| Kelime | Anlam |
|---|
| ARIK: | Uykusuz kimse, uykusuz olma halindeki. |
| ARİK: | Asil haseb ve neseb ehli olan. |
| İçerisinde 'ARIK' geçenler |
|---|
| ALÂMET-İ FÂRİKA: | Ayırıcı işaret. Damga. |
| ALÂ-TARİK-İL İCMAL: | Kısaca, icmal yoluyla. |
| ALÂ-TARİK-İL MÜNAVEBE: | Nöbetleşe, münâvebe yoluyla. |
| ASLAH TARİK: | En selâmetli tarz. En salih usul, yol. |
| BARİK: | Şimşek. Işık. Şimşekli bulut. Yıldırım parıltısı. |
| BARÎK: | f. İnce. Nârin. Dakik. |
| BÂRİKA: | (C: Berâik) Üzerine biraz yağ dökülmüş olan süt. * (C.: Bevârık) Parıltı. Parıldayan. |
| BÂRİKA-İ HAKİKAT: | Hakikatın parıltısı ve parlaklığı. Hakikat nuru. |
| BÂRİKA-ÂSÂ: | şimşek gibi. |
| BARİKAT: | Fr. Bir yolu kapamak üzere, ele geçirilen her türlü eşyadan faydalanılarak meydana getirilen engel. |
| BARİK-BÎN: | f. İnce gören, dikkatle inceleyen, bir şeyi iyice gözden geçiren. |
| BARİK-NÜMA: | f. Işıklı. Parlak. |
| BATARİKA: | (Batrik. C.) Patrikler. |
| BEVARİK: | (Bârika. C.) Şimşek ve yıldırım parıltıları. * Parıltılar, gözleri kamaştırıcı olan şeyler. |
| BEVÂRİK-İ SÜYUF: | Kılıçların parıltıları. |
| BİT-TARİK-İL ULA: | Birinci usul veya yol ile. Elbetteki. Evleviyetle. |
| EBARİK: | (İbrik. C.) Su kapları, ibrikler. |
| EBARİK: | Balçıklı, kumlu yer. * (Ebrak. C.) Alaca atlar. |
| ESHEL-İ TARİK: | En çıkar yol. En kolay ve kestirme olan yol. |
| ESLEM-İ TARİK: | Yolun en selâmetlisi. En selâmetli yol. |
| GARİK: | Suda boğulmuş. |
| GARİKUN: | Katran köpüğü. |
| HADD-İ KAT'-İ TARÎK: | Huk: Yolkesenlere verilecek ceza. |
| HÂDİY-ÜT TARİK: | Hidayet yoluna sevkeden, mürşid. Doğru yolda giden. |
| HÂFE-İ TARÎK: | Yol kenarı. |
| HARİK: | Omuz küreklerinin arası. |
| HARÎK: | Yangın, ateş. |
| HARÎK-I KEBİR: | Büyük yangın. * Büyük Cihan Harbi. |
| HARÎK: | Erkekliği olmayan adam. |
| HARİK: | Zeyrek akıllı kimse. |
| HÂRİKA: | İmkânların üstünde olan şey, hayret uyandıran, hayranlık vren. Büyük ve görülmedik eser. Görülmedik derecede kıymetli. |
| HÂRİKA: | Ateş, nâr, od. |
| HÂRİKA-İ SEVDÂ: | Aşk ateşi. |
| HARÎKA: | Acı, sızı. * Bulâmaç. Yulaf lâpası. |
| HÂRİKA-PİŞE: | f. Hârikalı. Hârika işler yapan. |
| HÂRİKAT: | (Hârika. C.) Şaşılacak şeyler, hârikalar. İnsanda hayret uyandıran şeyler. |
| HÂRİKAVÎ: | Harika cinsinden, harika gibi. |
| HÂRİKULÂDE: | Fevkalâde, âdetin hâricinde bulunan şey, eser. Görülmedik derecede. Son derece kıymet ve ehemmiyeti hâiz olan şey. |
| HARÎK-ZEDE: | (C.: Harikzedegân) f. Yangından zarar görmüş kişi. Evi ve eşyaları yanmış kimse. |
| HASSA-İ FARİKA: | Ayırıcı özellik. Vasf-ı fârık. Bir şeyi diğerinden ayıran hususiyet. |
| INTIFA-YI HARİK: | Yangının sönmesi. |
| İRAE-İ TARİK: | Yol gösterme. Kılavuzluk etme. |
| İTFA-Yİ HARİK: | Yangının söndürülmesi. |
| KARİKATÜR: | Bir insanın veya bir şeyin gülünç bir tarzda yapılan resmi. * Kaba, âdi ve mizahi resim. |
| KAT'-I TARİK: | Yol kesicilik. |
| KATI-UT TARİK: | Yol kesen, eşkiya. |
| KERMARİK: | Ilgın ağacının koruğu. |
| KUTTA-İ TARİK: | Yol kesenler, eşkiyalar, haydutlar. |
| MAARİK: | (Ma'rek ve Ma'reke. C.) Savaş meydanları, muharebe alanları. Harp sahaları. |
| MEFARİK: | (Mefrak ve Mefrik. C.) Başın tepe kısımları. Başta saçın ikiye ayrıldığı noktalar. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ÂRÎ : | Pâk, pislikten uzak. * Hür. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |