Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AHRA: Daha lâyık, daha münasib, en elverişli.
AHRAB: Kulağı kesik.
Kulaktaki küpe deliği.
AHRAC: (Hırc. C.) Hayvanların yular, tasma ve palanlarına dizilen boncuklar.
AHRAD: Pek tamahkâr cimri.
AHRAK: Miskin, akılsız adam.
AHRAM: (Harem ve Harim. C.) Gizli yerler. Gizli olup herkesin girmesi serbest olmayan yerler.
Kadınların bulunduğu haremlikler.
AHRAR: (Hür. C.) Hürler. Esir veya köle olmayan kimseler.
Silsilesinde esir veya köle bulunmayanlar.
Hürriyetçiler.
AHRARANE: f. Hürriyetçilere yakışır tarzda. Serbestçe. Hür olana yakışır surette.(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder. Mün.)
AHRAS: (Hâris. C.) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular.
AHRAS: Dilsiz.
AHRAZ: (Ahrad) Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü.
İçerisinde 'AHRA' geçenler
AHRAB: Kulağı kesik. * Kulaktaki küpe deliği.
AHRAC: (Hırc. C.) Hayvanların yular, tasma ve palanlarına dizilen boncuklar.
AHRAD: Pek tamahkâr cimri.
AHRAK: Miskin, akılsız adam.
AHRAM: (Harem ve Harim. C.) Gizli yerler. Gizli olup herkesin girmesi serbest olmayan yerler. * Kadınların bulunduğu haremlikler.
AHRAR: (Hür. C.) Hürler. Esir veya köle olmayan kimseler. * Silsilesinde esir veya köle bulunmayanlar. * Hürriyetçiler.
AHRARANE: f. Hürriyetçilere yakışır tarzda. Serbestçe. Hür olana yakışır surette.(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder. Mün.)
AHRAS: (Hâris. C.) Bekçiler, muhafızlar, koruyucular.
AHRAS: Dilsiz.
AHRAZ: (Ahrad) Kirpikleri dökülmüş, çipil gözlü.
KAHRAMAN: (C.: Kahramanan) f. Yiğit, cesur, bahadır. * Fars mitolojisinde Rüstem'in yendiği kişi. * İş buyuran, hüküm sâhibi.
KAHRAMANAN: (Kahraman. C.) f. Kahramanlar. Cesur kimseler, yiğitler.
KAHRAMANANE: f. Kahramanca, yiğitçe, cesurane.
KAHRAMANÎ: f. Yiğitlik, kahramanlık, cesurluk.
MAHRA: Değerli ve itibarlı insan. * Uygun, münâsib ve elverişli şey.
MAHRAB: (C: Mehârib) Cenk edecek, dövüşülecek yer.
MUZAHRAFAT: (Bak: Müzahrafât)
SAHRA: (C.: Sahârâ-Sahravât) Kır, ova, çöl. * Yazı. * Kızıl dişi eşek. (Müz-Eshar)
SAHRA-YI KEBİR: Büyük çöl. Cezayir, Tunus ve Libya'nın güneyinden Çat Çölü hizasına kadar uzanan Afrika'nın en büyük çölü.
SAHRA-NEVERD: f. Çölde dolaşan. Göçebe.
SAHRA-NİŞİN: f. Çölde oturan. Sahrada hayat geçiren.
SAHRAVAT: (Sahra. C.) Sahralar, çöller. Ovalar. Kırlar.
SAHRA-NİŞİN: f. Çölde oturan. Sahrada hayat geçiren.
ŞAHRAH: f. Büyük ve işlek yol, cadde. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve işlek yol.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AHRAB : Kulağı kesik. * Kulaktaki küpe deliği.
AHRAB : Kulağı kesik. * Kulaktaki küpe deliği.
AH : f. Aferin, bravo! manasına kullanılır.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...