Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AKAS: Çirkin kokulu olma.
AKASIR: (Akser. C.) Pek kısalar.
AKASİ: (Aksa. C.) Çok uzaklar.
İçerisinde 'AKAS' geçenler
AKASIR: (Akser. C.) Pek kısalar.
AKASİ: (Aksa. C.) Çok uzaklar.
İKİ ELİ YAKASINDA OLMAK: Mecaz yoluyla âhiret gününde birinden hakkını aramak.
MAKASID: Maksadlar, istekler, gayeler. Niyetler.
MAKASID-I AKSÂ: En uzak, en son ve en büyük maksadlar.
MAKASID-I İNSÂNİYET: İnsanlık maksadları. İnsanlığın gayeleri.
MAKASİM: (Maksim. C.) Su taksim edilen yer.
MAKASİR: (Maksure. C.) Bir hânedeki en mahrem taraflar. Bir evin en mahrem tarafları. * Câmilerde etrâfı parmaklıklarla çevrili yüksek yer.
MAKASS: Makas.
MURAKASA: (Raks. dan) Raksetme, dans.
MÜNAKASA: (C.: Münakasât) (Noksan. dan) İhale ve alışveriş gibi şeylerde eksiltme.
MÜNAKASAT: (Münakasa. C.) Eksiltmeler, münakasalar.
MÜNAKAŞA: Mücadele. Münazaa. Karşılıklı sözle çekişmek. Bir mes'eleyi sormayı çok ileri götürerek çekişmek. (Bak: Hakperest)(Hadis-i Şeyheyn'in ittifakına alâmet olan işaretiyle bir hadis bana gösterildi. "Hadis midir, değil midir?" sual edildi.Ben dedim : Böyle mu'teber bir kitapta Şeyheyn Hadisinin ittifakına hükmeden bir zâta itimad etmek lâzım; demek hadistir. Fakat hadisin, Kur'an gibi bazı müteşabihatı var. Ancak havass onların mânâlarını bulabilir. Şu hadisin zâhiri dahi, müşkilât-ı hadisin müteşabihat kısmından olmak ihtimali var, dedim. Eğer bilseydim medar-ı münakaşa olmuş, öyle kısa değil, belki böyle cevap verecektim:Evvelâ: Bu çeşit mesâili münakaşa etmenin birinci şartı; insaf ile, hakkı bulmak niyetiyle, inadsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, su'-i telâkkiye sebeb olmadan müzakeresi câiz olabilir. O müzakere hak için olduğuna delil şudur ki: Eğer hak, muârızın elinde zâhir olsa, müteessir olmasın, belki memnun olsun; çünki bilmediği şey'i öğrendi. Eğer kendi elinde zâhir olsa, fazla birşey öğrenmedi, belki gurura düşmek ihtimâli var.Sâniyen : Sebeb-i münakaşa, eğer hadis ise; hadisin merâtibini ve vahy-i zımnînin derecâtını ve tekellümât-ı Nebeviyenin aksâmını bilmek lâzım. Avam içinde müşkilât-ı hadisiyeyi münakaşa etmek, izhar-ı fazl suretinde avukat gibi kendi sözünü doğru göstermek ve enaniyetini hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak câiz değildir. M.)
MÜNAKAŞÂT: (Münakaşa. C.) Çekişmeler.
MÜRAKASA: Raksetmek, oynamak.
MÜNAKAŞÂT: (Münakaşa. C.) Çekişmeler.
TAKAS: Vereceğini alacağına karşılık tutmak suretiyle ödeşmek, sayışmak, değişmek.
TAKASSİ: Bir şeyin aslını esasını araştırma.
TAKASSU': Dühul etmek, girmek.
TAKASSUF: Kırılmak.
TAKASUR: (Kasr. dan) Bir işi mümkün iken yapmama. Esirgeme.
TAKASÜM: Kısmet edişmek. * Birbirine yemin vermek.
TAKAŞKUŞ: Hastanın iyi olması. * Derinin soyulması. * Her yerden yiyecek istemek.
TAKAŞŞU': Havanın açılması.
TAKAŞŞUR: (Kışr. dan) Kabuk bağlama, kabuklanma.
TAKAŞŞÜF: Maişet şiddeti, geçim zorluğu.
VAKAS: Boynun kısa olması. Ateşe attıkları ufacık değnekler. * İki nisap zekâtın arasındaki zekâtı olmayan hayvanlar.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKASIR : (Akser. C.) Pek kısalar.
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...