| Kelime | Anlam |
|---|
| AMER: | (Amr, ömr, imâret) Muammer eylemek. Çok zaman yaşayıp kalmak. Muammer olmak. |
| İçerisinde 'AMER' geçenler |
|---|
| GRAMER: | Fr. Cümlelerin, kelimelerin, hecelerin ve harflerin hallerinden bahseden ilim. Dil bilgisi. |
| HAMER: | Davarın arpa yemekten dolayı içinin ve ağzının kokması. |
| HURUF-U KAMERİYE: | Gr: Arapçada kelimenin başında harf-i tarif olduğu vakit, harf-i tarifin lâmı okunan harfler. Meselâ: El-Kamer, El-İnsân, El-Bedi' kelimelerinde olduğu gibi. Burada kelime başında "kaf, elif, bâ" harfleri kameriyeden olduğu için aynen okunuyor. (Bunlar: Elif, bâ, cim, hı, hâ, ayın, gayn, fe, kaf, kef, mim, vav, he, yâ harfleridir.) |
| İNŞİKAK-I KAMER: | Ay'ın parçalanması. Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü vesselâmın mu'cizesi eseri olarak gökte ay'ın en parlak olduğu bir zamanda ikiye ayrılması. (...Hem Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) mütevatir ve kat'i bir mu'cize-i kübrası "Şakk-ı Kamer" dir. Evet, şu "İnşikak-ı Kamer" çok tariklerle mütevatir bir surette, İbn-i Mes'ud, İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, İmâm-ı Ali, Enes, Huzeyfe gibi pek çok eâzım-ı sahâbeden müteaddid tariklerle haber verilmekle beraber, Nass-ı Kur'an ile $ âyeti, o mu'cize-i kübrâyı âleme ilân etmiştir. O zamanın inatçı Kureyş müşrikleri, şu âyetin verdiği habere karşı inkâr ile mukabele etmemişler, belki yalnız "sihirdir" demişler. Demek kâfirlerce dahi Kamerin inşikakı kat'idir. M.) |
| KAMER: | Gökteki ay. Hilâl. * Ay ışığında uyumayıp uyanık durmak. |
| KAMER SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 54. Suresinin ismi olup İktarabet Suresi de denir. Mekkîdir. |
| KAMERÎ: | Ay ile alâkalı. |
| KAMERÎ SENE: | Arabi aylara göre olan yıl. Senesi 360 gün olan yıl. (Bak: Hicret) |
| KAMERİYYE: | Çardak. Bahçelerde, mehtaplı gecelerde oturmak üzere yapılıp, etrâfı sarmaşık v.s. çiçeklerle örtülü bulunan yer. Küçük köşk. |
| KAMERVARİ: | f. Ay gibi, kamere benzercesine. |
| KÜRE-İ KAMER: | Ay. |
| MÂİL-İ KAMER: | Ayın dünya etrafında dolaştığı dâire. Ayın mahreki, yörüngesi. |
| MENZİL-İ KAMER: | Koz: Ayın dünya etrafındaki mahreki. Bu mahrekte aynı noktaya tekrar gelmek için geçen zaman. |
| MUAMERE: | İmaret etmek. |
| MUGAMERE: | (Ga, uzun okunur) Nefsini zorluğa ve şiddete zorlama. |
| MUHAMERE: | Karışmak. * Gizlemek. |
| MUKAMERE: | Kumar oynama. |
| MUSAHHİR-ÜŞ ŞEMSİ VE-L KAMER: | Güneş'i ve Ay'ı teshir eden, istediği şekilde idare eden Cenab-ı Hak (C.C.) |
| MÜDAMERE: | Sıkıntı ve mihnet içinde sabahlama. |
| MÜSAMERAT: | (Müsamere. C.) Müsamereler, gece eğlenceleri. |
| MÜSAMERE: | (Semr. den) Gece eğlencesi. * Mekteplerde talebelerin oynadıkları piyes. |
| MÜVAMERE: | Müşavere etmek, istişarede bulunmak. |
| SAMER: | Bozulup fena kokmak. |
| ŞAKK-I KAMER: | Ayın iki parça olması mu'cizesi. (Kur'ân-ı Kerimin nass-ı kat'isi ile de sâbit olan ve mütevâtir olarak da bilinen Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın parmağının işâreti ile ayın iki parçaya ayrıldığı hadisesi ki, büyük mu'cizelerindendir.) |
| TEVARİ-İ KAMER: | Ayın gizlenmesi, görünmez olması. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| AME : | f. Divit, yazı hokkası. |
| AMA' : | Dağbaşlarında olan duman. |