Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ALÎK: Hayvana bir defada verilen yem.
Asılan torba.
ALÎK-ÜD-DEVÂB: Yem torbası.
ALİKA: İçine birşey koyacak torba.
Yem.
İçerisinde 'ALÎK' geçenler
AHSEN-ÜL HÂLIKÎN: Hâlıkıyyet mertebelerinin en güzel ve en münteha mertebesinde olan bir Hâlık-ı Zülcelal. Her şeyi herşeyle münasebetine lâyık bir tarzda güzel yaratan Hâlık. (C.C.)
ALABALIK: t. Akıntısı sert olan soğuk ve tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.
ALÎK-ÜD-DEVÂB: Yem torbası.
ALİKA: İçine birşey koyacak torba. * Yem.
AMALİKA: Çok eskiden Sina yarımadasında yaşadıkları sanılan ve gariplikleriyle şöhrete erişen bir kavim.
BALIKHANE KAPISI: Topkapı Sarayı'nın Marmara kıyısındadır. Padişahlarca cezandırılan vezirler burada idam edilir, sürgün edileceklerse buradan gemilere bindirilirlerdi.
CÜVALİK: (C.: Cevâlik) Çuval.
DÜNYALIK: t. Zenginlik, para ve mal.
ENES İBN-İ MALİK: Ensardan ve Ashâb-ı Kiram'ın fakihlerindendir. Hicretin ibtidasından itibaren on sene Resul-i Ekrem Efendimizin (A.S.M.) hizmetinde bulunmakla şeref kazanmıştır.Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) 2630 Hadis-i Şerif rivâyet etmiştir. 100 yaşına kadar yaşamış, hicri 92 veya 94 senelerinde Basra'da ebedî hayata kavuşmuştur. En son vefat eden sahabe, Hazret-i Enes'tir. (R.A.)
FÂLIK: Çatlatan. Açan. Büyümesi için tohumu açan, yaratan. (Allah C.C.)
FÂLIK-ÜL HABBİ VENNEVÂ: Tohum ve çekirdekleri açarak büyüten (Allah C.C.)
FELİZALİK: (Bak: Felihâzâ)
ÇÂLİK: f. Çelik çomak oyunu.
HALIK: Yoktan yaratan. Yaratıcı. Allah (C.C.)
HALIK: (C.: Huluk-Havâlık) Büyük dağ. * Ağaca dolaşmış olan üzüm çubuğu. * Süt ile dolu olan koyun memesi. * Tıraş eden. Berber.
HALIKIYYET: Yaratıcılık. Halk edicilik. İcad ve takdir.
HALİK: Helâk olan. Mahv olan. Fenaya giden. Fâni. Zâil.
HALİK: Tıraş edilmiş.
HALİKA: (C.: Halayık) Tabiat, mahlukât.
HALİKE: Çok hırslı, haris olan nefis.
HALİKÎ: Demirci.
HUDUD-U MEMALİK: Memleket hudutları. Ülkenin sınırları.
İMAM-I MÂLİK: (Hi: 93-179) Medine-i Münevvere'de doğdu. İmâm Mâlik bin Enes diye anılır. Mâlikî Mezhebinin imamı. El-Muvatta isimli eseri, "Kütüb-ü Sitte"ye dahil olacak kıymettedir. Mezhebinin mensubları, Afrika ve Endülüs'te çok yayılmıştır. Bu mezhepte olana "Malikî" denir.
İTALİK: Fr. Üstten sağa doğru yatık matbaa harfi.
KEVALİK: Kısa boylu.
KEZALİK: Bunun gibi. Böylece. Bu da böyle.
LAALİK: Doğrulukla kalkıp durmak.
LEKALİK: (Laklak. C.) Leylekler.
LEKALİK: Büyük, etli, şişman kadın. * Büyük deve.
Lİ-ZALİK: Bundan dolayı. Bundan ötürü.
MAAZALİK: Şu var ki. Bununla berâber.
MAGALIK: (Mağlak. C.) Kilitler, sürmeler.
MALİK: Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. * Her şeyin sâhibi olan Allah. * Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı.
