Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| AKD: | Anlaşma. Sözleşme. Düğümleme. Düğümlenme. Bağ bağlama. Bağlanma. Huk: Nikâh, hibe, vasiyet, bey' u şirâ gibi şer'î bir muameleyi iki tarafın iltizam ve taahhüd etmeleridir, icab ile kabulün irtibatından ibarettir. Böyle bir muameleye mün'akid denir. Bunun böyle vücuda gelmesine de in'ikad denilir. |
| AKD-İ MECLİS: | Konuşmak için toplanma, meclis kurma. |
| AKD-İ MUAVAZA: | Hibe ve sadaka gibi teberruattan olmayıp iki taraftan ivaz verilerek yapılan akd, ivazlı akd. Satış, trampa gibi. |
| AKD-İ ZİMMET: | İslâmlarla muharebe etmiş veya eden bir şahsın veya bir cemaatın İslâm ahd u emânını, yani tâbiiyyetini kabul etmesi. |
| AKDAM: | (Kadem. C.) Ayaklar, kademler. |
| AKDAR: | Değerler. Kudretler. |
| AKDEM: | Daha önce. Daha ileri. Daha mühim. |
| AKDEM-İ UMUR: | İşlerin en mühimmi. |
| AKDEMÎN (AKDEMÛN): | Daha evvelce yaşamış olanlar. Geçmişler. İleride ve daha mühim kimseler. Eksikler. (Bak: Kudemâ) |
| AKDER: | En kudretli. Kısa boylu. |
| AKDERİ: | Eski zamanda kağıt yerine kullanılan ve üzerine yazı yazılan deri. |
| AKDES: | En kudsi. En mübarek. |
| AKDİYYE: | Mafsallarda bulunan yumru ve düğüm. |
| İçerisinde 'AKD' geçenler | |
| AKD-İ MECLİS: | Konuşmak için toplanma, meclis kurma. |
| AKD-İ MUAVAZA: | Hibe ve sadaka gibi teberruattan olmayıp iki taraftan ivaz verilerek yapılan akd, ivazlı akd. Satış, trampa gibi. |
| AKD-İ ZİMMET: | İslâmlarla muharebe etmiş veya eden bir şahsın veya bir cemaatın İslâm ahd u emânını, yani tâbiiyyetini kabul etmesi. |
| AKDAM: | (Kadem. C.) Ayaklar, kademler. |
| AKDAR: | Değerler. Kudretler. |
| AKDEM: | Daha önce. Daha ileri. Daha mühim. |
| AKDEM-İ UMUR: | İşlerin en mühimmi. |
| AKDEMÎN (AKDEMÛN): | Daha evvelce yaşamış olanlar. Geçmişler. İleride ve daha mühim kimseler. * Eksikler. (Bak: Kudemâ) |
| AKDER: | En kudretli. * Kısa boylu. |
| AKDERİ: | Eski zamanda kağıt yerine kullanılan ve üzerine yazı yazılan deri. |
| AKDES: | En kudsi. En mübarek. |
| AKDİYYE: | Mafsallarda bulunan yumru ve düğüm. |
| AN-NAKDİN: | Nakit para olarak. |
| BAYRAKDAR: | f. Alemdar, bayrak taşıyan asker. * Bir kabile veya cemaatın başı, reisi. |
| BEDEL-İ NAKDÎ: | Eskiden fiili askerlik hizmeti yerine belli bir miktarda para verilmesi usülü idi. |
| BEYT-ÜL MAKDİS: | Mukaddes ev. Beyt-ül Mukaddes de denir. Çok eskiden Peygamberlerin inşâ ettikleri kudsî mâbet. Bir ismi de Mescid-ül Aksâdır. * İnsanın, Cenab-ı Hak'tan başka kimse ile tatmin olmayan kalbine de aynı isim verilir. |
| DAKDAK: | (C.: Dakâdık) Kısa boylu ve katı yürüyen kişi. |
| DAKDAKA: | Davarın tırnağının taşa dokunup ses çıkarması. |
| DAKDAKE: | Tez tez yürümek, hızlı yürümek. |
| EVRAK-I NAKDİYYE: | Kağıt paralar. |
| FAKD: | Bulunmamak, bir şeyi kaybetmek. Belirsiz olmak. * Talebetmek, istemek. |
| FAKD-ÜL AHBAB: | Ahbabsızlık, dostsuzluk. Ahbabın bulunmayışı. |
| FAKD-I NAKD: | Para yokluğu. |
| HAKD: | Kin tutmak. Adâvetini gizlemek. (Bak: İhnet) |
| HAKDAN: | f. Dünya, arz, yer. |
| HALL Ü AKD: | Çözme ve düğümleme. İdame etme. Müşkül mes'eleleri ve işleri halledip neticeye bağlama. |
| HAYAT-I TAKDİRİYYE: | Huk: Ana rahminde bulunan çocuğun hayatı. |
| İCAZ-I BİTTAKDİR: | Maksadı az sözle ifade etmekle beraber fazla olan etraflı mânaların zuhurudur. |
| IZLAK-I AKDÂM: | Ayakların sürçüp kayması. |
| KEFALET-İ NAKDİYE: | Bir hususu te'min için depozite yatırmak suretiyle kefil olma. |
| KELİMAT-I TAKDİRİYYE: | Takdir edici sözler. |
| MAKDEM: | (C.: Makadim) (Kudum. dan) Dönüp gelme. Gelme. |
| MAKDEM-İ BEHÂR: | Baharın gelmesi. |
| MAKDERET: | (Kudret. den) Kuvvet, kudret, güç, zor. |
| MAKDİS: | Mukaddes yer. |
| MAKDUD: | Uzun boylu kişi. |
| MAKDUH(E): | (Kadh. den) Beğenilmemiş, ayıp. |
| MAKDUNİS: | Maydanoz. |
| MAKDUR: | Güç. Kuvvet. Kudret. * Takdir olunmuş. Allah'ın takdiri. Daha evvelden takdir olunmuş. |
| MAKDUR-İ BEŞER: | İnsanın yapabileceği şey. |
| MAKDUR-ÜT TESLİM: | Ele geçirilmesi mümkün olan. |
| MAKDURAT: | (Makdur. C.) Takdir-i İlâhi olanlar. Güç ve kuvvet. Elden gelenler. Takdir edilenler. |
| MUAVENET-İ NAKDİYE: | Para yardımı. |
| MÜKÂFAT-I NAKDİYE: | Para mükâfatı. |
| MÜSEMMA-YI AKDES: | En kudsî isimlerin sahibi olan Cenab-ı Hak. |
| MÜSTAKDİM: | (Kıdem. den) İleride ve önde bulunan. İstikdam eden. * (Kadem. den) Çok ayaklı olan. |
| NAKD: | (C?: Nukûd) Madeni para, akçe. * Bir şeyin bedelini peşinen ödemek. * Para olarak bulunan servet. * Vezin ve ayarı tamam olan para. * Bir şeye hırsızlamasına bakma. * Seçmek. * Saymak. |
| NAKD-İ CÂN: | En kıymetli olan şey. |
| NAKD-İ MEVCUD: | Mevcud olan para, elde bulunan para. |
| NAKDEN: | Para olarak, peşin, elden. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AKD-İ MECLİS : | Konuşmak için toplanma, meclis kurma. |
| AKA : | İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar. |