| Kelime | Anlam |
|---|
| AHUR: | f. Ahır, dam. |
| AHURİ: | f. Hardal. |
| İçerisinde 'AHUR' geçenler |
|---|
| AHURİ: | f. Hardal. |
| BAHUR: | Çok sıcak. Çok sıcaklık. |
| BAHÛR: | Sıcakta yerden yükselen buhar. * Tütsü. Yakılarak güzel kokular elde edilen ot ve sâir şey. |
| BAHÛRDÂN: | f. İçinde tütsü yakılan kap. |
| EYYAM-I BAHUR: | Ağustos ayının ilk yedi günü. |
| FAHUR: | Çok övünen, çok iftihar eden. Mütekebbir. Tekebbür ve taazzum edici. |
| FAHUR: | Bir fesliğen cinsi. |
| FAHURANE: | f. Kendini beğenerek. Kendini medhederek. Çok övünerek. |
| FERAHUR: | f. Uygun, lâyık, münasib. |
| FERİH FAHUR: | Sevinçli olarak, iftihar ederek. |
| ÇERB-AHUR: | f. İçinde yemi bol olan ahır. * Bolluk içinde yaşıyan kimse. |
| HAS AHUR: | Tar: Hükümdarın hayvanlarına mahsus ahır. |
| MAHUR: | f. Kumarhâne. Meyhâne. |
| MERMAHUR: | Bir cins güzel koku. |
| MİR-AHUR: | f. Sarayda at işlerine bakan memurun ünvanıdır. |
| SAHUR: | Temcid yemeği. Ramazan'da şafaktan önce yenen yemekr. |
| SAHUR: | Gece uyanıklığı, uykusuzluk. * Ayın etrafındaki hâle. * Yer yüzünün gölgesi. |
| ŞAHUR: | f. Ekmek fırını. |
| ŞARAB-I TAHUR: | Temiz ve helâl olan Cennet şarabı. Cennete mahsus şurub. |
| TAHUR: | Tâhir. Hem temiz hem temizleyici. Çok temiz. |
| TEFAHUR: | Fahirlenmek. İftihar etmek. Kendini iyi görüp, kusurdan gaflet etmek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AHURİ : | f. Hardal. |
| AHU : | Kardeş, dost. |
| AH : | f. Aferin, bravo! manasına kullanılır. |