Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
AKVA: Daha kuvvetli. En kuvvetli. (Bak: Ekva)
AKVA': Kuyruğu beyaz, gövdesi siyah olan dişi koyun.
AKVAL: (Kavl. C.) Sözler, kaviller.
AKVAL-İ HAKÎMÂNE: f. Hikmet sahiblerine yakışır sözler.
AKVAM: (Kavim. C.) Kavimler. Milletler. Toplumlar.
AKVÂM-I BEŞER: İnsan toplumları. İnsan kavimleri.
AKVAREL: Sulu boya resim.
AKVARYUM: Lat. Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek tarzda yapılmış camdan su kabı.
AKVAS: (Kavs. C.) Kavisler, yaylar.
Virajlar, büklümler.
AKVAT: (Kut. C.) Yiyecekler, azıklar.
AKVAT-I YEVMİYYE: Geçim, derd-i maişet için lazım olan günlük yiyecekler.
AKVAZ: (Kavz. C.) Kum tepeleri.
İçerisinde 'AKVA' geçenler
AKVA': Kuyruğu beyaz, gövdesi siyah olan dişi koyun.
AKVAL: (Kavl. C.) Sözler, kaviller.
AKVAL-İ HAKÎMÂNE: f. Hikmet sahiblerine yakışır sözler.
AKVAM: (Kavim. C.) Kavimler. Milletler. Toplumlar.
AKVÂM-I BEŞER: İnsan toplumları. İnsan kavimleri.
AKVAREL: Sulu boya resim.
AKVARYUM: Lat. Su hayvanlarını veya bitkilerini besleyebilecek tarzda yapılmış camdan su kabı.
AKVAS: (Kavs. C.) Kavisler, yaylar. * Virajlar, büklümler.
AKVAT: (Kut. C.) Yiyecekler, azıklar.
AKVAT-I YEVMİYYE: Geçim, derd-i maişet için lazım olan günlük yiyecekler.
AKVAZ: (Kavz. C.) Kum tepeleri.
ASVEB-İ AKVÂL: Kavillerin en muhkemi, sözlerin en doğrusu.
BAKVA: Bâkilik, ebedilik, sonsuzluk.
CEM'İYYET-İ AKVÂM: (Milletler Cemiyeti) Birinci Dünya Savaşından sonra kurulan ilk Birleşmiş Milletler Cemiyetinin bizdeki adıdır.
DAKVA(N): Sütü çok içtiğinden dolayı bedeni ağırlaşan kuzu.
EVCEH-İ AKVÂL: Sözlerin en uygunu, kavillerin en münasebetlisi.
LİBAS-I TAKVA: Takva elbisesi. Sâlih ameller.
TAKVA: Bütün günahlardan kendini korumak. Dinin yasak ettiğinden veya haram olduğunda şüphesi olan şeylerden çekinmek. (Bak: Amel-i-sâlih, İttika, Vicdan)(Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i salih emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan, def-i mefasid ve terk-i kebair üss-ül esas olup, büyük bir rüçhaniyet kesbetmiş. R.N.)(Ey muhatab olan insanlar! Havf ve reca ortasında bulunmakla, takvayı recâ ederek Rabbinize ibadet ediniz. Bu itibarla insan, ibadetine itimad etmemelidir ve daima ibadetinin artmasına çalışmalıdır. Reca mânası, sâmi' ve müşahidlere göre olursa şöyle te'vil edilecektir:Ey müşahidler! Arslanın pençesini gören adam, o pençenin iktizası olan parçalamayı arslandan ümid ve reca ettiği gibi; siz de, insanları ibadet techizatiyle mücehhez olduklarını gördüğünüzden, onlardan takvayı reca ve intizar edebilirsiniz. Ve keza, ibadetin fıtrî bir iktiza neticesi olduğuna işarettir. Takva, tabakat-ı mezkurenin ibadetlerine terettüb ettiğinden, takvanın bütün kısımlarına, mertebelerine de şamildir. Meselâ: Şirkten takva; kebairden, masivaullahdan kalbini hıfzetmekle takva; ikabdan içtinab etmekle takva; gazabdan tahaffuz etmekle takva. Demek kelimesi bu gibi mertebeleri tazammun eder. Ve keza, ibadetin ancak ihlâs ile ibadet olduğuna ve ibadetin mahzan vesile olmayıp maksud-u bizzat olduğuna; ve ibadetin sevab ve ikab için yapılmaması lüzumuna işarettir. İ.İ.)
TEBELBÜL-Ü AKVAM: Muhtelif kavimlerden ibaret bir cemaatin kısım kısım olmaları, muhtelif dil konuşmaları. (Bak: Babil)
TEŞA'UB-U AKVAM: Kavimlerin kısım kısım, şube şube olması.
VAKVAK: Korkak kişi. * Hindistan'da Vakvak beldesinde yetişen bir ağaçtır. Yüz zira' miktarı boyu olur, kalkan gibi yassı yaprağı olur.
VAKVAKA: Kurbağa, tavuk, kuş sesi veya köpek havlaması.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
AKVA' : Kuyruğu beyaz, gövdesi siyah olan dişi koyun.
AKVA' : Kuyruğu beyaz, gövdesi siyah olan dişi koyun.
AKA : İran Türkleri "ağa" yerine kullanırlar.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...