Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ARUN: f. İyi vasıflarla meşhur olmuş, güzel huylular.
İçerisinde 'ARUN' geçenler
HARUN: Musa Peygamber'in (A.S.) yardımcısı ve büyük kardeşi. * Bağdad Abbasî Halifelerinden Harun-ür Reşid.
HARUN: İlerleyeceği yerde duran veya geri giden hayvan.
HARUNÎ: Hayvanın ilerlemeyip durması veya gerilemesi. Hayvanın huysuzluğu.
KARUN: (A, uzun okunur) Peygamber Musâ (A.S.) devrinde yaşamış, malı ile mağrur olarak haddini aşmış ve Cenab-ı Hakkın zekât emrini dinlemediğinden Musa'nın (A.S.) duâsından sonra malı ile birlikte yere batmış olan dünya zengini. Cenab-ı Hakkın lütuf ve ihsanını kendine mâlederek nankörlük ve enaniyetinden dolayı bu fena sıfatı ile meşhur olmuştur.
KARUN: İki şeyi bir araya getiren. * Tez terleyen hayvan. * Arka ayaklarının tırnağı ön ayağının tırnağı yerine vâki olan hayvan. *İleride olan memeleri geride olan memelerine pek yakın olan dişi deve.
MAL-İ KARUN: Mc: Çok zengin.
MÜŞARÜN-İLEYH: Kendine işaret edilen. İsmi evvelce söylenmiş olan.
TEKARÜN: (Karn. dan) Birbirinin yanına gelme. Birbirine yanaşma. Mukarenet.
VARUN: f. Ters, uğursuz, aksi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ARUB : (C: Urub) Erkeğini seven kadın.
ÂR : Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...