Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ARR: | Uyuz hastalığı. |
| ARRA': | Sıtma tutmak, titremek. |
| ARRADE: | (C: Arrâdât) Küçük bir çeşit mancınık ki, hareket eden tekerlek üzerine konurdu. Dişi çekirge. |
| ARRAF: | Falcı, kâhin, müneccim. Hekim. Göçebe Arab aşiretlerinin örfe vâkıf umumi bilgileri. (Müe: Arrâfe) |
| ARRAS: | Gürleyen, şimşek çakan. şimşekli. |
| ARRE: | Câriye. Uyuz hastalığı. |
| İçerisinde 'ARR' geçenler | |
| ADARR: | En zararlı. |
| AGARR: | Çok sıcak gün. * Kendini beğenmiş. * Asil, âlicenâb. * Beyaz. |
| AGARR-ÜL EYYÂM: | En sıcak gün. |
| AHARR: | Daha sıcak, en sıcak. |
| ARRA': | Sıtma tutmak, titremek. |
| ARRADE: | (C: Arrâdât) Küçük bir çeşit mancınık ki, hareket eden tekerlek üzerine konurdu. * Dişi çekirge. |
| ARRAF: | Falcı, kâhin, müneccim. * Hekim. * Göçebe Arab aşiretlerinin örfe vâkıf umumi bilgileri. (Müe: Arrâfe) |
| ARRAS: | Gürleyen, şimşek çakan. * şimşekli. |
| ARRE: | Câriye. * Uyuz hastalığı. |
| A'SÂB-I MUHARRİKE: | Hissi, duyguyu vücuttaki haber merkezine bildiren sinirler. Hareket ettirici sinirler. |
| AZARR: | (Zarar. dan) Çok zararlı. |
| BARR: | (C.: Berere) İyilik ve ihsan edici, muhsin. |
| BEYZAT-ÜL HARR: | Şiddetli sıcaklık. |
| CARR: | Çeken, çekici. Sürükleyici. * Harf-ı cer. |
| CARRE: | Komşu kadını. * Yularından çekilen deve. |
| CİNAS-I MUHARREF: | Edb: Yalnız harflerde beraberlik, harekelerde ayrılık bulunan cinâs. (merd, mürd gibi.) |
| DARR: | Süt, leben. * Nüzul. * Hayır ve amel çokluğu. |
| DARR: | Zarar, ziyan. |
| DARR: | Zararlı, zararı olan. |
| DARRA: | Şiddet, mihnet. Belâ. Naks. Ziyan. Sıkıntı. Kötürümlük. |
| DARRAB: | Akça kesici, dârp edici, para basan. |
| DARRE: | Bir miktar süt. |
| EARR: | Hörgücü küçük deve. |
| EBU-L ALA-İ MAARRÎ: | (Mi: 973 - 1057) Kör olmasına rağmen hafızasının fevkalâdeliği ile tanınmış büyük Arap şairlerinden biridir ki, kasideleriyle meşhurdur. |
| EGARR: | Çok parlak ve kıymetli. Beyaz şey. * İşi güzel ve hatırlı olan kimse, aziz ve şerefli. (Müennesi daha çok müsta'meldir: Şeriat-ı Garrâ gibi.) |
| EKALİM-İ HÂRRE: | Sıcak iklimler, ülkeler. |
| GARR: | Aldatmak. * Hırsa düşmek. * Alnında dirhemden büyücek beyazlık bulunan at. |
| GARR: | Beyhude ve bâtıl şey. * Gafil adam. * Aldatan. * Kuyu kazan. |
| GARRA: | Parlak. Beyaz. Güzel. Şa'şaalı. * Kur'an'ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere'nin bir ismidir. |
| GARRAN: | f. Kükreyen, haykıran. Homurdanan. |
| GARRE: | Gafil kişi, gaflette bulunan kimse. |
| GARRENDE: | f. Kükreyerek vahşileşen arslan ve benzeri yırtıcı hayvan. |
| GITARRES: | (C: Gatâris) Zâlim, mütekebbir, kibirli kimse. |
| GURRE-İ GARRA: | Bir günlük hilâl. |
| GURRE-İ MUHARREM: | Arabi aylardan olan Muharrem ayının birinci günü ve gecesi. |
| HARR: | Hararet, sıcaklık. Sıcak. |
| HARR-I ŞEDİD: | Şiddetli hararet, fazla sıcaklık. |
| HARR: | Yarmak. |
| HARR(E): | Hararetli. Kızgın. Çok sıcak. Yakıcı. |
| HARRA: | (Hurur) Yüksekten aşağı düşmek. |
| HARRAKA: | Eskiden düşman gemilerini veya düşman şehirlerini ateşlemek için, yakıcı âletlerle donatılmış olan harp gemisi. |
| HARRAN: | Susuz. |
| HARRARE: | Gürleyerek, çağlayarak akan su. |
| HARRAS: | (Harâset. den) Çiftçi, ekinci. Toprağı işleyip ekin eken. |
| HARRAS: | Yalancı. |
| HARRAS: | Küp yapan. |
| HARRAT: | Doğramacı, çıkrıkçı. Tornacı. |
| HARRAZ: | Terzi. |
| HARRE: | (C.: Hurer) Değirmenin buğday konulan deliği. |
| HARRE: | (C.: Hırâr-Hırârât-Harrun) Kara taşlı yer. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ARRA' : | Sıtma tutmak, titremek. |
| ÂR : | Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya. |