| Kelime | Anlam |
|---|
| AKAM: | Erkek ve dişi kısırlığı. |
| AKAM: | Çocuksuz, çocuğu olmayan, kısır. Tedavisi kabil olmayan hastalık. |
| AKAM: | Yük bağladıkları ip. |
| AKAM: | (Bak: Ekkâm) |
| AKAMET: | Neticesizlik. Kısırlık, sonu alınmama. |
| İçerisinde 'AKAM' geçenler |
|---|
| AKAMET: | Neticesizlik. Kısırlık, sonu alınmama. |
| ÂLİ-MAKAM: | Makamı yüksek, yeri yüksek. |
| BÂLÂKAMET: | f. Yüksek boy. * Yüksek şeref. |
| BAST FÎ MAKAM-İL-KALB: | Nefis makamında ricâ mesabesindedir. Lütuf ve rahmeti, kurb ve ünsü kabule işarettir. |
| FAKAM: | Bir kimsenin ağzını yumduğunda alt dişlerinin öne çıkıp, üst dişleriyle üstüste gelmesi. * Dolmak, imtilâ olmak. |
| KAİM-MAKAM: | Birinin yerine geçen. Kaymakam. Bir kazayı (İlçe) idâre eden memur. Osmanlılarda, binbaşı ile miralay arasındaki askeri rütbe. Yarbay. |
| KÂM U NÂKÂM: | Elbette, ister istemez. |
| MAKAM: | Durulacak yer. * Rütbeli yer. * Câh. Mesned. Mansab. * Musikide usul. Tempo. |
| MAKAM-I ÂLÎ: | Yüce ve âli makam. Eskiden bu tabir, bakanlıklar hakkında kullanılırdı. |
| MAKAM-I CİFRÎ: | Cifir hesabına göre olan netice, sayı değeri. |
| MAKAM-I HİTABÎ: | Zanni delil ile iktifa edilen makam. |
| MAKAM-I HİZMET: | Hizmet makamı. İş görme yeri. |
| MAKAM-I İBRAHİM: | (Bak: Kâbe) |
| MAKAM-I MAHMUD: | (Şefaat-ı Uzmâ) En yüksek şefaat makamı. Peygamberimizin (A.S.M.) kavuşacağı, Allah tarafından vaad edilen makam. $ Cenab-ı Hak va'dettiği halde, her ezan ve kametten sonra edilen mervî duada $ deniliyor; bütün ümmet o va'di ifa etmek için dua ederler. Bunun sırr-ı hikmeti nedir?Bu kadar tekrar ile kat'i verilecek olan bir şeyin vermesini istemesinin sırr-ı hikmeti şudur: İstenilen şey, meselâ Makam-ı Mahmud bir uçtur. Pek büyük ve binler Makam-ı Mahmud gibi mühim hakikatları ihtiva eden bir hakikat-ı âzamın bir dalıdır. Ve hilkat-ı kâinatın en büyük neticesinin bir meyvesidir. Ve ucu ve dalı ve o meyveyi duâ ile istemek ise; dolayısiyle o hakikat-ı umumiye-i uzmanın tahakkukunu ve vücud bulmasını ve o şecere-i hilkatın en büyük dalı olan âlem-i bâkinin gelmesini ve tahakkukunu ve kâinatın en büyük neticesi olan haşir ve kıyametin tahakkukunu ve dâr-ı saadetin açılmasını istemektir. Ve o istemekle, dâr-ı saadetin ve Cennet'in en mühim bir sebeb-i vücudu olan ubudiyet-i beşeriyeye ve daavât-ı insaniyyeye kendisi dahi iştirak etmektir. Ve bu kadar hadsiz derecede azim bir maksad için, bu hadsiz duâlar dahi azdır. Hem Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'a Makam-ı Mahmud verilmesi, umum ümmete şefaat-ı kübrasına işarettir. Hem o, bütün ümmetinin saadetiyle alâkadardır. Onun için hadsiz salâvat ve rahmet duâlarını bütün ümmetten istemesi ayn-i hikmettir. ş.) |
| MAKAMAT: | (Makam ve makame. C.) Makamlar, mertebeler. * Cemaatler, cemiyetler, kalabalıklar, topluluklar. |
| MAKAMAT-I ÂLİYE: | Yüksek şerefli mevkiler, makamlar. Yüce makamlar. |
| MAKAME: | (C: Makamât) Meclis. * Topluluk, cemaat, cemiyet, kalabalık. * Nutuk tarzında söylenen sözler. |
| MAKAMİ': | (Mikmaa. C.) Gürzler, topuzlar. |
| MÜFAKAME: | Cima etmek. * Büyük olmak. |
| MÜLAKAME: | Yutmak. |
| RAKAM: | Bütün satıcı, bütün satan. |
| RAKAM: | Yazı ile işaret, sayıları gösteren işaret. * Yazı yazmak. |
| RAKAMÎ: | Rakam ve sayıya ait. Rakamla alâkalı. |
| RAKAMKEŞ: | f. Rakam atan. Yazan çizen. |
| RAKAMZEDE: | f. Yazılan, söylenen. Yazılmış. |
| RAKAMZEN: | f. Yazıcı, yazan. Kayıt ve işâret eden. |
| RAKAMKEŞ: | f. Rakam atan. Yazan çizen. |
| SAKAM: | (Sekam) İllet, hastalık, dert. * Hata ve yanlış. * Zillet. |
| SAKAMET: | Bozukluk, ziyan, noksan, zarar, eksiklik. * Keyifsizlik. * Dert. |
| TAKAMMÜL: | Bitlenme. Bitli olma. |
| TAKAMMÜM: | Evin süprüntüsünü ayırmak. |
| TAKAMMÜS: | Gömlek giymek. |
| TAKAMÜR: | Kumar oynamak. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AKAMET : | Neticesizlik. Kısırlık, sonu alınmama. |
| AKA : | İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar. |