| Kelime | Anlam |
|---|
| ARAN: | f. Dirsek. |
| ARANİK: | Su kuşlarından boynu uzun bir kuş. |
| İçerisinde 'ARAN' geçenler |
|---|
| ADÂLETKÂRANE: | f. Adâletlice. Adalet sahibine yakışır şekilde, insaflı ve haklı surette. |
| AHRARANE: | f. Hürriyetçilere yakışır tarzda. Serbestçe. Hür olana yakışır surette.(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyyeti intac eder. Mün.) |
| ARANİK: | Su kuşlarından boynu uzun bir kuş. |
| ASARAN: | (Bak: Asrân) |
| ASGARAN: | Kalb ile dil |
| BAHTİYARANE: | f. Bahtiyarcasına, mutlucasına, mesut olana yakışacak şekilde. |
| BÂRÂN: | f. Yağmur. Rahmet. |
| BÂRÂNÎ: | f. Çivit mavisi renginde, Osmanlılar zamanında Selânik'te dokunan bir cins çuha. Yeniçeri ve Acemi oğlanlarına aralık ve ocak (erbain) aylarında verilen yağmurluk bârâniden yapılırdı. Yağmurluk, yağmurdan muhafaza eden şey. * Yağmurla ilgili. |
| BÂRÂN-RİZ: | f. Yağmur saçan, yağmur döken. |
| BELDARAN: | Geçit yerleri muhafızlarının adı. Tanzimattan sonra bunlara zaptiye denmiştir. İkinci Meşrutiyetten beri jandarma olarak adlandırılırlar. |
| CANKURTARAN: | t. Ölüm tehlikesinde olanları kurtarmak için kullanılan vasıta. * Hasta ve yaralıları hastahaneye taşıyan otomobil. Ambulans. |
| CEBBARANE: | Cebbarcasına. Cebbar olana yakışacak tarzda. |
| DENAET-KÂRÂNE: | f. Alçakçasına, alçakça. |
| DESİSEKÂRÂNE: | f. Hilekârcasına. Desise ve hile edene yakışır surette. |
| DİNDARANE: | Dindar bir kimseye yakışacak tarzda. |
| EBR-İ BÂRÂN: | Yağmur bulutu. |
| FARAN: | İncil'de Mekke dağlarına verilen isim. Hz. Peygamber'in (A.S.M.) Faran dağlarında zuhur edeceği İncil'de haber verilmiştir. |
| FEDAKÂRANE: | f. Canını ve herşeyini feda eder derecesinde. Her türlü eziyet ve zahmetlere göğüs gererek, dâvası uğruna sebat edene yakışacak surette. |
| GADDARANE: | f. Acımadan, merhametsizcesine, zulmedercesine. |
| GARAN: | Tavşancıl kuşunun erkeği. * Açlık. * Zayıflık. |
| GARAZKÂRANE: | f. Hased ve düşmanlıkla. |
| HAYDARANE: | f. Hz. Ali gibi. Kahramanca, yiğitçe, cesurca. |
| HERZEKÂRANE: | f. Saçma sapan konuşarak. Boş ve lüzumsuzca uydurmalarla, abuk sabukça. |
| HEVESKÂRÂN: | (Heveskâr. C.) İstekliler, hevesliler. |
| HEZARAN: | f. Binler. Binlerce. Pek çok. * Bülbüller. |
| HİLEKÂRANE: | f. Hilekârcasına, hile yapanlar gibi. |
| HULUSKÂRÂNE: | f. Samimi muhabbet ve sevgi ile. * İkiyüzlülükle, dalkavuklukla. |
| HUNHARANE: | f. Kan içercesine. Çok zâlimce. Öldürerek. |
| HÜKÜMDARAN: | (Hükümdâr. C.) Hükümdarlar, Padişahlar. |
| HÜKÜMDARANE: | Hükümdar gibi, hükümdara yakışır bir surette. |
| HÜŞYARANE: | f. Akıllıcasına. |
| İ'CAZKÂRANE: | f. Herkesi yarışmada âciz bırakacak yolda. |
| İHTİLASKÂRAN: | (İhtilaskâr. C.) Çalanlar, aşıranlar, ihtilas edenler. |
| İHTİLASKÂRANE: | f. Çalıp aşıranlara yakışacak şekilde, hırsızlar gibi. |
| İHTİYATKÂRANE: | f. İhtiyatla, sakınganlıkla. |
| İLTİFATKÂRANE: | f. İltifat edene yakışır şekilde. |
| İNAYETKÂRÂNE: | f. İnayet edene yakışır surette. Yardım ve iyilikte bulunan kimseye yakışacak şekilde. |
| İSTİBDADKÂRANE: | f. İstibdad idaresi gibi. Kendi kendine, kanunları ve kimseyi tanımadan idare eder surette. |
| İSTİHFAFKÂRANE: | f. Küçümseyerek, küçük görerek, hafifseyerek, ehemmiyet vermeyerek. |
| İSTİ'TAFKÂRANE: | f. Şefkat, merhamet isteyene yakışır halde. |
| İTMİNANKÂRANE: | f. İtminan göstermek suretiyle. |
| İTTİSAFKÂRANE: | f. Vasıfları belli olur surette. Bir hal takınarak. |
| KAHHARANE: | Kahharcasına. Kahredercesine. |
| KÂMKÂRANE: | f. Mutlu olan bir kimseye yakışır şekilde, mutlulukla. |
| KANAATKÂRANE: | f. Kanaat sâhibi bir kimseye yakışır tarzda. |
| KARAN: | Mekke arzı. |
| KARANFUL (KARANFÜL): | Yaprağı, çiçeği ve kokusu güzel ve uzun olan budaklı bir nebat. Karanfil. |
| KARANİTIS: | Kişiyi sersem eden dimağ dolgunluğu. |
| KARANTİNA: | İtl. Bulaşıcı bir hastalığın yaygın olduğu bir ülkeden gelen kişileri, gemileri veya malları geçici olarak tecrit etme şeklinde alınan tedbir. * Hastahanede yatması gereken hastaların kayıt ve kabul işlerinin yapıldığı yer. * Bir bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek üzere hasta olup olmadığı bilinmeyen insan ve hayvanlarla temasın menedilmesi. |
| KÂR-DARAN: | (Kârdar. C.) İşi elinde tutanlar, iş tutanlar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ARANİK : | Su kuşlarından boynu uzun bir kuş. |
| ÂRÂ : | f. Süsleyen. Bezeyen. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |