| Kelime | Anlam |
|---|
| AHH: | Öksürmek. |
| İçerisinde 'AHH' geçenler |
|---|
| ASÂKİR-İ MUVAHHİDÎN: | Allahın birliğine inanan askerler. İslâm ordusu. |
| BAHH: | Ses kesilmek, boğaz kısılmak. |
| BAHHA': | Sesi kesilmiş olan kadın. (Müz: Ebahh) |
| BAHHAL: | (Buhl. dan) Çok bahil, çok tamahkâr, pek cimri. Çok alçak adam. |
| BAHHAR: | (Bahr. den) Gemici, denizci. |
| BAHHAS: | (Bahs. den) Çok bahseden, bahsetmeyi seven. |
| CAHH: | Ayakları uzun, yeşil çekirge.* Adamın beli bükülüp eğilmek. |
| CERRAHHÂNE: | Osmanlılarda ordu için cerrah yetiştiren müessese. Yüksek dereceli okul. |
| CERRAHHÂNE-İ ÂMİRE: | Geçen asırda yeni usullerle cerrahlık yapılan Osmanlı tıp müessesesi, cerrahhânesi. |
| DAHH: | Yer altında bir şey gizlemek. |
| DAHH: | Bevlin uzaması. |
| DAHHAK: | Çok gülen. Çok gülücü. * İran'da eski tarihte yaşamış çok zâlim bir hükümdarın adı. |
| DAHHAS: | (C.: Dehâhis) Toprak içinde kaybolup bulunmayan küçük bir böcek. |
| EBAHH: | Sesi kısık olan kimse. Avazı tutkun kişi. (Müe: Buhhâ) |
| ERAHH: | Tırnağı yassı ve geniş olan hayvan. |
| ESAHH: | En sahih. Çok doğru. İllet ve kusurdan çok uzak ve beri olan $ |
| FAHH: | Ağ, kapan, tuzak. |
| FAHH-UL FÂR: | Fare kapanı. |
| FAHHAM: | Kömürcü. |
| FAHHAR: | Çok öğünen. Çok iftihar eden. Fahur. * Çanak, Çömlek. Toprak testi. |
| FAHHARE: | Ağaç kap. |
| FAHHARÎ: | Çanak, çömlek, testi ve bardak yapan kimse. |
| FAHHAŞ: | Her cins fenalık ve kötülükleri şahsında toplamış olan kimse. |
| ISLAHHANE: | Tar: San'at mekteblerine önceleri verilen isim. * Islah evi. |
| KAHHAR: | Galib-i Mutlak ve her an kahretmeğe muktedir olan Allah (C.C.) Hak Celle ve A'lâ'nın esmâ ve sıfâtındandır. |
| KAHHARANE: | Kahharcasına. Kahredercesine. |
| LAHH: | Göz yaşının çok olması. |
| LAHH: | Ulaşmak, varmak. * Yağmuru kesilmeyen bulut. |
| LAHHAM: | Kaz gibi büyük, başı kızıl, kanadı kara bir kuş. Vezega dedikleri keler. |
| MAHH: | Yumurtanın akı. |
| MATEAHHAR: | (Mâ-teahhar) Sonra gelen. Sonradan gelen. |
| METBU-U MÜFAHHAM: | Hükümdar. Padişah. |
| MUAHHAR: | Sonraya bırakılmış, te'hir edilmiş, geriye bırakılmış. Sonradan. |
| MUAHHAREN: | Sonradan, bilâhare. Muahhar olarak. |
| MUBAHHAL: | Cimri, tamahkâr, pinti. |
| MUBAHHAR: | Tütsülenmiş. * Buhar hâline gelmiş, buharlanmış. |
| MUFAHHAM: | Büyüklük kazanmış, kerem sahibi, itibarlı, azim, büyük. |
| MUFAHHAM: | (Fahm. dan) Kömürleşmiş, kömür halini almış. |
| MUKAHHİR: | (Kahr. dan) Kahreden, tahkir eden, yok eden. |
| MURAHHAM: | Kısaltma. * Son harfleri veya heceleri düşürülmüş. |
| MURAHHAS: | Devlet veya herhangi bir teşekkül nâmına, salâhiyyetli olarak bir yere bir vazife ile gönderilen kimse. * Terhis edilen. İzin verilen. Tâlimat verilen kimse. |
| MURAHHASA: | Ermeni piskoposu. |
| MURAHHASİYET: | Murahhaslık, delegelik. |
| MURAHHİL: | (Rıhlet. den) Bir yerden diğer bir yere göçüren. Terhil eden. |
| MUSAHHAF: | Yanlışlıkla değiştirilmiş. |
| MUSAHHAH: | Tashih edilmiş. Yanlışları düzeltilmiş. |
| MUSAHHAR: | Teshir edilmiş. Ele geçirilmiş. Fethedilmiş. * İstenilen hâle konulmuş. * Birine bağlanmış. |
| MUSAHHİH: | Tashih eden. Yanlışları düzelten. |
| MUSAHHİHÎN: | (Musahhih. C.) Musahhihler, tashih işi ile uğraşanlar. |
| MUSAHHİN: | (Sahn. den) Isıtan, ısıtıcı. Teshin eden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AH : | f. Aferin, bravo! manasına kullanılır. |