Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ALÎL: Hasta. İlletli.(Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi; ittiba-ı Kur'andır. M.)
İçerisinde 'ALÎL' geçenler
AKALL-İ KALİL: En az. Azın azı.
AMEL-İ KALİL: Amel-i kesirden az olan hareket. Bir rek'atta bir uzuvla yapılan ve namazdan sayılmayan bir hareket veya ardı ardına yapılan üçten az hareket.
AVRUPALILAŞMAK: Avrupalıların fikirlerini ve yaşayış tarzını benimsemek. Türkiye'de batılılaşma olarak kullanılmaktadır. Avrupa zamanımızda ilim ve teknikte ilerlemiş olmakla beraber inanışları, ahlâkları, felsefeleri ve yaşayış tarzı ile geri bir düşünüşü temsil eder. Avrupaya, batıya özenmek, eşkiyanın gasbettiği servetine özenmeğe benzer. Batının, mazlum milletleri ezmek için vasıta ve silah olarak kullandığı ilim ve tekniğe sahip olmak, İslâm'ın hakkıdır. İslâm dünyası ilim ve tekniğe sahip olmakla hem batının zulmüne son verecek, hem de bunu insanlığın hayrına, barış için ve insanlığın saadeti, mutluluğu için kullanacaktır. Amma batının hayat felsefesi insanlık için bir zehirdir ve onu reddeder. (Bak: Asrî)
AZALİL: (Uzlûle. C.) Yanlışlar, yanılmalar. Doğru olmayanlar.
DALİL: Sert, sağlam, muhkem yer. * Yolu azmış kişi.
EKALL-İ KALİL: Azın azı, pek az, en az.
FEYALİLACEB: (Fe-yâ lil'aceb) Hayret ve taaccüb ifâdesi için söylenir.
GALİL: (C: Gılâl) Güneşin harareti. * Susuzluk harareti. * Kin, hased. * Devenin yulafına karıştırıp yedirdikleri hurma çekirdeği.
HALİL (HALİLE): Zevc, koca. Nikâhlı karı. Zevce.
HALİL: Samimi dost. Sâdık dost. * Nahif ve fakir kimse. (L.R.)
HALİL-ÜR RAHMAN: Allah'tan başkasından hiçbir zaman yardım dilemeyip, O'nun dostluğunu ihtiyar eden Hz. İbrahim'in (A.S.) lâkabıdır.
HALİLİYYE: Samimi dostluk ve kardeşlik.
HALİLULLAH: Allah'ın dostu, Hz. İbrahim (A.S.).
HAYAT-I ALİL: Hasta ömür, hastalıklı hayat.
KALİL: Az. * Bodur kimse.
KALİL-ÜL BİDÂA: Sermayesi az.
KALİLEN: Az olarak.
MATALİL: (Matlul. C.) Nemli, ıslak ve yaş şeyler.
NECASET-İ KALİLE: Katı şeylerden ise miskalden; sıvı ise el ayası sahasından geniş olan necaset, namaza mânidir. Bu miktardan fazlası necaset-i galizadır.
SALİL: Demirden çıkan ses. Demir sesi.
SEALİL: (Sü'lul. C.) Memeler. * Vücudda meydana gelen siğiller.
TALİL: Hasır.
YEALİL: (Ya'lul. C.) Suları berrak ve saf akan göller. * Beyaz bulutlar. * Su üzerinde meydana gelen kabarcıklar. * Çift hörgüçlü develer.
ZALİL: Gölgeli.
ZILL-I ZALİL: Koyu gölgeli yer.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂLİ : Büyük, yüksek, şerif, celil, aziz olan.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...