Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ÂKIS: Pis kokulu.
AKIS: İnatçı, muannid.
AKİS: Yere gömüp köklendikten sonra kestikleri üzüm çubuğu.
Üzerine yağ koyup içtikleri taze süt.
Sütlü çorba.
AKİS: (Aks) Bir şeyin zıddı, simetriği, tersi.
Hareketli bir cismin hareketinin tersine dönmesi.
Bir şeyin evvelinin âhirine, âhirinin evveline dönmesi.
Çarpışma, çarpıp geri dönme.
Mantıkta: Bir düşünme ve akıl yürütme şekli; bir iddianın konusunu yüklem, yüklemini konu yapmakla bir sonuç elde etmek. Meselâ : "Her sanatkâr kabiliyetli "yetenekli" dir. O halde bazı yetenekliler sanatkârdır."
AKİS: Tersine dönen, vuran, çarpan. Akseden.
AKİS: (Aks) İnatçı, muannid.
AKİSA: (C.: İkâs) Saç örgüsü.
AKİSE: Çok fazla deve.
Karanlık gece.
AKİSE: Işığı aksettiren âlet.
İçerisinde 'AKİS' geçenler
AKİSA: (C.: İkâs) Saç örgüsü.
AKİSE: Çok fazla deve. * Karanlık gece.
AKİSE: Işığı aksettiren âlet.
BER-AKİS: f. Aksine, zıddına, tersine.
BİLAKİS: Aksine. Tersine. Zıddına.
CİNAS-I NÂKIS: Edb: Cinaslı kelimelerin birinde veya birkaç harfin ziyade olması suretiyle yapılan cinas. (dem, âdem gibi.)
DAKİS: Bir kimsenin aksırdığında ağzından saçılan tükrük.
DÜRDAKIS: Başla boyun arasında olan kemik.
FAKÎS: Çiftçilerin kullandığı âletlerden halka gibi bir demir.
Fİ'L-İ MÜN'AKİS: Organizmanın bir uyarmaya karşı birdenbire aldığı vaziyet, refleks.
FÜRAKIS: Galiz ve şiddetli nesne.
ÇERAKİSE: (Çerkes. C.) Çerkesler. Kafkasyada yerli bir kabilenin adı.
HAKİSTER: f. Kül, ateş külü.
İKMAL-İ NEVAKIS: Eksiklikleri tamamlamak.
İKRAH-I NÂKIS: Huk: Dayak ve hapis gibi keder ve elemi gerektiren şeylerden meydana gelen mecburiyet.
KUSAKIS: Çok acı olan sarmısak.
LÂKIS: Kötüleyici ve ayıplayıcı kimse.
LÂKİŞE: Tutmaç aşı.
MAKİS: (Mâkise) Durup dinlenen, duraklayıp eğlenen.
MAKÎS: (Kıyas. dan) Kıyas edilebilen. Benzetilebilen.
MAKİS: Öşür ve vergi toplayan kimse.
MÜN'AKİS: Akseden, geri dönmüş, bir yere çarpıp geri gelen.
MÜNTAKIS: Eksilen, azalan.
MÜNTAKIŞ: İşleme ile süslenmiş.
MÜSTAKISS: Kısas istiyen.
MÜTEAKİS: Tersine dönmüş. Birbirine zıd.
MÜTENAKIS: Noksanlaşan, azalan, miktarı azalmış olan.
MÜTEŞAKİS: (Şeks. den) Birbiriyle ihtilaf ve kötü muaşeret eden şahıs. Birbiriyle iyi geçinemeyen. Katı huylu.
NAKIS: Noksan, eksik. Tamam olmayan. Gr: Yalnız son harfi harf-i illet olan kelime $ gibi. * Mat: Eksi. Negatif. (Bak: Kâmil)
NAKIS-UL İYAR: Ayarı bozuk.
NAKIS: Ekşi şarap.
NAKISAT: (Nâkıs. C.) Nâkıslar. Noksanı olanlar. Eksiği bulunanlar.
NAKISAT-ÜL AKL: Aklı kısa. * Mc: Kadın.
NAKİS: Bayağı, alçak. * Başını daima öne eğen adam.
NAKİS: (Noksan. dan) Eksik. Tamam olmayan.
NAKİS: Bozan, çözen, üzen veya dağıtan. * Rücu eden. Dönen.
NAKİSE: Kusur, ayıb, eksiklik, kabahat, noksanlık. * Gıybet.
NAKİSEDÂR: f. Eksiği bulunan. Kusuru olan. Kusurlu.
NAKİŞ: Parça parça ve dağınık olan eşyaların bir yerde veya bir çuval içinde toplanması. * Benzer, misil.
NEVAKIS: (Noksan. C.) Eksiklikler, noksanlar.
NEVAKIS: (Nâkis. C.) Başlarını devamlı olarak önlerine eğen adamlar.
NEVAKİS: (Nakus. C.) Çanlar. İbadet vakitlerinde kiliselerde çalınan çanlar.
RAKİS: Yol gösteren, kılavuz. * Harman yerinde harmanı döğerken öküzün dönmesi.
ŞAKİS: Şerik, ortak. * Hisse, nasip.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKİSA : (C.: İkâs) Saç örgüsü.
AKIL : (Bak: Akl)
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...