Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| AMUS: | Karanlık. |
| İçerisinde 'AMUS' geçenler | |
| ÂR Ü NAMUS: | Utanma, haya ve namus. |
| CAMUS: | Su sığırı. Manda. Kömüş. |
| EHL-İ NAMUS: | Namuslu kimse, namus ehli. |
| GAMUS: | f. Manda, kömüş. |
| GAMUS: | Şiddetli emir. * Süngü ile vurup, ucunu diğer taraftan çıkarmak. * Karnındaki yavrusu belli olmayan deve. |
| HAMUS: | Sâkin olmak, susmak. |
| KAMUS: | Deniz. Derya. * Denizin ortası, derin yeri. * Büyük Lügat Kitabı. |
| KAMUS-İ ARABÎ: | Arapça lügat kitabı, Arapça sözlük. |
| KAMUS-İ OSMANÎ: | Osmanlıca sözlük. |
| KAMUS-İ TÜRKÎ: | Türkçe lügat kitabı, Türkçe sözlük. * Şemseddin Sâmi'nin yayınladığı Türkçe lügat. |
| KAMUS: | Arslan, esed. |
| MUHİLL-İ NÂMUS: | Nâmusa zarar veren, nâmusa dokunan. |
| NAMUS: | Irz, iffet, edeb, hayâ. * Şeriat. * Melâike. * İrade-i İlâhiyenin tecellisi. * Nizam. * Emniyet ve istikamet gibi faziletlerin muhassalası olan pek kıymetli haslet. * Bir kimsenin mahrem, gizli esrarı olup işleri ve hallerinin iç yüzüne vakıf ve muttali kimseye denir. * Hayırlara ait gizli hâllerin hâmil ve vâkıfı olan. Bu mânada Cebrâil Aleyhisselâm'a ıtlak olunur. Sair melâikenin vâkıf olmadıkları vahyin sırlarına vakıf ve mahrem olması cihetiyle ona namus-u ekber denilmiştir. * Hâzık. * Mahir. * Av ve tuzak. * Nemmam mânâsiyle fitneci ve koğucu. * Birisinin hilesine siper ettiği şeye ve arslan yatağına da bu mâna verilmiştir. * Temizlik, doğruluk. ( Bak: Desâtir) |
| NAMUS-U MÜCESSEM: | Çok namuslu olan. |
| NAMUSİYYE: | Yatan kimselerin başkaları tarafından görülmemeleri için, yatağın etrafına çekilen perde. |
| NAMUSKÂR: | f. Namuslu. * Doğru adam. |
| NAMUSPERVER: | f. Namuslu. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| AMUC : | Eğri giden ok. |
| AMA' : | Dağbaşlarında olan duman. |