| Kelime | Anlam |
|---|
| AKAN: | Deve ayağını bağladıkları ip. |
| AKANYILDIZ: | Daha ziyade yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. |
| İçerisinde 'AKAN' geçenler |
|---|
| AHMAKANE: | f. Ahmakçasına, ahmak olana yakışır şekilde. |
| AKANYILDIZ: | Daha ziyade yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. |
| BAKAN: | (Bak: Nâzır) |
| BARBAKAN: | Fr. Emniyetle ateş etmek için sur duvarlarında açılan dar mazgal deliği. Kale kapılarının savunması için yapılan tahkimat. |
| HAFAK (HAFAKAN): | Muzdarib olmak, acı çekmek. * Deprenmek. |
| HAFAKAN: | Sıkıntı. Kalb çarpıntısı. Iztırab. |
| HAKAN: | Eski Türklerde hükümdar mânasınadır. |
| HAKAN-I MAĞFUR: | Ölmüş hükümdar. |
| HAKANÎ: | Hâkan ile ilgili, hâkana mensub. |
| HEVESNÂKÂN: | (Hevesnâk. C.) Hevesliler, heves edenler. |
| İHRAKAN: | Yakmak suretiyle. |
| İTTİFAKAN: | Birleşerek, anlaşarak. |
| LAKANE: | Zeki ve seri anlayışlı olmak. |
| LAKANIK: | Sucuk gibi içi doldurulmuş olan şey. |
| MAKANİ': | (Mıkna' ve Mıknaa. C.) Başörtüleri, eşarplar. |
| MÜLAKANE: | Telkin etmek. |
| MÜŞTAKANE: | f. şevkle, çok isteyerek, severcesine. |
| NA-PÂKÂN: | (Nâpâk. C.) Murdarlar, pisler. |
| PAKAN: | (Pâk. C.) f. Temizler, pâklar. * Mc: Veliler, evliya. |
| RAKAN: | (Rakun) Za'feran çiçeği. * Kına. |
| RAKRAKAN: | Serap. |
| REZZAKANE: | f. Rızık verene, rezzaka yakışır surette. |
| SENED-İ HÂKANÎ: | Tapu senedi. |
| TAKANNU': | Başına örtü örtmek. |
| TAKANNÜN: | Kanunlaşma. Değişmez halde, kat'i olarak belirme. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AKANYILDIZ : | Daha ziyade yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. |
| AKA : | İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar. |