, araya girmeler.
MÜDAHALE: İşlere ve lüzumlu hallere, icabettiği için karışmak. Zararlı bir hal var ise, işe karışıp zararın def'ine çalışmak. * Araya girme. Sokulma.
MÜMAHALE: Mekir ve hile etme, aldatma.
NA-BEMAHAL: f. Yerinde olmadan. Mahallinde olmayan. * Münasebetsiz. Yersiz.
RAHAL: (C.: Rihâl) Semer. Palan.
TAHALHUL: Deprenmek, harekete gelmek. * Aşağı etmek.
TAHALHUL: (Halhal. dan) Ayağa bilezik takma. * Bir cismin hacminin büyümesi, şişmesi. * Hava cereyanı olması.
TAHALLİ: (Halâ. dan) Boşalmak. Boş kalmak. Tenhaya çekilmek. Yalnız kalmak.
TAHALLİ: (Halâvet. den) Kendi kendini donatmak. Süslenmek.
TAHALLUK: Ahlâklanmak. İyi huy edinmek. Yüksek İslâmi ahlâkla ahlâklanmak.
TAHALLUT: (Halt. dan) Karışma. Karışık olma.
TAHALLÜB: Sızma. Ter çıkarma. * Sütlenme. Süt peyda etme. * İmrendiğinden ağzının suyu akmak. * Pâre pâre etmek, dağıtmak, parçalamak.
TAHALLÜD: (Huld. dan) Bir yerde devamlı kalmak. Devamlı olmak.
TAHALLÜF: Geride bırakılma. Arkada kalma. * Değişme. Uygun olmama.
TAHALLÜL: (Hall. den) Hallolmak. Eczası birbirinden ayrılmak.
TAHALLÜL: (Halel. den) Bozulmak. Ekşimek. Sirke olmak. * Araya girmek. Başka bir şeyin müdahale etmesi, karışması. * Dişleri hilâllamak.(Haşirde bütün zevil-ervahın ihyası; mevt-âlud bir nevm ile kışta uyuşmuş bir sineğin baharda ihyâ ve inşâsından kudrete daha ağır olamaz. Zira kudret-i ezeliye zâtiyedir; tagayyür edemez, acz tahallül edemez, avâik tedâhül edemez, onda meratib olamaz, her şey O'na nisbeten birdir. H.)
TAHALLÜM: Bâliğ olmak.
TAHALLÜS: Halâs olmak. Kurtulmak. * Edb: şiirde mahlâs kullanmak.
TAHALÜS: Sövüşmek.
VAHAL: (C.: Evhâl, vuhul) Bataklık, batak çamurlu yer. (Bak: Vahl)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AHALİ : (Ehl. C.) Halk, umum, nâs. * Bir memleketin yerlileri, bir memlekette oturanlar, yaşayanlar.
AHABİR : (Ahbâr. C.) Hikâyeler. * Rivayetler.
AH : f. Aferin, bravo! manasına kullanılır.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...