| Kelime | Anlam |
|---|
| AKİKA: | Yeni doğan bir çocuğun başındaki ana tüyü. Yahut böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk'a şükür niyetiyle kesilen kurbanın adı. Bu kurbana "Nesike" de denir. |
| İçerisinde 'AKİKA' geçenler |
|---|
| BÂRİKA-İ HAKİKAT: | Hakikatın parıltısı ve parlaklığı. Hakikat nuru. |
| DAKİKA: | (C.: Dakaik) Zaman mikyası olarak bir saatin bölündüğü altmış parçadan beheri. Altmış saniyelik zaman. * İnce fikir, mülâhaza, nükte. * Daire dereceleriyle başka ölçülerde her derecenin bölündüğü parçalar ki bunlar da saniyelere ayrılırlar. |
| DAKİKA-BİN: | f. İncelikleri bilen, ince noktaları gören. |
| DAKİKA-ŞİNAS: | İnce işleri ve nükteleri anlayan, bir işin incelikleriyle uğraşabilen. |
| EHSÂS-I RAKİKA: | İnce hisler, ince duygular. |
| EM'Â-İ RAKİKA: | İnce bağırsaklar. |
| FİLHAKİKA: | (Fi-l-hakika) Hakikatte, esasında, hakikaten, doğrusu. |
| HAKİKAT: | (C.: Hakaik) Bir şeyin aslı ve esâsı. Mahiyeti. Gerçek. Doğru. Sahih. Künh. Sâbit ve vâki. * Kadirbilirlik. Sadâkat, doğruluk. Kâinat ve tabiat ve uluhiyet hakkında bütün teşbih ve mecazlardan âri ve zâhir olan gerçek. * "Mecâz" karşılığı, esas olarak kullanılan kelime. * Edb: Bir kelime neyi anlatmak için konulmuş ise, bu kelimenin o mânada kullanılması; göz kelimesinin, aynı o bilinen uzuv mânasında kullanılması gibi. (Bak: Mahiyet, Mecaz) |
| HAKİKAT-I HÂRİCİYE: | Hayat gibi âlem-i şehadete gelmiş varlık. |
| HAKİKAT-I SÂBİTE: | f. Sâbit, değişmez hakikat. |
| HAKİKAT-BÎN: | f. Hakikatı gören, hakikatı anlayan. Hakikatşinas. Hakikata inanan. |
| HAKİKATEN: | Doğrusu, gerçekten, hakikat olarak. |
| HAKİKAT-GU: | f. Doğru sözlü. Doğru konuşan. |
| HAKİKAT-PEREST: | f. Hakkı ve hakikatı seven, hakikata inanan. Dürüst, hakikat âşığı. |
| HAKİKAT-ŞİNAS: | f. Hakikatı doğru tanıyan, bilen. Hakikata imân eden. |
| HAKİKAT-ŞİNASÂNE: | f. Gerçeği, hakikatı tanıyana yakışacak surette. |
| HİLAF-I HAKİKAT: | Hakikata muhalif. Gerçeğe ve hakikata zıt. |
| HUYUT-İ RAKÎKA: | İnce iplikler. |
| MÜNKİR-İ HAKİKAT: | Hakkı, hakikatı inkâr eden. * İmansız. |
| ŞAKİKA: | (C.: Şakayık) Yarım baş ağrısı. * Ana - baba bir olan kız kardeş. Öz kız kardeş. * Çatlak, yarık. |
| TAHARRİ-İ HAKİKAT: | Hakikatı, doğruyu araştırmak, aramak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AKİK : | Meşhur ve kıymetli, ekseriya kırmızı renkte olan ve yüzük gibi şeylere takılan taş. * Hicaz vilâyetinde bir vâdi. * Yolunu yaran gür su. |
| AKİ : | (Akk. dan) İsyan eden, başkaldıran, âsi. |
| AKA : | İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar. |