Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ANET: | Cimâdan âciz olmak. Ağaçtan yaptıkları deve ağılı.ANET : $ (C:Anât) Fâsık. Diz kılı. Yaban eşeği sürüsü. Fırat ırmağı kenarında bir köyün adı. |
| ANET: | Günah. Zinâ . Helâk. Fesâd. Meşakkat. Kalb darlığı. Hata. Galat. Tıb: Kırılan bir kemiğin sarıldıktan sonra tekrar kırılması. |
| İçerisinde 'ANET' geçenler | |
| BATANET: | Oburluk, çok yiyicilik. * Şişmanlık. |
| BEDANET: | Yağlı, besili olma. Semizlik. |
| BEHANET: | Nefesi iyi ve lâtif olan kadın. |
| BİDANET: | Semizlik, besililik, yoğunluk. |
| CEBANET: | Korkaklık, ürkeklik. Korkulmayacak şeylerden bile korkmak. (Bak: Sırat-ı müstakim) |
| DİYANET: | Dindarlık. Dinin hükümlerine riâyet ve muktezasınca amel etmek. Din emirlerinin hüsn-ü ihtiyar ile tatbiki. Din işleri. |
| EHL-İ DİYÂNET: | Din işlerinden anlayanlar. Dindarlar. |
| EMANET: | Eminlik. İstikamet üzere bulunmak. * Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey. * Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen. * Osmanlılar Devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emâneti, Rusumat emâneti gibi...(Dinimiz, emaneti ehline bırakmamızı emreder. İdare makamları da birer emanettir. Hz. Ömer (R.A.) halifelik makamına getirilince şöyle demiştir: "Ey insanlar! Ben Allah ve Peygamberimize itaat ettiğim sürece, siz de bana uyun ve itaat edin. Doğru yoldan saparsam, kılıçlarınızla beni doğrultun." Demek ki müslüman hata ve haksızlık karşısında pasif kalamaz.) |
| EMANETDAR: | f. Kendisine birşey emanet edilen kimse, emanetçi. |
| EMANETDARÎ: | f. Emanetçilik. |
| EMANETEN: | Emanet yoluyla, emanet olarak. * Bir resmî daire tarafından bizzat, ihale şeklinde ve iltizam suretiyle olmayarak. |
| EMN Ü EMÂNET: | Emniyet ve eminlik. |
| FATANET: | (Fetânet) Zihin açıklığı. Çabuk kavrayış ve anlayış. Sağlam anlayış. Fıtnetlik. * Müteyakkız oluş. * Peygamberlerin sıfatlarından biridir. |
| FETANET: | (Bak: Fatânet) |
| HASANET: | Bir yerin çok sağlam ve korunulacak tarzda olması. * Kadının kendisini haramdan koruması. |
| HIFZ-I EMANET: | Canı muhafaza etme. * Bırakılan emaneti koruma. |
| HIYANET: | Hâinlik. Vefasızlık. İtimadı kötüye kullanmak. Sözünde durmayıp oyun etmek. |
| HIYANET-İ VATAN: | Vatan hainliği. Vatana hıyanet etme. |
| HIYANETEN: | Kötülükte bulunarak, hıyanet ederek. |
| HIYANETKÂR: | Hıyanet eden. Hâin. |
| HİTANET: | Sünnetçilik. |
| HİYANET: | (Bak: Hıyânet) |
| İANET: | (Avn. dan) Yardım. |
| İANETEN: | İane suretiyle, yardım olmak üzere. |
| İDANETEN: | Borç olarak, ödünç olarak, idane suretiyle. |
| İHANET: | (Hevn. den) Alçak ve hakir addedip itibar etmemek, kıymet vermemek. * Hainlik. Haksızlık. Kötülük. |
| İHANET: | Helâk etmek. Öldürmek. Mahvetmek. |
| KABİL-İ EMÂNET: | İnsan. |
| KEHANET: | Gaibden haber vermek. Falcılık. Kâhinlik etmek. (İlâhi ihbârât-ı gaybiyyeye istinad etmeden, gaybdan haber vermek ve falcılık ve kâhinlik etmek dinen kat'iyyetle haramdır.) |
| KEMAL-İ METANET: | Tam sağlamlıkla, sarsılmadan. |
| KİHANET: | (Bak: Kehânet) |
| LEKANET: | Zeki ve anlayışlı olma. |
| MEHANET: | Küçültme. Küçük görülme. * Hor ve zelil olmak. Zayıf ve zebun olmak. * Tedbiri azca olmak. |
| MEKÂNET: | Ağır başlılık. * Kuvvet. Güç. |
| MEL'ANETKÂRANE: | f. Lânete müstehak surette. |
| MEL'ANET-PİŞ: | f. Mel'unluktan başka işi olmayan. İşi gücü mel'unluktan ibaret olan. |
| MELEK-İ SİYÂNET: | Allah'ın emri ile insanları koruyan, muhafaza eden melek. |
| MERANET: | Yumuşaklık. * Bir mâdenin çekiç vasıtası ile dövüldüğünde yayılması vasfı. |
| METANET: | Sağlamlık. Kavilik. Sözünden ve kararından dönmemeklik. İnsanın, fikrinde sabır, azminde kavi ve akidesinde rüsuh sahibi olması. (Mukabili zaaf'dır) (Hak, iman ve İslâmiyet uğrunda metanet göstermek, çok kıymetli bir seciyyedir.) |
| METANET-İ KALBİYE: | Kalb sağlamlığı. |
| RASANET: | Sağlamlık, dayanıklık. * Sabit, muhkem, metin. |
| RATANET: | Arapçanın hâricindeki bir dille konuşma. |
| REKANET: | Vakarlılık, ağırbaşlılık. |
| RENANET: | İnleme. |
| RESANET: | (Bak: Rasanet) |
| REZANET: | Ağırbaşlılık, vakarlılık, temkinlilik, ciddilik. |
| SAHANET: | Kızgınlık, sıcaklık. |
| SEHANET: | Kalınlık. * Sıklık. * Katılık, peklik. |
| SEHANET: | Sıcaklık. |
| SEMANET: | Semizlik, yağlılık, besililik. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ÂNE : | f. Kelime sonuna getirilerek zarfiyet ifâdesi için kullanılan nisbet edatıdır. Meselâ: Mütefekkirâne (: Mütefekkire yakışır halde) kelimesinde olduğu gibi. |
| AN : | En kısa bir zaman. Lahza. Dem. Cüz'i bir zaman. |