Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ALAY: | (Ask.) 3-4 tabur piyade veya5 bölük süvari askerinden mürekkep kuvvet. Debdebe ve gösterişle yapılan tören, geçit resmi. Cemaat, topluluk, güruh, kalabalık, fevç. Fazla miktar, muhtelif ve müteaddit kişiler veya şeyler. |
| ALAYBOZAN: | Eskiden kullanılmış olan bir çeşit fitilli tüfek. |
| ALAYE: | Yüksek yer, yükseklik. |
| ALAY EMİNİ: | Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askerin hesap işlerine bakan subay ki, binbaşıdan alt derecededir. |
| ALAY İMAMI: | Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askere imamlık vazifesini yapan subay. |
| ALAYİŞ: | f. Bulaşıklık, bulaşma. Debdebe, tantana, gösteriş. |
| İçerisinde 'ALAY' geçenler | |
| ALAYBOZAN: | Eskiden kullanılmış olan bir çeşit fitilli tüfek. |
| ALAYE: | Yüksek yer, yükseklik. |
| ALAY EMİNİ: | Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askerin hesap işlerine bakan subay ki, binbaşıdan alt derecededir. |
| ALAY İMAMI: | Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir alay askere imamlık vazifesini yapan subay. |
| ALAYİŞ: | f. Bulaşıklık, bulaşma. * Debdebe, tantana, gösteriş. |
| AMİN ALAYI: | Eskiden çocukların ilk okula başladığı gün yapılan merasim. |
| DEST-ALAY: | f. Bulaşık el, bulaşmış el. |
| HALAYIK: | Cariye, hizmetçi. |
| KADİR ALAYI: | Tar: Kadir gecesi padişahların saraydan çıkıp, civardaki camilerden birinde namaz kılmaları münâsebetiyle yapılan merâsim. |
| KALAYE: | Kilise odası. |
| MALAYA'Nİ: | (Mâlâyâni) Mânasız, faydasız, boş söz.(Elbette en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyani şeylerle ömrünü telef etmesin. Kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin. Selâmetle kabir kapısını açıp saâdet-i ebediyeye girsin. M.) |
| MÂLÂYA'NİYYÂT: | Faydasız boş sözler, boş konuşmalar, faydasızlık. |
| MALAYUTAK: | Tâkat getirilmez, güç yetmez, dayanılmaz. |
| MİRALAY: | Alay kumandanı. Albay. |
| PALAY: | f. (Bak: Pala) |
| SALAYE: | (C.: Salâyât) Bir şey ezmede kullanılan yassı düz taş. |
| SALAYIK: | Yufka yapmak. |
| VÂLÂYÎ: | f. Yücelik, yükseklik. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ALAYBOZAN : | Eskiden kullanılmış olan bir çeşit fitilli tüfek. |
| ALA : | Bahşişler. Lütuflar. Nimetler. İhsanlar. |
| ÂL : | Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend. |