Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AHUR: f. Ahır, dam.
AHURİ: f. Hardal.
İçerisinde 'AHUR' geçenler
AHURİ: f. Hardal.
BAHUR: Çok sıcak. Çok sıcaklık.
BAHÛR: Sıcakta yerden yükselen buhar. * Tütsü. Yakılarak güzel kokular elde edilen ot ve sâir şey.
BAHÛRDÂN: f. İçinde tütsü yakılan kap.
EYYAM-I BAHUR: Ağustos ayının ilk yedi günü.
FAHUR: Çok övünen, çok iftihar eden. Mütekebbir. Tekebbür ve taazzum edici.
FAHUR: Bir fesliğen cinsi.
FAHURANE: f. Kendini beğenerek. Kendini medhederek. Çok övünerek.
FERAHUR: f. Uygun, lâyık, münasib.
FERİH FAHUR: Sevinçli olarak, iftihar ederek.
ÇERB-AHUR: f. İçinde yemi bol olan ahır. * Bolluk içinde yaşıyan kimse.
HAS AHUR: Tar: Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır.
MAHUR: f. Kumarhâne. Meyhâne.
MERMAHUR: Bir cins güzel koku.
MİR-AHUR: f. Sarayda at işlerine bakan memurun ünvanıdır.
SAHUR: Temcid yemeği. Ramazan'da şafaktan önce yenen yemekr.
SAHUR: Gece uyanıklığı, uykusuzluk. * Ayın etrafındaki hâle. * Yer yüzünün gölgesi.
ŞAHUR: f. Ekmek fırını.
ŞARAB-I TAHUR: Temiz ve helâl olan Cennet şarabı. Cennete mahsus şurub.
TAHUR: Tâhir. Hem temiz hem temizleyici. Çok temiz.
TECAHÜR: Aşikâre olmak, açık ve belli olmak.
TEFAHUR: Fahirlenmek. İftihar etmek. Kendini iyi görüp, kusurdan gaflet etmek.
TEZAHÜR: Meydana çıkma, belirme, görünme. Gösteriş. * Birbirini korumak, birbirine arka olmak. * Arkalaşmak; yâni birbirine yardım etmek. * Avretine zıhar etmek, yani zevcesinin arkasını validesinin arkasına teşbih ederek "zuhruki kezuhri ümmî" demek.
TEZAHÜRÂT: (Tezahür. C.) Görünüşler. Gösterişler. Gösteriş için toplanmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AHURİ : f. Hardal.
AHU : Kardeş, dost.
AH : f. Aferin, bravo! manasına kullanılır.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...