Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AKAT: Çukur yer.
AKAT: Evin ortası. Evin çevresi, etrafı.
İçerisinde 'AKAT' geçenler
ADEM-İ MUVAFAKAT: Râzı olmayış, muvâfakat etmeme.
ANAKAT: Muvaffakiyetsizlik. Ümidi boşa çıkma.
BUTAKAT: (C.: Bevatık) Pota dedikleri kap ki içinde maden eritirler.
FAKAT: ("Fa" ile "kat" dan müteşekkil) Hemen, yalnız, ancak, yeter, bes, gerçi, her ne kadar, lâkin, ammâ.
FENN-İ TABAKAT-ÜL ARZ: Jeoloji ilmi.
HALAKAT: Halkalar.
HALAKAT: Halukluk, güzel ahlâklılık, iyi huyluluk. * Düzlük, dümdüzlük.
HAMAKAT: Ahmaklık. Budalalık. Bönlük. Anlayışsızlık.
HAZAKAT: İhtisas. Meharet peyda etmek. Üstad olmak. Bir san'atta, hususan tıbda gereği gibi öğrenip mâhir ve mütehassısı olmak.
İDRAKAT: (İdrak. C.) Anlayışlar, kavrayışlar, idrak etmeler.
İFAKAT: (Fevk. den) İyileşme, hastalıktan kalkma. Hastalıktan kurtulup tamamen iyileşinceye kadar aradan geçen zaman. * Ayılma. Sarhoşluk veya baygınlıktan kurtulma.
İFAKAT-PEZİR: f. İyileşmesi mümkün, iyileşebilir.
İFAKAT-YÂB: f. İfakat bulucu, iyileşen.
İFAKAT-YAFT: f. Sıhhat bulan, iyileşen, hastalıktan kalkan.
İFTİRAKAT: Ayrılıklar. İftiraklar. Parçalanmalar.
İGLAKAT: (İglak. C.) Muğlak yapmalar. * Karışık ve anlaşılmaz sözler.
İGRAKAT: (İgrak. C.) Mübalâğalar, iğraklar, aşırı büyültmeler.
İLM-İ TABAKAT-ÜL ARZ: Arzın tabakalarından bahseden ilim. Jeoloji.
İNTIBAKAT: (İntıbak. C.) Uygun ve münasib gelmeler. Mutabık gelmeler.
İSTİHLÂKAT: (İstihlâk. C.) Yenilip içilen şeyler. * Harcamalar.
İSTİHLÂKAT-I DÂHİLİYE: Dâhilî sarfiyat. Memleket içi harcamalar.
İTTİFAKAT: (İttifak. C.) İttifaklar, sözleşmeler, ittihadlar.
ISNAKAT: El darlığı. * Men'etmek, engel olmak.
LAKAT: Yabandan toplanan nesne. * Mâdende bulunan gümüş ve altın parçaları.
LİYAKAT: İktidar. Ehliyet. Hüner. Lâyık olmak. Fazilet. Kıymetlilik.
LİYAKATMEND: (C.: Liyâkatmendân) f. Değerli, liyâkatli. * Faziletli.
LİYAKATMENDÂN: (Liyâkatmend. C.) f. Değerli, liyâkatli kimseler, faziletli kişiler.
MAAKAT: Derinlik.
MAKATI': (Ka, uzun okunur) Kesmeler. Kesişmeler. Kesişen yerler. * (Kat'. C.) Sözdeki veya nazımdaki durak yerleri. Heceler.
MAKATİL: (Maktel. C.) Katlin yapıldığı yerler, öldürme fiilinin geçtiği yerler, makteller.
MAKATİR: (Maktar. C.) Damlalar, katreler.
MEV'İD-İ MÜLÂKAT: Buluşma yeri.
MUFARAKAT: Ayrılık, ayrılmak.
MUĞLAKAT: (Muğlak. C.) Kapalı ve anlaşılması zor olan şeyler.
MUHAKAT: Bir kimseyi ahmak yerine koyma.
MUHAKAT: Müşabehet eylemek. Bir kimseyi taklid etmek. * Birbirine hikâye söylemek.
MURAFAKAT: Beraberlik, arkadaşlık.
MUSADAKAT: (Sıdk. dan) Karşılıklı dostluk.
MUTABAKAT: Uygunluk. Muhalif ve mugayir olmayıp, uygun ve muvafık olmak. * Man: Lâfzın, mevzuu olduğu mânânın tamamına delâleti.
MUVAFAKAT: Uygunluk. Uymak. Anlaşmak. Karşılıklı anlaşma. Râzı olma. Müsâade.
MUVAFAKAT-I TARAFEYN: İki tarafın râzı olması.
MÜFARAKAT: Ayrılık. Bir yere bırakıp gitmek. Dostlarından ayrı düşmek. * Fık: Karı-kocanın talâk veya fesh ile birbirlerinden ayrılmaları.
MÜLAKAT: Kavuşma. Buluşma. Birleşme. * Resmi görüşme. Yüz yüze olma.
MÜLHAKAT: (Mülhak. C.) Bir merkeze bağlı veya ait olan yerler. * Ekler, ilâveler, katmalar.
MÜSABAKAT: Yarış, yarışma, müsâbaka.
MÜSAKAT: (Ka, uzun okunur) Meyvesinin bir kısmını almak şartiyle bir bağı veya ağaçları bir kimseye verme.
MÜSAKATA: Düşürme. Peyderpey düşürme.
MÜŞAKAT: Sıkıntı ve zorluklara dayanma hususunda yarışma. Aykırılık. Düşmanlık.
NAFAKAT: (Nafaka. C.) Nafakalar.
REFAKAT: Arkadaşlık, beraberlik.
REŞAKAT: Bel inceliği. * Davranma ve kımıldanıştaki incelik ve hoşluk.
SADAKAT: (Sadaka. C.) Sadakalar.
SADAKAT: (Sıdk. dan) Dostluk. Bir kimseye Allah (C.C.) için kalbden bağlılık, kalbi ve samimi doğrulukla olan dostluk. * Dostlukta sebat, vefadarlık.
SADAKATKÂR: f. Sâdık, sadakat sahibi.
SAKAT: Bir tarafı bozuk, eksik veya asla bir işe yaramaz olan. * Yanlışlık (yazıda veya sözde).
SAKATÎ: Yanlışları çok olan muharrir veya şâir.
SİYAKAT: Binek hayvanını arkasından sürme.
ŞEFAKAT: Şefkat, acıyarak şefkatle sevmek. Karşılık istemeden merhamet edip acımak, sevmek.
ŞEFAKAT-I ÜBÜVVET: Babalık şefkati.
TABAKAT: Tabakalar. Katlar. Gruplar. Dereceler.
TÂKAT: Güç, kuvvet. İktidar.
TÂKAT-I BEŞER: Beşer gücü ve kuvveti. İnsana mahsus kuvvet.
TÂKATFERSÂ: f. Dayanılmaz, tâkat götürmez.
TÂKATGÜDAZ: f. Tâkati kaldıran, gücü kuvveti eriten, mahveden.
TÂKATŞİKEN: f. Tâkati tüketen.
TAKATTUB: Kaşların çatılması. * Buruşma.
TAKATTUF: Yüz ekşitmek.
TAKATTUR: Damla. Damlama. Damla damla akma. * Ud ağacı ile buhurlanma. * Vuruşmağa hazırlanma. * Bir kimse kendini bir yerden atma. * Ağacın dalı kopup düşme. * Bir adamı yanı üzere düşürmek. (Kamus'dan)
TAKATU': Kesilmek. Kesişmek.
TAKATÜL: Kıtal edişmek, döğüşmek, vuruşmak.
TALAKAT: Dil açıklığı. Selâset. Düzgün sözlülük. * Güler yüzlülük.
TÂKATŞİKEN: f. Tâkati tüketen.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...