Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ALEN: Aşikâr, apaçık, meydanda olma.
ALENDA: (C. Alânid) Çok sağlam nesne.
ALENDAT: Kuvvetli deve.
ALENDAT: Katı, sağlam nesne.
ALENEN: Gizli olmayarak, açıktan.
ALENG: f. Hücum eden asker.
Siper, istihkâm.
ALENİ: Açık olarak, meydanda. Gizli olmayarak.
ALENİYYE: Açık, aleni, göz önünde.
ALENİYYET: Göz önünde olma.
ALENKED: Çok sağlam nesne.
İçerisinde 'ALEN' geçenler
ALENDA: (C. Alânid) Çok sağlam nesne.
ALENDAT: Kuvvetli deve.
ALENDAT: Katı, sağlam nesne.
ALENEN: Gizli olmayarak, açıktan.
ALENG: f. Hücum eden asker. * Siper, istihkâm.
ALENİ: Açık olarak, meydanda. Gizli olmayarak.
ALENİYYE: Açık, aleni, göz önünde.
ALENİYYET: Göz önünde olma.
ALENKED: Çok sağlam nesne.
BAHŞ-I KALENDERÎ: Cömertçe ihsan yapma, dağıtma.
BERAHİN-İ ALENİYYE: Meydanda ve açık olan deliller.
CELSE-İ ALENİYYE: Açık oturum.
HALEN: şu anda, henüz, şimdiki hâlde.
HALENBUS: Serçe renginde, ondan küçük bir kuş.
HALENC: (C.: Halânic) Ağaç, şecer.
HAVALENAME: f. Posta gibi vasıtalarla para göndermek üzere yazılan havale mektubu.
HAYALEN: Hayal olarak. Zihinde tasarlayıp canlandırarak.
İCLALEN: Büyük sayarak, saygı ve hürmet göstererek.
İCMALEN: Kısaca. Özlüce. İcmali ve hülâsa olarak.
İMTİSALEN: Bağlı olarak, imtisal ederek, uyarak, tâbi olarak.
İNTİKALEN: İntikal suretiyle.
İSTİDLALEN: İstidlal suretiyle, delil ile.
İSTİĞLALEN: Gayrimenkulü rehine koymak suretiyle.
İSTİKBALEN: Karşılayarak, karşılamak üzere. * Gelecek zamanda, ilerde.
KALEN: (A, uzun okunur) Söylemek suretiyle. Söyleyerek.
KALENDER: f. Dünyayı terkederek elini çekip Allah yolunda giden kimse. * Dünyâdan elini çekip herşeyi hoş gören kimse. * Dünya alâkalarından uzak, alâyişe aldanmaz hakikat adamı. Filozof.
KALENDERÂNE: f. Kalenderce. Kalender olan bir kimseye yakışır surette.
KALENDERÎ: f. Feylesofluk; kalenderlik; dervişlik; serserilik. * Edb: Halk edebiyatı tâbirlerindendir. Halk şâirleri "mef'ulü, mefaîlü, mefaîlü, feûlün" vezninde tanzim ettikleri gazele bu adı verirler.
KALENSÜVE: Üzerine sarık sarılarak başa giyilen külâh. * Mantarın başlığı, tablası.
MEÂLEN: Mânâca aynısı olmadan eksiği ile anlaşılan neticesi. Mânaya göre. (Bak: Te'vil)
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
MERHALENİŞİN: f. Seyyah, yolcu, turist.
NALENDE: f. İnleyen, feryad eden, inleyici.
PALENG: f. Postal. Çarık.
PALENG-İ FERSUDE: Eski çarık.
RİCALEN: Yaya olarak. Yayan. * Erkek olarak.
SALENBAC: Uzun ince balık.
ŞİMALEN: Soldan, sol taraftan, şimalden, kuzey taraftan.
ŞİMALEN: Soldan, sol taraftan, şimalden, kuzey taraftan.
ZİKR-İ ALENÎ: Aşikâr ve açıktan toplanıp Allah'ı zikretmek.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ALENDA : (C. Alânid) Çok sağlam nesne.
ÂLE : (C.: Al) Harbe. * (C. Alât) Çadır direği. * Edât.
ÂL : Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...