Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ANS: Sağlam, kuvvetli deve.
Yemen tâifesinden bir kabile.
Kız bâliğa olduktan sonra, ailesinin evinde çok durması.
ANSAR: (Bak: Ensar)
ANŞET: (C: Anâşit) Yaramaz.
Uzun.
ANSİKLOPEDİ: yun. Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir şekilde sıralayan eser.
ANŞET: (C: Anâşit) Yaramaz.
Uzun.
İçerisinde 'ANS' geçenler
AJANS: Fr. Her türlü havadisi toplayıp, ilgili mevkilere bildiren kuruluş. * Ticari bir teşekkülün kolu.
ANSAR: (Bak: Ensar)
ANŞET: (C: Anâşit) Yaramaz. * Uzun.
ANSİKLOPEDİ: yun. Bir sahadaki bilgileri veya bütün bilgileri sistemli veya alfabetik bir şekilde sıralayan eser.
AVANS: Fr. İlerideki bir alacağa mahsuben önceden verilen para.
ANŞET: (C: Anâşit) Yaramaz. * Uzun.
CANSİPER: (Cansupâr): f. Canını feda eden.
CANSİPERANE: f. Canını feda edercesine.
CANSUZ: f. Can yakıcı, yürek tutuşturan.
CANŞİKÂF: f. Can yaralayıcı, can yırtıcı.
CANŞİKÂR: f. Öldürücü. * Mc: Can avlayan veya öldüren. Sevgili, mahbub.
EBU MANSUR-U MATÜRİDÎ: (Bak: Matüridî)
EKSELANS: Fr. Eskiden bakanlar, elçiler ve cumhurbaşkanları için kullanılan bir ünvan.
ESANS: Çeşitli yollarla bitkilerden elde edilen veya suni olarak yapılan, kokulu ve uçucu sıvı.
HALLAC-I MANSUR: Asıl adı Hüseyin olan bu zat, tasavvuf mesleğinde meşhurdur. Manevi istiğrak hallerinde hissettiklerini, şeriata zâhiren zıd düşen ifadelerle söylediği için, Hicri 306 senesinde idam edilmiştir.
HANSA: Sırtlan.
HANSİR: (C.: Hanâsir) Yaramaz, boş, faydasız. * Bir yerden taşınan veya göçen kimseler, eşya ve elbiselerini yükletip gittiklerinde yerde kalan kıymetsiz şeyler.
HANŞEFİR: Bela, zahmet.
HANŞUŞ: Bakiyye, artan.
HANŞUŞ: Bakiyye, artan.
KALANSUVE (KULENSİYE): (C.: Kalânis-Kalânis-Kılâs) Takke, külâh, kavuk. (Bak: Kalensüve)
KANS: Av. Av avlama.
KANSA: (Kuşlarda) Kursak.
KERVANSARAY: Büyük yollarda kervanların konaklamalarına mahsus büyük hanlar. (Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.)
KONFERANS: Fr. Dinleyicilere herhangi bir mevzu hakkında bilgi vermek gayesiyle yapılan konuşma.
LİSANS: Fr. Herhangi bir mevzuda verilen izin. Müsaade belgesi. * Üniversite tahsili tamamlanınca alınan diploma. * Bir sporcunun resmi yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonu tarafından kendisine verilen kayıt fişi veya kimlik kartı. * İthal veya ihracı serbest bırakılmayarak muayyen bir nizama bağlanmış malların ithal veya ihracı için idare tarafından verilen müsaade.
MANSAB: (Mınsab) Rütbe. (Bak: Mansıb)
MANSIB: (Nasb. dan) Devlet hizmeti. * Memuriyet. * Bünyad. Merci'.
MANSIBDÂR: f. Mansıbda bulunan.
MANSUB: Nasbolunmuş, me'muriyete konulmuş. * Konulmuş, dikilmiş. * Gr: Sonu fetha (üstün) kılınmış kelime. Meftuh olan.
MANSUBÎN: (Mansub. C.) Memuriyette bulunanlar. Hizmette olanlar.
MANSUR: Yardım edilen, yardım görmüş. * Gâlib, muzaffer. (Bak: Mensur)
MANSURİYYET: Allah'ın (C.C.) yardımıyla muvaffak ve muzaffer olma, başarma.
MANSUS: Nass ile sâbit kılınmış. Âyetle tesbit edilmiş. İzhar ve beyan edilmiş. * Kur'anda açıkça anlatılmış.
MANŞET: Fr. Bir gazetede ilk sayfanın en üst kısmındaki büyük puntolu başlık. * Bir gömleğin kol kısmına geçirilen ve elbisenin kolundan dışarı çıkan kumaş parçası.
MİHMANSERAY: f. Misafirhane. Otel. * Mc: Dünya.
MİYANSER: f. Yarısı kıymetli taşlarla süslü bir cins taç.
MİYANSERA: (Miyânserây) Avlu. Ev meydanı.
MÜSTANSIR: (Nusret. den) Yardım dileyen, muavenet isteyen, istinsâr eden.
MÜSTANSİH: (Bak: Müstensih)
NÜANS: Fr. İnce fark.
SÂMÂNSUZ: f. Rahat ve huzuru bozan.
SANSÜR: Fr. Neşr olacak şeylerin (kitap, film veya mektubların) hükümetçe kontrol edilmesi işi.
SUHANSERA: (C.: Suhanserâyân) f. Ahenkli söz söyleyen.
TANSİB: Yükseğe kaldırma.
TANSİF: (Nısıf. dan) Yarı yarıya bölmek. Ayırmak.
TANSİR: Hristiyanlaştırma.
TANSİS: Tetkikten sonra karar vermek. * Bir mes'eleyi ve hükmü, şer'î delillere isnad etmek.
TANSİYON: Fr. Tıb: Kanın damarlara içerden yaptığı tazyik, basınç.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ANSAR : (Bak: Ensar)
AN : En kısa bir zaman. Lahza. Dem. Cüz'i bir zaman.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...