Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ARAK: Ter, rutubet.
Dağdaki yol.
Çukur.
Deve izleri.
Sıra sıra olan şey.
Zenbil.
Menfaat, sevab, karşılık.
Süt.
ARAK: Kalabalık, izdiham.
ARAK-ÇİN: Kavuğun altına giyilen takke.
ARAK-DAR: f. Terli.
ARAKÎ: Terle ilgili, tere mensub.
ARAKİYYE: Yünden yapılan bir cins külâhtır ki, bilhassa dervişler kullanırlar.
ARAKK: Çok ince. En ince. Ziyâde rakik olan.
ARAKNAK: f. Terlemiş, terden ıslanmış, ter içinde kalmış.
ARAKRİZ: f. Terliyen, ter döken.
İçerisinde 'ARAK' geçenler
ARAK-ÇİN: Kavuğun altına giyilen takke.
ARAK-DAR: f. Terli.
ARAKÎ: Terle ilgili, tere mensub.
ARAKİYYE: Yünden yapılan bir cins külâhtır ki, bilhassa dervişler kullanırlar.
ARAKK: Çok ince. En ince. Ziyâde rakik olan.
ARAKNAK: f. Terlemiş, terden ıslanmış, ter içinde kalmış.
ARAKRİZ: f. Terliyen, ter döken.
ATARAKSİYA: yun. Tesirlere (etkilere) karşılık göstermeme, durgunluk hâli. * (Fels.) Ruhun sükunete ulaşması, arzu ve ihtiraslardan uzak kalma. Eski çağ felsefesi, hayatın gayesi, saadet olarak duygusuzluk halini gösteriyordu. İnsan arzuları sonsuz, düşmanları sonsuzdur, (mikroptan kuyruklu yıldıza kadar) ama iktidarı hiç denecek kadar az, zayıf bir mahluktur. Allah'ı tanımaz ve Onun kudretine dayanmazsa işte böyle saçmalıklara düşer. Devekuşu gibi başını kuma sokmakla kurtulacağını umar. Kurtuluş ise ancak İslâm'da ve Allah'a imandadır.
BARAKA: İtl. Temelsiz küçük yapı.
BARAKLİT: (Bak: Faraklit)
DARAKA: (C.: Derk- Edrâk-Dırâk) Deriden yapılmış olan kalkan. * Gırtlağın hançereyi meydana getiren kıkırdaklarından kalkan şeklinde olanı.
FARAKLİT: İncilde mezkur olan Hz. Muhammed'in (A.S.M.) ismidir. El-Faraklit, El-Baraklit de hamdeden, hak ile bâtılı birbirinden ayıran, fâruk, hakperest mânalarına gelir.
GARAK: Suya batmak.
GUDDE-İ ARAKIYYE: Ter bezi.
HARAK: Ateş, nâr.
HARAK: Korkudan veya utanmaktan dolayı dehşet içinde kalmak.
HÜKM-İ KARAKUŞÎ: Karakuş hükmü. * Mc: Hesaba kitaba gelmiyen, mantığa uymayan hüküm.
KARAKTER: yun. Huy. Mizac. Seciye. Bir şeyi benzerlerinden ayırdetmeğe yarayan temel hususiyet.
MUFARAKAT: Ayrılık, ayrılmak.
MÜFARAKAT: Ayrılık. Bir yere bırakıp gitmek. Dostlarından ayrı düşmek. * Fık: Karı-kocanın talâk veya fesh ile birbirlerinden ayrılmaları.
MÜSARAKA(T): (Sirkat. den) Hırsızlık, çalma.
TARAK: Bulutların bir yere toplanması. * Aynı cinsten olan şeylerden bazısı bazısının üstünde olması.
VARAKA: Tek yaprak hâlindeki kâğıt. * Nebât yaprağı. Maden yaprağı. Kitap yaprağı. * Hasis kimse. * Peygamberimize (A.S.M.) ilk vahyin geldiği sırada Hz. Hatice vâlidemizin (R.A.) hâdiseyi kendisine bildirdiği ve o zamanın meşhur bir âlimi olan Varaka İbn-i Nevfel'in adı.
VARAKÎ: Yaprakla ilgili. * Yaprak biçiminde.
VARAKKERDAN: f. Boş ve faydasız işlerle uğraşan kimse.
VARAKPARE: f. Kâğıt parçası. * Küçük yaprak. Yaprak parçası. * Ehemmiyetsiz yazı, tezkere.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ARAK-ÇİN : Kavuğun altına giyilen takke.
ÂRÂ : f. Süsleyen. Bezeyen.
ÂR : Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...