Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ARDA: | Vaktiyle bazı çavuşların elde tuttukları uzun değnek. Nişan almak için dikilen değnek. |
| ARDA: | Çıkrıkçı kalemi. |
| İçerisinde 'ARDA' geçenler | |
| ATARDAMAR: | Tıb: Kanın, kalbden vücudun her tarafına (akciğerlere de) gitmesine yarayan damar. Şiryan. |
| HARDAL: | Çok küçük tohumları olan ve yaprakları yenen bir nebat ismi. Döğülerek macun haline getirilir ve sofrada iştah açmak için kullanılır. |
| HARDALE: | Hardal tanesi. * Nesneyi ufak edip kesmek. |
| HARDAN: | Kızgın, hiddetli, gadaplı. * Kast ve men'edici, engel olan. |
| HEZARDASTEN: | (Hezârdestân) f. Bülbül. |
| HOVARDA: | Sefih, çapkın. Malını mülkünü zevk u safa yolunda harcayan, sefâhette sarfeden. |
| KARARDÂDE: | f. Durgun hâle gelmiş. * İstikrar bulmuş. Kararlaşmış. Karar verilmiş. |
| KÂRDAN: | f. İşten anlar, iş bilir. |
| KÂRDAR: | f. İşi elinde tutan. |
| NARDA: | f. Lâyık değil. |
| NARDAN: | f. Gözyaşı damlaları. * Nar tâneleri. * Mangal. |
| SARDAH (SIRDÂH): | Düz yer. * Sahrâ, çöl. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ARD : | f. Buğday ve diğer tahıllardan öğütülen un. * Buğdayı değirmen taşına akıtan oluk. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |