Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ÂKİD: Kuyunun çevresi, etrafı.
AKİD: Aralarında akid yapanlardan her birisi. (Bak: Akd)
AKİDE: İnanılan ve itikad edilen esas. İmân.
Bir nevi şeker adı.
AKİDE-İ TEVHİD: Allah'ın bir olduğuna inanmak.
ÂKİDEYN: Huk: Her akidde anlaşmayı yapan her iki taraf.
İçerisinde 'AKİD' geçenler
AKİDE: İnanılan ve itikad edilen esas. İmân. * Bir nevi şeker adı.
AKİDE-İ TEVHİD: Allah'ın bir olduğuna inanmak.
ÂKİDEYN: Huk: Her akidde anlaşmayı yapan her iki taraf.
FAKID: Oğlunu veya eşini kaybetmiş kadın.
FAKİD: Az rastlanan şey. Nâdir bulunabilen nesne.
İCARE-İ GAYR-İ MÜN'AKİDE: İn'ikad şartlarını tamamen veya kısmen câmi' olmayan icaredir ki, buna "İcare-i batıla" da denir.
İCARE-İ MÜN'AKİDE: Bey'ide olduğu gibi in'ikad şartlarını tamamen câmi' olan icaredir.
MÂ-İ RÂKİD: Durgun su.
MAAKID: (Ma'kad. C.) Ma'kadlar, akdedilecek yerler. Toplantı yerleri. * Düğümler. Düğüm yerleri veya noktaları.
MAKİD: Kesilmeyen ve daimi olan.
MERAKİD: (Merkad. C.) Merkadlar, kabirler, mezarlar.
MUAKİD: Birbiriyle akid yapan, sözleşen.
MÜN'AKID: İn'ikad eden, bağlanan, bağlanmış, düğümlenmiş. * Teşkil olunmuş, resmi olarak iki taraf arasında kabul olunmuş. Kurulan, ictima eden.
MÜTEAKID: (Akd. dan) Anlaşma yapan iki kişiden her biri.
MÜTEAKIDEYN: Alıcı ile satıcı.
NAKID: Bir şeyin iyisini kötüsünden veya bozuğundan ayıran. * Tenkidci, ayarcı. Paranın kalbını anlayan. * Dinar, dirhem.
NAKİD: (Bak: Nakd)
RAKIDE: Mertek adı verilen uzun ince ağaç.
RAKİD(E): Hareketsiz, durgun.
REVAKİD: (Râkid. C.) Durgun olanlar.
VELEDİYET AKİDESİ: Hristiyanlıkta bir bâtıl akide. (Bak: Teslis)(İslâmiyet, tevhid-i hakiki dinidir ki; vasıtaları, esbabları ıskat ediyor. Enaniyeti kırıyor, ubudiyet-i hâlisa te'sis ediyor. Nefsin rububiyetinden tut, tâ her nevi rububiyet-i bâtılayı kat'ediyor, reddediyor. Bu sır içindir ki; havastan bir büyük insan tam dindar olsa enâniyeti terketmeye mecbur olur. Enaniyeti terketmiyen, salâbet-i diniyeyi ve kısmen de dinini terkeder.Şimdiki Hristiyanlık dini ise; "Velediyet Akidesi"ni kabul ettiği için, vesait ve esbaba te'sir-i hakiki verir. Din nâmına enaniyeti kırmaz; belki Hazret-i İsâ Aleyhisselâm'ın bir mukaddes vekili diye, o enaniyete bir kudsiyet verir. Onun için, dünyaca en büyük makam işgal eden Hristiyan havasları, tam dindar olabilirler. Hattâ Amerika'nın esbak Reis-i Cumhuru Wilson ve İngiliz esbak Reis-i Vükelâsı Loid George gibi çoklar var ki, mutaassıb birer papaz hükmünde dindar oldular. Müslümanlarda ise, öyle makamlara girenler, nâdiren tam dindar ve salâbetli kalırlar. Çünki, gururu ve enaniyeti bırakamıyorlar. Takvâ-yı hakiki ise, gurur ve enaniyetle içtima edemiyor. M.)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKİDE : İnanılan ve itikad edilen esas. İmân. * Bir nevi şeker adı.
AKIL : (Bak: Akl)
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...