| Kelime | Anlam |
|---|
| ALEN: | Aşikâr, apaçık, meydanda olma. |
| ALENDA: | (C. Alânid) Çok sağlam nesne. |
| ALENDAT: | Kuvvetli deve. |
| ALENDAT: | Katı, sağlam nesne. |
| ALENEN: | Gizli olmayarak, açıktan. |
| ALENG: | f. Hücum eden asker. Siper, istihkâm. |
| ALENİ: | Açık olarak, meydanda. Gizli olmayarak. |
| ALENİYYE: | Açık, aleni, göz önünde. |
| ALENİYYET: | Göz önünde olma. |
| ALENKED: | Çok sağlam nesne. |
| İçerisinde 'ALEN' geçenler |
|---|
| ALENDA: | (C. Alânid) Çok sağlam nesne. |
| ALENDAT: | Kuvvetli deve. |
| ALENDAT: | Katı, sağlam nesne. |
| ALENEN: | Gizli olmayarak, açıktan. |
| ALENG: | f. Hücum eden asker. * Siper, istihkâm. |
| ALENİ: | Açık olarak, meydanda. Gizli olmayarak. |
| ALENİYYE: | Açık, aleni, göz önünde. |
| ALENİYYET: | Göz önünde olma. |
| ALENKED: | Çok sağlam nesne. |
| BAHŞ-I KALENDERÎ: | Cömertçe ihsan yapma, dağıtma. |
| BERAHİN-İ ALENİYYE: | Meydanda ve açık olan deliller. |
| CELSE-İ ALENİYYE: | Açık oturum. |
| HALEN: | şu anda, henüz, şimdiki hâlde. |
| HALENBUS: | Serçe renginde, ondan küçük bir kuş. |
| HALENC: | (C.: Halânic) Ağaç, şecer. |
| HAVALENAME: | f. Posta gibi vasıtalarla para göndermek üzere yazılan havale mektubu. |
| HAYALEN: | Hayal olarak. Zihinde tasarlayıp canlandırarak. |
| İCLALEN: | Büyük sayarak, saygı ve hürmet göstererek. |
| İCMALEN: | Kısaca. Özlüce. İcmali ve hülâsa olarak. |
| İMTİSALEN: | Bağlı olarak, imtisal ederek, uyarak, tâbi olarak. |
| İNTİKALEN: | İntikal suretiyle. |
| İSTİDLALEN: | İstidlal suretiyle, delil ile. |
| İSTİĞLALEN: | Gayrimenkulü rehine koymak suretiyle. |
| İSTİKBALEN: | Karşılayarak, karşılamak üzere. * Gelecek zamanda, ilerde. |
| KALEN: | (A, uzun okunur) Söylemek suretiyle. Söyleyerek. |
| KALENDER: | f. Dünyayı terkederek elini çekip Allah yolunda giden kimse. * Dünyâdan elini çekip herşeyi hoş gören kimse. * Dünya alâkalarından uzak, alâyişe aldanmaz hakikat adamı. Filozof. |
| KALENDERÂNE: | f. Kalenderce. Kalender olan bir kimseye yakışır surette. |
| KALENDERÎ: | f. Feylesofluk; kalenderlik; dervişlik; serserilik. * Edb: Halk edebiyatı tâbirlerindendir. Halk şâirleri "mef'ulü, mefaîlü, mefaîlü, feûlün" vezninde tanzim ettikleri gazele bu adı verirler. |
| KALENSÜVE: | Üzerine sarık sarılarak başa giyilen külâh. * Mantarın başlığı, tablası. |
| MEÂLEN: | Mânâca aynısı olmadan eksiği ile anlaşılan neticesi. Mânaya göre. (Bak: Te'vil) |
| MERHALENİŞİN: | f. Seyyah, yolcu, turist. |
| MERHALENİŞİN: | f. Seyyah, yolcu, turist. |
| NALENDE: | f. İnleyen, feryad eden, inleyici. |
| PALENG: | f. Postal. Çarık. |
| PALENG-İ FERSUDE: | Eski çarık. |
| RİCALEN: | Yaya olarak. Yayan. * Erkek olarak. |
| SALENBAC: | Uzun ince balık. |
| ŞİMALEN: | Soldan, sol taraftan, şimalden, kuzey taraftan. |
| ŞİMALEN: | Soldan, sol taraftan, şimalden, kuzey taraftan. |
| ZİKR-İ ALENÎ: | Aşikâr ve açıktan toplanıp Allah'ı zikretmek. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ALENDA : | (C. Alânid) Çok sağlam nesne. |
| ÂLE : | (C.: Al) Harbe. * (C. Alât) Çadır direği. * Edât. |
| ÂL : | Yüksek. Âlî. Yüce. Bülend. |