MALİK-ÜL MÜLK: Bütün mülkün hakiki mâliki olan Allah (C.C.)
MALİK-İ YEVMİDDİN: Herkesin dünyâda yaptığının mükâfat ve cezasını göreceği yer olan âhiretin, din gününün, mâliki, sahibi olan Allah (C.C.)
MALİKANE: f. Büyük ve gösterişli köşk. * Tar: Bir kimseye, gelirinden hayatı boyunca istifade etmek; fakat satamamak ve miras bırakamamak şartıyla verilen beylik arazi.
MALİKÎ: (Bak: İmam-ı Mâlik)
MALİKİYET: Malik ve sahib olma.
MEHALİK: (Mehleke. C.) Tehlikeler. Tehlikeli işler. Korkulan yerler.
MEMALİK: (Memleket. C.) Memleketler.
MEMALİK-İ HÂRRE: Sıcak memleketler. İklimi çok sıcak olan mıntıkalar.
MEMALİK-İ OSMANİYE: Osmanlı memleketi. Osmanlılara aid memleketler.
MEMALÎK: (Memluk. C.) Köleler. kullar.
MESALİK: (Meslek. C.) Meslekler. Tutulan yollar. Süluk edilen yollar.
MEZALİK: (Mezlaka. C.) Kaygan yerler. Ayak kayacak yerler.
MUNTALİK: (Talâk. dan) Salıverilmiş, bırakılmış. * Bağsız. * Kederi, hüznü ve gamı olmıyan. Sevinçli, mesrur, neşeli.
MUSTALIK GAZASI: Benî Mustalık gazasına Müreysî gazası da denilir. Benî Mustalık, Huzaa'nın bir şubesidir. Müreysî de bunların bir kuyusudur. Benî Mustalık, Resul-i Ekrem'le harb etmek üzere bu kuyu başında toplandıkları için bu sefer bu isimle anılır. Çeşitli râviler, bu gazanın hicrî dört veya beş veya altıncı senesinde olduğunu rivayet etmişlerdir.Benî Mustalık'ın bu hâinane hareketinden vaktiyle haberdar olan Resul-i Ekrem (A.S.M.) süvâri, piyade yediyüz kişilik bir kuvvetle ve sür'atle hareket edip bunları ansızın bastırmış ve birçok esir ve ganimet almışlardır. (S.B.M.)
MÜNGALİKA: Kapalı, mesdud. * Kilitli.
MÜTEHÂLİK: (Helâk. dan) Tehâlük eden, kendini tehlikeye atacak kadar acele eden.
MÜTEHÂLİKÂNE: f. Acelecilikle, çabuklukla.
MÜTEMALİK: Kendini tutan, nefsine hâkim olan.
MÜTESALİK: Uçucu, uçan. * Tırmanan, tırmanıcı.
PALİKANE: f. Büyük han kapılarının ortasındaki küçük kapı.
PALİKARYA: Mc: Kabadayı, yiğit, cesur. * Rum gençleri.
SAALİK: Dilenciler. * Serseriler. * Kalenderler. * Dervişler.
SAHSALİK: Katı, şiddetli, şedid. * Yaşlanmış, ihtiyar kadın. * Şiddetli ses.
SÂLİK: (Sülûk. dan) Bir yolda giden. Belli bir yol tutup giden. * Bir tarikat yolunda olan.
SÂLİKÂN: (Sâlik. C.) Sâlikler. Bir tarikata girmiş veya bir şeyhe bağlanmış kimseler.
SÂLİKÛN (SÂLİKÎN): (Sâlik. C.) Sâlikler. Sülûk edenler.
TALİK: Güleryüzlü adam. Mütebessim kimse. * Düzgün söz söyleyen kimse.
TALİK: Azad olunan esir. Serbest bırakılan esir.
TEBAYÜN-İ MESALİK: Mesleklerin farklılığı.
ZALİK(E): Bu, şu, o. Kezâlik. Böylece.
ZALİK: Giden, gidici.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ALÎK-ÜD-DEVÂB : Yem torbası.
ÂLİ : Büyük, yüksek, şerif, celil, aziz olan.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...