| Kelime | Anlam |
|---|
| ANKE: | Sağlam olan nesne. Ahmak. |
| ANKEB: | Erkek örümcek. |
| ANKEBET: | (C.: Anâkıb) Dişi örümcek. |
| ANKEBUT: | Örümcek.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira'nın kapısında iki nöbetçi gibi, iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi harika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki: Örümcek zayıf ağı ile rüesa-yı Kureyş'e galebe etmiştir. Ayet diyor ki: En zaif bir hayvana mağlup olacaklarını o müşrikler faraza bilseler, bu cinayete ve bu suikaste teşebbüs etmiyeceklerdi... R.N.) (Bak: Beyt-i Ankebut) |
| ANKEBUT SURESİ: | Kur'an-ı Kerimin yirmidokuzuncu suresidir. Mekkidir. (Allahtan başkasına güvenenlerin, dünyayı avlamak için kurdukları teşkilâtını bir örümcek ağına benzeten, örümcek meseli zikrolunan bir suredir.) |
| ANKEBUTİYE: | Örümcekler. |
| İçerisinde 'ANKE' geçenler |
|---|
| ANKEB: | Erkek örümcek. |
| ANKEBET: | (C.: Anâkıb) Dişi örümcek. |
| ANKEBUT: | Örümcek.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira'nın kapısında iki nöbetçi gibi, iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi harika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki: Örümcek zayıf ağı ile rüesa-yı Kureyş'e galebe etmiştir. Ayet diyor ki: En zaif bir hayvana mağlup olacaklarını o müşrikler faraza bilseler, bu cinayete ve bu suikaste teşebbüs etmiyeceklerdi... R.N.) (Bak: Beyt-i Ankebut) |
| ANKEBUT SURESİ: | Kur'an-ı Kerimin yirmidokuzuncu suresidir. Mekkidir. (Allahtan başkasına güvenenlerin, dünyayı avlamak için kurdukları teşkilâtını bir örümcek ağına benzeten, örümcek meseli zikrolunan bir suredir.) |
| ANKEBUTİYE: | Örümcekler. |
| BANKER: | Fr. Çok zengin kimse. Büyük sarraf. |
| BANKET: | Bir otomobili uçtan uca kaplayan ve tek parçadan ibaret olan oturacak yer. * Karayollarında asfaltın her iki yanındaki balastlı kısım. |
| BEYT-ÜL ANKEBÛT: | Örümcek yuvası. * Mc: Derme çatma yapılmış ev. * Dayanıksız ve kuvvetsiz şey.(İnkılâb-ı siyasî cihetiyle dininden havf eden adamın dinde hissesi; beyt-ül ankebût gibi zayıf düşmüş cehalettir, onu korkutur... Takliddir, onu telâşa düşürttürür. Zira itimad-ı nefsin fıkdanı ve aczin vücudu cihetiyle, saadetini yalnız hükümetin cebinden zannettiğinden; kalbini, aklını da hükümetin kesesinden tahayyül eder, korkar. M.N.) |
| DÂM-I ANKEBUT: | f. Örümcek ağı. Örümcek tuzağı. |
| DEMANKEŞ: | f. Zaman, müddet, vakit, an. |
| DEMANKEŞ: | f. Zaman, müddet, vakit, an. |
| İNANKEŞ: | f. Dizgin çeken, hasaplı giden. |
| KÂNKEN: | f. Madenci. Maden kazıcısı. |
| LÜAB-I ANKEBUT: | Örümcek ağı. |
| MANKEN: | Fr. Elbiseleri prova veya teşhir etmek için terzilerin ve hazır elbise satıcılarının kullandığı tahtadan, kartondan, madenden vb. insan şekli. |
| TABANKEŞ: | f. Yaya yürüyen piyade. |
| TANKER: | ing. Akaryakıt taşıyan gemi veya kamyon. |
| TÂR-I ANKEBUT: | Örümcek ağı. |
| TABANKEŞ: | f. Yaya yürüyen piyade. |
| YANKESİCİ: | Biçimine getirerek insanın üzerinden gizlice birşey çalan hırsız. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ANKEB : | Erkek örümcek. |
| ANK : | Kapı, bâb. * Güzel, hoş, gökçek olmak. |
| AN : | En kısa bir zaman. Lahza. Dem. Cüz'i bir zaman. |