Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ALÎL: Hasta. İlletli.(Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi; ittiba-ı Kur'andır. M.)
İçerisinde 'ALÎL' geçenler
AKALL-İ KALİL: En az. Azın azı.
AMEL-İ KALİL: Amel-i kesirden az olan hareket. Bir rek'atta bir uzuvla yapılan ve namazdan sayılmayan bir hareket veya ardı ardına yapılan üçten az hareket.
AZALİL: (Uzlûle. C.) Yanlışlar, yanılmalar. Doğru olmayanlar.
DALİL: Sert, sağlam, muhkem yer. * Yolu azmış kişi.
EKALL-İ KALİL: Azın azı, pek az, en az.
FEYALİLACEB: (Fe-yâ lil'aceb) Hayret ve taaccüb ifâdesi için söylenir.
GALİL: (C: Gılâl) Güneşin harareti. * Susuzluk harareti. * Kin, hased. * Devenin yulafına karıştırıp yedirdikleri hurma çekirdeği.
HALİL (HALİLE): Zevc, koca. Nikâhlı karı. Zevce.
HALİL: Samimi dost. Sâdık dost. * Nahif ve fakir kimse. (L.R.)
HALİL-ÜR RAHMAN: Allah'tan başkasından hiçbir zaman yardım dilemeyip, O'nun dostluğunu ihtiyar eden Hz. İbrahim'in (A.S.) lâkabıdır.
HALİLİYYE: Samimi dostluk ve kardeşlik.
HALİLULLAH: Allah'ın dostu, Hz. İbrahim (A.S.).
HAYAT-I ALİL: Hasta ömür, hastalıklı hayat.
KALİL: Az. * Bodur kimse.
KALİL-ÜL BİDÂA: Sermayesi az.
KALİLEN: Az olarak.
MATALİL: (Matlul. C.) Nemli, ıslak ve yaş şeyler.
NECASET-İ KALİLE: Katı şeylerden ise miskalden; sıvı ise el ayası sahasından geniş olan necaset, namaza mânidir. Bu miktardan fazlası necaset-i galizadır.
SALİL: Demirden çıkan ses. Demir sesi.
SEALİL: (Sü'lul. C.) Memeler. * Vücudda meydana gelen siğiller.
TALİL: Hasır.
YEALİL: (Ya'lul. C.) Suları berrak ve saf akan göller. * Beyaz bulutlar. * Su üzerinde meydana gelen kabarcıklar. * Çift hörgüçlü develer.
ZALİL: Gölgeli.
ZILL-I ZALİL: Koyu gölgeli yer.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ÂLİ : Büyük, yüksek, şerif, celil, aziz olan.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...