Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ANAT: (An. C.) Anlar, zamanlar.
ANATOMİ: Canlıların yapısını ve bu yapıyı meydana getiren uzuvları inceleyen ilim dalı. Tıbtaki önemi çok büyüktür.
İçerisinde 'ANAT' geçenler
AN'ANÂT: (An'ane. C.) Rivayetler. * Gelenekler, an'aneler, âdetler, örfler.
ANATOMİ: Canlıların yapısını ve bu yapıyı meydana getiren uzuvları inceleyen ilim dalı. Tıbtaki önemi çok büyüktür.
BEYANAT: (Beyan. C.) Nutuklar, izahlar, açıklamalar, beyanlar.
EMANAT: (Emanet. C.) Emanetler.
FANATİK: Fr. Bir dinin veya mezhebin çok aşırı taraftarı olan.
FÂSILA-İ SALTANAT: Yıldırım Bayezid'in Ankara savaşında Timur'a esir düşmesinden, Çelebi Mehmed'in pâdişah olmasına kadar geçen zaman.
HANAT: (Hân. C.) Dükkânlar, meyhaneler.
HAYVANAT: (Hayvan. C.) Hayvanlar.
HAYVANAT-I BAHRİYYE: Deniz hayvanları, denizde yaşayan hayvanlar.
HAYVANAT-I BERRİYYE: Kara hayvanları, karada yaşıyan hayvanlar.
HAYVANAT-I EHLİYYE: İnsanlara alışık olan hayvanlar, evcil hayvanlar.
HAYVANAT-I VAHŞİYYE: Vahşi hayvanlar, yabani hayvanlar.
HEZEYANAT: (Hezeyan. C.) Sayıklamalar. * Saçma sapan ve mânâsız konuşmalar.
HIYANAT: (Hıyanet. C.) Hıyanetler, hâinlikler, kahpelikler.
İANAT: (İâne. C.) İaneler.
İHSANAT: (İhsan. C.) İhsanlar, lütuflar.
İ'LANAT: İlânlar.
İMKÂNAT: Varlığı da yokluğu da mümkün olanlar. Ademle vücudu müsavi olanlar. Var olmasında başkasına muhtaç bulunan şeyler.
İSTİANAT: (İstiane. C.) İstianeler, yalvarmalar.
KANAT: (C.: Kanavât) Yeraltına döşenmiş olan künk. Küçük kanal, su borusu. * Sopa, mızrak.
KANATA: ing. Bol ağızlı su testisi. * Sıvı koymaya mahsus kap. * Bazan ölçü gibi de kullanılır.
KANATİR: (Kantar. C.) Kantarlar.
KANATİR: (Kantara. C.) Taştan yapılan kemerli büyük köprüler. Kantarlar.
MAKARR-I SALTANAT: Saltanat merkezi. Hükümetin idare edildiği baş şehir.
MUANAT: Bir şeyin zahmetini çekme. * Bir nesneyi dikkatle göz altında bulundurma. Ona göz kulak olma.
MUHSANAT: (Muhsana. C.) Muhsan olan kadınlar.
MUKANAT: Karıştırmak.
MÜMANAT: Uzatmak. * İntizar etmek, beklemek.
MÜSANAT: Bir kimseyi bir yıllığına ücretle tutmak.
SALTANAT: Kudret, kuvvet. * Hâkimiyet, padişahlık. * Tantana, gösteriş, debdebe. * Şatafatlı hayat. Bolluk. Zenginlik. (Bak: Siyaset)
SALTANAT-I SENİYYE: Osmanlı İmparatorluğunun bir adı.
SÜMANAT: (C.: Sümâni-Sümâniyât) Bıldırcın kuşu.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ANATOMİ : Canlıların yapısını ve bu yapıyı meydana getiren uzuvları inceleyen ilim dalı. Tıbtaki önemi çok büyüktür.
ÂNÂ : (Ani. C.) Gece yarısı vakitleri.
AN : En kısa bir zaman. Lahza. Dem. Cüz'i bir zaman.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...