Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
AKK: (C.: Ukuk) Serkeşlik. Anaya, babaya itaatsizlik.
Yarmak.
(Koyun) kuzularken ölmek.
AKK: Serkeş, inadçı.
AKKÂL: Çok yiyen, obur.
Tıb: Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).
AKKÂM: Deve kiralayıcısı, deve ile ücret karşılığında eşya taşıyan adam.
Hacca Surre-i Hümayun ile birlikte giden hademe.
Çadır mehteri.
AKKOR: (Bak: Nâr-ı beyza)
AKKUB: Devenin çok yediği yassı yapraklı bir dikenli ot.
İçerisinde 'AKK' geçenler
ADAKK: İnce, dakik.
AHAKK: (Bak: Ehakk)
AKKÂL: Çok yiyen, obur. * Tıb: Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).
AKKÂM: Deve kiralayıcısı, deve ile ücret karşılığında eşya taşıyan adam. * Hacca Surre-i Hümayun ile birlikte giden hademe. * Çadır mehteri.
AKKOR: (Bak: Nâr-ı beyza)
AKKUB: Devenin çok yediği yassı yapraklı bir dikenli ot.
AKSÂ-YI TERAKKİ: Tekâmülün son basamağı. Terakkinin son hududu.
ARAKK: Çok ince. En ince. Ziyâde rakik olan.
ASFİYA-İ MUHAKKİKÎN: Hakikatı tam araştıran, delillerle isbat eden, ilim ve fazilette terakki etmiş olan büyük İslâm âlimleri.
BAKKA: Sivrisinek. * Tahtabiti.
BAKKAL: Sebzevât satıcı.
BAKKAR: Sığır çobanı, sığırtmaç.
Bİ-HAKKINÌ: Tamamıyla, hakkıyla.
BİLÂ-TEVAKKUF: Durmadan, tereddüt etmeden.
CENAB-I HAKK: Allah.
DAKK: Vurmak. * Çekmek. Çok yemekten dolayı vücudun ağırlaşması. * Kapı çalma.
DAKK-ÜL BÂB: Kapı çalmak.
DEVR-İ TERAKKİ: İlerleme devri.
EDAKK: En dakik, pek ince, çok mühim.
EDAKK-I UMUR: İşlerin en mühimmi.
EHAKK: Daha haklı, pek haklı. Daha doğrusu. En hakiki.(Ey talib-i hakikat, madem hakta ittifak, ehakta ihtilaftır. Bazan hak, ehaktan ehaktır. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen. S.)
EL-HAKKU YA'LÛ: Hak gâlib ve yüksektir, meâlindedir. Bu mâna, bir Hadis-i Şerife işaret eder.
ERAKK: Çok ince, ziyade rakik, ince ve yumuşak.
ERAKK-I HİSSİYAT: Duyguların en inceleri. Gizli hisler, ince duygular.
ESAKK: Yürürken dizlerini birbirine vuran.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
EŞAKK: Meşakkatli, zahmetli.
FAKKAH: Ezhar otunun çiçeği.
GALAT-I TAHAKKÜMÎ: Bir kelimenin gerek lâfzı ve gerekse mânası itibariyle herkesin kullandığı gibi kullanılmaması.Bu, başlıca üş şeyden olur:1- Nazımda vezne uydurmak için bir kelimenin telâffuzunu değiştirmek, hecesini uzatmak ve kısaltmak yahut harfini gizlemek.2- Çeşitli mânâları olan bir kelimeyi meşhur olmayan bir mânâda kullanmak.3- Gramere ait kaide hatası yapmak. Meselâ: Zen merde, civân pîre, keman tîrine muhtaçEczâ-yı cihân cümle biri bîrine muhtaçbeytindeki "bîr" kelimesinin hecesi uzatılarak galat-ı tahakkümî yapılmıştır.
HAKK: (Bâtılın zıddı) Doğru. Gerçek. Vâcib ve lâzım olan. Her sâbit ve doğru olan şey. Adalet. Herkesin meşru olan salahiyeti, iktidarı, bir şey üzerindeki mâlikiyyeti. * Dâva ve iddia. * Hakikate uygunluk. * Geçmiş, harcanmış emek. Pay, hisse. * Münasib * Din. İslâmiyyet. * Kur'an. * Vukuu vâcib, geleceği şüphesiz olan. * Kıyamet. * Mahz-ı hakikat. * Yapacağını yalansız yapan kimse. * Musibet.
HAKK-I ÂMİRİYYET: Âmirlik hakkı.
HAKK-I İHTİTAB: Ormana yakın olan kimselerin ormandan odun kesmek hakkı.
HAKK-UL YAKÎN: (Hakk-al yakîn) Mârifet mertebesinin en yükseği. En yakînî bir surette hakikatı müşahede edip yaşamak hali. Ateşin yakıcı olduğunu bütün hislerimizle yakından duyup yaşadığımız gibi. (Bak: Yakîn)
HAKK: Kazıma. Oyma. Maden üzerine yazı işlemek.
HAKK-İ MÜHÜR: Mühür kazıma.
HAKK-İ SEHV: Yanlışı kazıma.
HAKKA: (Hakkan) Doğru olarak. Gerçek. Hakikat olarak. Lâzım ve sâbit kılmak.
HÂKKA: Kıyamet günü. * Âfet. Devamlı musibet. (Herkesin ve her kavmin amellerini isbat ve izhar eylediğinden kıyamet gününe bu isim verilmiştir) (L.R.)
HÂKKA SURESİ: Kur'an-ı Kerim'in 69. suresi olup Mekkîdir.
HAKKÂK: Hakkeden. Mühür vesair kazıyan.
HAKKÂKÎ: Mühür ve saire kazıma, hakkâklık.
HAKKAK: Hokkacı, kutucu.
HAKKAN: Hakikaten, doğrusu.
HAKKANÎ: Hak ve adalete uygun. Haklılığa uyar ve yakışır.
HAKKANİYET: Haktan ve doğruluktan ayrılmamak. Adalet üzere bulunmak. Adalet ve insaf ile lâzım olanı icra etmek.
HAKK-BÎNANE: f. Hakkı tanıyana göre.
HAKK-BÎNÎ: f. Hakkı görme, hakkı tanıma.
HAKK-CU: f. Hak arıyan.
HAKKE: Arka yükü. * Diş.
HAKKETMEK: Oyarak veya kazıyarak işlemek, yazmak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKKÂL : Çok yiyen, obur. * Tıb: Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara).
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...