Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| AHD: | Vâdetme. Söz verme. Vefâ. Yemin. And. Misak. Peymân. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet. |
| AHD-İ ATİK: | Tevrat, Zebur ve Mezamir'in bazıları, Yahudilerin eski ve mukaddes kitapları. |
| AHD-İ CEDİD: | f. İncil. |
| AHDÎ: | Ahde âid, sözleşmeye dâir. |
| AHD-NAME: | f. Anlaşmanın şartlarını ve anlaşmayı yapanların imzalarını taşıyan kağıt. |
| AHD Ü MİSÂK: | f. Yemin, anlaşma, sözleşme. |
| AHD Ü PEYMAN: | f. Yemin etme, söz verme. |
| AHDA': | Boyun damarlarından bir damar. Hilekâr, aldatıcı, kandırıcı. |
| AHDA': | Çok alçakgönüllü, halim, mütevazi. İtaatli. |
| AHDAK: | (Hadeka. C.) Göz bebekleri. |
| AHDAN: | (Hıdn. C.) Dostlar, yoldaşlar. |
| AHDAR: | Yeşil, yemyeşil, pek yeşil. |
| AHDAR-I NÂZIR: | Çok yeşil, yemyeşil, tam yeşil. |
| AHDAS: | (Hades. C.) Yeni hâdiseler, fena şeyler. Dertler, musibetler. Gençler. |
| AHDEB: | Hiç kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen, ahmak. Uzun boylu. |
| AHDEB: | Kambur. |
| AHDEL: | Boynu önüne eğilmiş olan. Çok eğik olan şey. |
| AHDER: | (C.: Ehadir) Kavi ve galiz olmak. Kaba olmak. Şaşı adam. |
| AHDER: | f. Kardeş çocuğu. Biraderzâde. |
| AHDERRÎ: | Yabani eşek. |
| AHDES: | Fikirli kişi. |
| AHDET: | (C.: Ahâd) Yağmur yağdıktan sonra yağan yağmur. |
| İçerisinde 'AHD' geçenler | |
| AHD-İ ATİK: | Tevrat, Zebur ve Mezamir'in bazıları, Yahudilerin eski ve mukaddes kitapları. |
| AHD-İ CEDİD: | f. İncil. |
| AHDÎ: | Ahde âid, sözleşmeye dâir. |
| AHD-NAME: | f. Anlaşmanın şartlarını ve anlaşmayı yapanların imzalarını taşıyan kağıt. |
| AHD Ü MİSÂK: | f. Yemin, anlaşma, sözleşme. |
| AHD Ü PEYMAN: | f. Yemin etme, söz verme. |
| AHDA': | Boyun damarlarından bir damar. * Hilekâr, aldatıcı, kandırıcı. |
| AHDA': | Çok alçakgönüllü, halim, mütevazi. İtaatli. |
| AHDAK: | (Hadeka. C.) Göz bebekleri. |
| AHDAN: | (Hıdn. C.) Dostlar, yoldaşlar. |
| AHDAR: | Yeşil, yemyeşil, pek yeşil. |
| AHDAR-I NÂZIR: | Çok yeşil, yemyeşil, tam yeşil. |
| AHDAS: | (Hades. C.) Yeni hâdiseler, fena şeyler. Dertler, musibetler. * Gençler. |
| AHDEB: | Hiç kimsenin fikir ve düşüncesini beğenmeyen, ahmak. * Uzun boylu. |
| AHDEB: | Kambur. |
| AHDEL: | Boynu önüne eğilmiş olan. * Çok eğik olan şey. |
| AHDER: | (C.: Ehadir) Kavi ve galiz olmak. Kaba olmak. * Şaşı adam. |
| AHDER: | f. Kardeş çocuğu. Biraderzâde. |
| AHDERRÎ: | Yabani eşek. |
| AHDES: | Fikirli kişi. |
| AHDET: | (C.: Ahâd) Yağmur yağdıktan sonra yağan yağmur. |
| BAHDELE: | İşte çabukluk gösterme. * Eğilme, kırılma. (Kürek kemiği için). |
| BAHR-İ AHDAR: | Hint Okyanusu. |
| BED-AHD: | f. Ahdinde, sözünde durmayan, vefasız. |
| CAHD: | Bile bile inkâr etme. |
| CAHD-I MUTLAK, CAHD-I MÜSTAĞRAK: | Arab gramerinde menfî olan iki geniş zaman sigası. Muzari fiillerinin başına (Lem; $ ) ve (Len $) getirilerek olur. |
| CAHDEL: | Semiz. |
| CAHDEM: | (C.: Cehâdim) Ekin tarlası. |
| CAHDER: | Kısa boylu. |
| CİHET-ÜL VAHDET: | Birlik ciheti. |
| CİHET-ÜL VAHDET-İ İTTİHAD: | Birleşmenin birlik ciheti. Yani birleştiren temel unsur. Birleştiren ve birleşilen esas. |
| CAHD-I MUTLAK, CAHD-I MÜSTAĞRA: | Arab gramerinde menfî olan iki geniş zaman sigası. Muzari fiillerinin başına (Lem; $ ) ve (Len $) getirilerek olur. |
| DAHD: | Kahretmek. |
| DAHDAH: | Kısa boylu adam. |
| DAHDAH: | Küçük adımlı kimse. |
| DAHDAH: | (C.: Dahazıh) Arzu, istek. |
| DAHDAHA: | Yorulmak, yorultmak. * Yavaşlamak. * Muti etmek, emre itaat ettirmek. * Hor etmek. |
| DAHDAHA: | Suyun dökülüp saçılması. * Serabın uzaktan su gibi görünüp parlaması. |
| DAHDAR: | Beyaz bez. |
| DAMGA-İ VAHDET: | f. Birlik damgası. Cenab-ı Hakkın birliğini gösteren delil. |
| DERYA-YI AHDAR: | Yeşil deniz. * Mc: Sema, gök. |
| EB'ÂD-I NÂMAHDUD: | Hudutsuz uzaklıklar ve mekânlar. |
| ÇARH-I AHDAR: | Gök kubbe. |
| GAYR-I MAHDUD: | Hudutsuz, uçsuz bucaksız, sonsuz. |
| HİLÂL-İ AHDAR: | Yeşilay. |
| KAHD: | Koyunun beyaz kuzusu. * Açılmamış nergis. |
| KÂHDAN: | f. Samanlık. İçine saman doldurulan oda. |
| KAHDE: | (C.: Kıhâd) Devenin hörgücü dibi. |
| KARİB-ÜL AHD: | Yakın zamanda. |
| LAHD (LUHD): | (C.: Lühud) Mezar. Üstü yükseltilerek yapılan mezar. * Eğilmek. * Bir tarafına meyilli olan çukur. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AHD-İ ATİK : | Tevrat, Zebur ve Mezamir'in bazıları, Yahudilerin eski ve mukaddes kitapları. |
| AH : | f. Aferin, bravo! manasına kullanılır. |