Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ASİB: | Dolmuş bağırsak. Katı nesne, şedid. Şiddetli sıcak, çok sıcaklık. Talihsizlik. |
| ASİB: | Dağ, cebel. Kuyruğun bittiği yere "asib-ü zeneb" derler. |
| ÂSİB: | f. Musibet, belâ, âfet, felâket. Çarpışma. |
| ASİB-İ RÜZGAR: | Zamanın belâsı. |
| ASİB-RESAN: | f. Zarar veren, musibete atan, belâya düşüren, felâkete sevkeden. |
| İçerisinde 'ASİB' geçenler | |
| ASİB-İ RÜZGAR: | Zamanın belâsı. |
| ASİB-RESAN: | f. Zarar veren, musibete atan, belâya düşüren, felâkete sevkeden. |
| BÎ-NASİB: | f. Nasibsiz, tâlihsiz. |
| EL-KÂSİBÜ HABİBULLAH: | Cenab-ı Hakk'ın (C.C.) ma'rifetini ve rızâsını kazanan onun habibidir, sevgili kuludur. (Hadis meâli) |
| HASİB: | Hesab eden, hesab edici. |
| HASÎB: | Cömert kimse. Hayır sahibi ve eli açık adam. * Bolluk yer, ucuzluk. |
| HASÎB: | Muhterem, itibarlı, değerli ve soyu temiz kimse. şahsi meziyet sâhibi insan. * Muhâsebeci. |
| HURUF-U NÂSİBE: | Gr: Muzari (geniş zaman) fiilinin başına getirildiğinde o fiili nasbeden harfler. (En), (Len), (İzen), (Key) harfleri gibi. |
| KÂSİB: | Kazanç sahibi. Kazanmak için çalışan. Kesbeden. Marifet için çalışan. |
| KASİB: | (C.: Kasâyib) Kadınların yüzleri üstüne bıraktıkları kıvırcık saç. Kâkül. |
| MA'KUSEN MÜTENASİB: | Mat: Tersine olan müvâzene. Yâni, birbirine nisbet edilen iki şeyden, biri çoğaldığı oranda diğerinin eksilmesi veya birinin azaldığı nisbetinde diğerinin çoğalması. Ters orantılı. |
| MEBSUTEN MÜTENASİB: | Birbirlerine nisbetli olan iki şeyden birinin artmasıyla, diğerinin de aynı nisbetle artması; veya eksilmesiyle diğerinin de eksilmesidir. Doğru orantılı. |
| MEKÂSİB: | (Mekseb ve Meksib. C.) Kazançlar. Kazanç yer ve araçları. Kesbedilen ve kazanılan yerler. |
| MUHASİB: | Hesab eden. Hesap işi ile uğraşan. Muhasib. |
| MÜNASİB: | Benzer, uygun, lâyık, yakışır, yaraşır. |
| MÜTENASİB: | Uygun, aralarında muntazam bir nisbet bulunan, muvâfık, birbirine mensub ve müşâbih olan. |
| MÜTEVASİB: | Birbirinin üzerine sıçrayan. |
| NA-MÜNASİB: | f. Münâsebetsiz, yakışıksız, uygunsuz, uygun olmayan. |
| NASİB: | Nasbeden, bir şeyi bir şeye diken. * Gr: Harfi (e) diye üstün okutan. |
| NASİB: | Pay, hisse, kısmet. * Bir kimsenin elde edebildiği şey. |
| NASİBDAR: | f. Nasibi olan. Hissedar. |
| NASİBDAŞ: | f. Hissede beraber, nasipte eş olan. |
| NASİBE: | Müfrit Haricîlerden ve Emevîlerden ve Hz. Ali'ye (R.A.) çok muhalif olan zümrenin adı. |
| NASİBE: | (C.: Nesâib) Yollara dikilen işaret taşı. Bir yere dikilen taş. |
| NASİBDAŞ: | f. Hissede beraber, nasipte eş olan. |
| RASİB (RÂSİBE): | Tortulaşan, dibe çöken. |
| REVASİB: | (Rüsub. C.) Tortular. |
| REVASİB-İ REMLİYE: | Kum tortuları. |
| UMUR-U MÜTENASİBE: | Aralarında uygunluk ve münasebet bulunan şeyler. |
| YEASİB: | (Ya'sub. C.) Reisler, başkanlar, başlar. * Arıbeyleri. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ASİB-İ RÜZGAR : | Zamanın belâsı. |
| ASİ : | Uygun, elverişli. |
| AS : | Mersin ağacı. |