Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ÂKIR(E): Kısır, verimsiz, kumlu toprak.
Çocuksuz kadın.
Oğlu veya kızı olmayan erkek.
Yaralayan, yaralayıcı.
AKİR: Yaralanmış, cerih.
AKİRE: Ses, sedâ, savt.
İçerisinde 'AKİR' geçenler
AKAKİR: (Akkar. C.) Tıb: İlaç yerine kullanılan nebâtî kökler.
ÂKIR(E): Kısır, verimsiz, kumlu toprak. * Çocuksuz kadın. * Oğlu veya kızı olmayan erkek. * Yaralayan, yaralayıcı.
AKİRE: Ses, sedâ, savt.
ASAKİR: (Asker. C.) Askerler. Erler.
ASÂKİR-İ BAHRİYYE: Bahriyeliler. Deniz askerleri.
ASÂKİR-İ BERRİYYE $: Kara askerleri.
ASÂKİR-İ MUNTAZAMA: Ordu askeri.
ASÂKİR-İ MUVAHHİDÎN: Allahın birliğine inanan askerler. İslâm ordusu.
AVAKIR: (Akıra. C.) Fakirler, yoksullar. * Kısırlar, verimsiz olanlar. * Kudurmuş olanlar.
BAKIR: Çobanları ile beraber olan sığır sürüsü. * Geniş. * Aslan.* Göz damarı. * Hz. Hüseyn'in (R.A.) torunu İmâm-ı Bâkır'ın bir lâkabı.
BÂKİR: Tâze. El sürülmemiş. Bozulmamış. * Erken.
BAKÎR: Yensiz gömlek. * Sığır sürüsü. * Karnı yavrusundan dolayı yarılan deve.
BÂKİRE: Kız. Kızlığı izale edilmemiş. * El sürülmemiş.
DALGAKIRAN: t. Bir limandaki tekneleri dalgaların te'sirinden muhafaza etmek için denizde yapılan set.
FAKIRA: Büyük musibet, zahmet, meşakkat. Dâhiye. Belleri kırıp parçalayan şiddet.
FAKİR: Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan sonra yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar. Fakirlerden vergi alınmaz, İslâm devleti zorunlu ihtiyaçlarını karşılamada, tedavi, tahsil (öğrenim), yolculuk gibi durumlarda fakirlere yardım eder. Çağımızda insanların çoğunun yoksun olduğu sosyal güvenliğe kavuşturur. Bu sebeple de fakir-zengin arasında düşmanlık, zıddiyet, gerginlik, çatışma olmaz. Toplumda denge, huzur, mutluluk, sükun ve sosyal adalet sağlanır. (İnsanlardan istiğna ederek kendini ibadet ve tâata, Kur'an ve iman ve İslâmiyet hizmetine vakfeden zâtlara da mânen zengin mânasına fakir denildiği de görülmüştür.)
FAKİRÂNE: f. Fakir bir kimseye yakışacak surette. Fakircesine.
FAKİRHÂNE: Mütevazilikle söz söyleyen kişinin evi.
HAKİR: Küçük. Ehemmiyetsiz. Kıymetsiz. İtibarsız. Kudretsiz.
HAKİRÂNE: f. Hakircesine. Hakir bir kimseye yakışacak tarz ve şekilde.
İMAM-I MUHAMMED BÂKIR: (Hi: 75-117) Hz. İmam Zeynelâbidin'in oğlu, Hz. İmam-ı Hüseyin'in torundur. Hz. İmam-ı Ca'fer-i Sadık'ın babasıdır. On iki imamın beşincisidir. Büyük bir âlim ve en meşhur velilerdendir (K.S)
KURAKIR: Güzel sesli kimse.
KUVVE-İ ZÂKİRE: Hafıza. Ezberleme kuvveti. Ezber edici kuvvet.
MAKİR: Hile yapan. Mekreden.
MENAKÎR: (Minkar. C.) Minkarlar, gagalar. Yırtıcı kuşların gagaları. Taşçı kalemleri.
MENAKİR: (Münker. C.) Günah ve kötü şeyler.
MÜSTAKIRR: (Karâr. dan) İstikrar bulmuş, yerleşmiş, sâbit.
MÜTENAKİR: Bilmezlikten gelen, bilmez görünen.
NAKIR: Nişana isabet eden ok.
NAKİR: Bir insanın hem cins ve aslı. * Gayet fakir. * Bir nevi kara sinek. * Ağzı dar olan küçük kab. * Hurma çekirdeğinin arkasındaki beyaz çukur. * Kıymetsiz şey.
NAKİR: Gadaplı, kızgın.
SERZAKİR: f. Başta gelen zâkir, zikredenlerin başı. (Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'dan kinâye olur.)
ŞAKİR: Allaha şükreden. Hâlinden memnuniyetini bildiren. (Bak: Şükr)
ŞAKİRÂNE: f. şükrederek. şükretmek suretiyle.
ŞAKİRD: f. Talebe, çırak.
ŞAKİRDÂN: şakirdler, talebeler.
ŞAKİRÎ: (Şakiriyye) Şakird, talebe, tilmiz.
ŞAKİRÂNE: f. Şükrederek. Şükretmek suretiyle.
ŞAKİRDÂN: Şakirdler, talebeler.
TEZAKİR: (Tezkire. C.) Tezkereler.
VAKİR: Yuvasına girmiş kuş.
ZÂKİR: Zikreden, zikredici. * Hafızası kuvvetli. * İlâhiler okuyan. Çok çok duâ ve Esmâ-i İlâhiyeyi okuyan. * Tekrar eden.
ZÂKİRÛN (ZÂKİRÎN): Zikredenler.
ZÂKİRE: Andıran, hatırlatan, hatıra getiren şey.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂKIR(E) : Kısır, verimsiz, kumlu toprak. * Çocuksuz kadın. * Oğlu veya kızı olmayan erkek. * Yaralayan, yaralayıcı.
AKIL : (Bak: Akl)
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...