Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ÂLİM: Bilen, bilgili.
Çok şey bilen.
Çok okumuş, bilgiç.
İlim ile uğraşan. Hoca.(Âlim-i mürşid, koyun olmalı; kuş olmamalı. Koyun, kuzusuna süt; kuş, yavrusuna kay verir. M.)
ALÎM: Bilen. İlmi, ebedi ve ezeli olan Cenab-ı Hak. (Kur'an-ı Kerim'de bu isim 126 kerre zikredilir.)
ALİM: Üzüntülü, kederli, ıztırab çeken.
ALÎM-ALLAH: Allah en iyi ve en çok bilendir (meâlinde.)
ALİM-ALLAH: Allah bilir (meâlinde yemin.)
ÂLİMAN: f. (Alim. C.) Alimler.
ÂLİMÂNE: f. Alimlere yakışır surette. Bilenlere yakışır şekilde.
ÂLİM-ÜL-GAYB VE-Ş-ŞEHÂDE: Görüleni ve görülmeyeni bilen. Allah.
İçerisinde 'ALİM' geçenler
AKALİM: (Ekalim) (İklim. C.) İklimler. * Dünyanın kıt'a ve memleketleri.
ALÎM-ALLAH: Allah en iyi ve en çok bilendir (meâlinde.)
ALİM-ALLAH: Allah bilir (meâlinde yemin.)
ÂLİMAN: f. (Alim. C.) Alimler.
ÂLİMÂNE: f. Alimlere yakışır surette. Bilenlere yakışır şekilde.
ÂLİM-ÜL-GAYB VE-Ş-ŞEHÂDE: Görüleni ve görülmeyeni bilen. Allah.
AVALİM: (Âlem. C.) Âlemler. Cihanlar.
BALİMEZ: 16. ve 17. yy. larda Osmanlılar tarafından kara ve deniz savaşlarında kullanılan uzun menzilli top. (Bak: Balyemez)
CEM-İ MÜENNES-İ SÂLİM: Gr: Sonu ( $ ât) eki ile biten cemi'ler. Meselâ: Müminât: (Kadın mü'minler, mümineler) Sâdıkât, Hafiyyât, Sâlihât gibi.
CEM-İ SAHİH (SÂLİM): Gr: Bu cemi yapıldığı zaman müfredinin şekli bozulmaz. İki türlüdür. Cem-i müzekker, Cem-i müennes. * Mat: Toplama.
EKALİM: (İklim. C.) İklimler, memleketler, mıntıkalar.
EKALİM-İ BÂRİDE: Soğuk iklimler, soğuk memleketler.
EKALİM-İ HÂRRE: Sıcak iklimler, ülkeler.
EKALİM-İ SEB'A: Yedi iklim. * Yedi kıt'a.
EL-HALİM: Suçluların cezalarını derhal vermek iktidarında olduğu halde sonraya bırakan ve yumuşak muamele eden, çok halim. (Allah (C.C.)
ÇALIM: Tavır, eda. * Kılıcın keskin tarafı, ağzı.
HALÎM: Yumuşak huylu. Hoş muamele yapan. (Bak: Elhalîm)
HALÎMÂNE: f. Yumuşak surette. Yumuşak huylulara yakışır bir tarzda.
HALÎME: Yumuşak huylu kadın. * Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın süt anasının ismi. Beni Sa'd bin Bekr kabilesindendir. Halime-i Sa'diye diye de anılır. (R.A.)
İNSİDAD-I HALİME: Tıb: Meme başlarının tıkanması.
MAALİM: (Ma'lem. C.) Dinî inançlara, itikadlara dair mes'eleler. * İzler. Nişanlar. Eserler.
MAKALİM: (Maklem. C.) Ucu budanmış ve sivrilmiş şeyler.
MAZALİM: (Mazleme. C.) Haksızlık ve adaletsizlikler. Zulümler. * Adâlet dâiresi.
MEALİM: (Bak: Maalim)
MEZALİM: Zulümler. Haksızlıklar. Eziyet ve işkenceler.
MUNZALİM: Kendi isteğiyle veya istemiyerek zâlimin zulmüne boyun eğen.
MÜTEALİM: Herkesçe bilinen, ma'lum, taâlüm eden.
RE'Y-İ SÂLİM: Doğru fikir ve düşünce.
SÂLİM(E): Sağlam. * Sıhhatli. Sağ. Noksansız, eksiksiz. * Her türlü tehlikeden uzak olan. Emin ve korkusuz olan. * Gr: Kelimelerdeki harfler bozulmadan cemi' eki katılarak yapılan çoğul hali. Sâlimûn, sâlihât, sâdıkûn, sâdıkât gibi yapılan cemiler. * İçinde harf-i illet bulunmayan kelime.
SÂLİMEN: Sağ, sağlam ve sıhhatta olarak. * Emin olarak, emniyetle.
SÂLİMÎN: (Sâlim. C.) Sağ, sağlam ve sıhhatta olanlar. Sâlimler.
SELALİM: (Süllem. C.) Merdivenler.
ZÂLİM(E): Zulmeden, haksızlık eden.
ZÂLİMÂNE: f. Zâlim olana yakışır şekilde. Zulmeder surette. Zâlimce.
ZÂLİMÎN: (Zâlim. C.) Zâlimler, zulmedenler.
ZÂLİMÛN: (Zâlim. C.) Zulmedenler. Haksızlık edenler. Zâlimler.
ZALİM: (C.: Zılem-Zılmân) Deve kuşunun erkeği. * Kaymağı alınmadan içilen süt. * Hiç bozulmamış yerden kazılan toprak.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ALÎM-ALLAH : Allah en iyi ve en çok bilendir (meâlinde.)
ÂLİ : Büyük, yüksek, şerif, celil, aziz olan.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...