Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| AHTE: | f. Dışarı çıkarılmış, dışarı çekilmiş. (kılıç, bıçak gibi..) Husyesi çıkarılmış hayvan. |
| AHTEB: | Arı kuşu dedikleri kuş. Kızıl eşek. |
| AHTEL: | Sarkık kulaklı. |
| AHTEM: | Uzun burunlu. |
| AHTER: | Yıldız. Mc: Baht, talih. |
| AHTER-İ DÜNBÂLE-DAR: | Kuyruklu yıldız. |
| AHTERÂN: | f. Yıldızlar. Necimler. |
| AHTER-BÎN: | f. Müneccim. Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse. |
| AHTER-GÛ: | f. Yıldız ilmi ile uğraşan kişi, müneccim. |
| AHTER-ŞİNAS: | f. Yıldız ilmi ile uğraşan. Müneccim. |
| İçerisinde 'AHTE' geçenler | |
| AHTEB: | Arı kuşu dedikleri kuş. * Kızıl eşek. |
| AHTEL: | Sarkık kulaklı. |
| AHTEM: | Uzun burunlu. |
| AHTER: | Yıldız. * Mc: Baht, talih. |
| AHTER-İ DÜNBÂLE-DAR: | Kuyruklu yıldız. |
| AHTERÂN: | f. Yıldızlar. Necimler. |
| AHTER-BÎN: | f. Müneccim. Yıldız ilmi ile meşgul olan kimse. |
| AHTER-GÛ: | f. Yıldız ilmi ile uğraşan kişi, müneccim. |
| AHTER-ŞİNAS: | f. Yıldız ilmi ile uğraşan. Müneccim. |
| BAHTE: | Semiz, besili koyun. * Burulmuş üç yaşında koç. |
| BAHTEK: | f. Uykuda iken ağırlık basma. * Fena tâlih, küçük şans. |
| BAHTERÎ: | Salına salına yürüyen, yürüyüşü güzel olan adam. * Mağrur, kibirli. Kendini beğenmiş. |
| BERENDAHTE: | f. Yükseğe çıkarılmış, üste çıkarılmış. Yükseğe kaldırılmış. |
| DAHTEN: | f. Bilmek. |
| EFRAHTE: | f. Yukarı kaldırılmış, yükseltilmiş, yükselmiş. |
| ENDAHTE: | f. Terkedilmiş, bir tarafa atılmış. Bırakılmış. |
| GÜDAHTE: | f. Erimiş. |
| HEFT-AHTER: | f. Yedi gezegen. Yedi seyyâre. |
| KÛTAHTER: | f. Pek kısa, çok ufak. |
| LENG-FAHTE: | f. Topal güvercin. |
| MAHTELEF-EL MELEVAN: | Gece ve gündüzün ihtilâfı ve değişmesi müddetince. |
| MİN-HAYSÜ-LAYAHTESİB: | Hesab edilmedik ve umulmadık yerden veya kadar (mânasında). |
| NEVAHTE: | f. Okşanmış. * Saz çalmış. |
| NEVAHTEN: | f. Çalgı veya saz çaldırmak. |
| NİKAHTER: | (Nik - ahter) f. Tâlihli, şanslı, mutlu. |
| PERDAHTE: | f. Cilâlanmış, parlatılmış. * Temizlenmiş, düzenlenmiş, tertib edilmiş. |
| SAHTE: | f. Düzme, yapmacık, yalandan, taklit. * Kalp, karışık. |
| SAHTEGÎ: | f. Sahtelik, yalan, düzme. |
| SAHTEKÂR: | f. Sahte iş yapan, hilekâr. Kalpazan. |
| SAHTEKÂRÎ: | f. Hilekârlık, sahtekârlık. |
| SAHTEVEKAR: | f. Yapmacık tavırlar takınan, kendini satmaya çalışan. |
| ŞAHTEREC: | şahtere otu. |
| ŞEKAHTEB: | İki boynuzlu koç. |
| ŞEMAHTER: | Kötü, menhus. |
| ŞAHTEREC: | Şahtere otu. |
| ŞEMAHTER: | Kötü, menhus. |
| TAHTE: | f. Yağmalanmış, soyulmuş, talan edilmiş. |
| TAHTE: | Alt, altta, altında. |
| TAHTE: | f. Tahta. |
| TAHTELHIFZ: | (Taht-el hıfz) Muhafaza altında. |
| TAHTESSERA: | (Taht-es serâ) Toprak altı. |
| YAHTE: | f. Benzer, misil, eş, nazir. * Oda. * Küçük küp. |
| YAHTEMİL: | İhtimal. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AHTEB : | Arı kuşu dedikleri kuş. * Kızıl eşek. |
| AHTAB : | (Hatab. C.) Odunlar. |
| AH : | f. Aferin, bravo! manasına kullanılır. |