Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASİD: Başında bir zahmet olup boynunu döndüremeyen ve eğilemeyen, burnundan sümüğü akan deve.
ASİDE: Bulamaç adı verilen yemek.
İçerisinde 'ASİD' geçenler
ASİDE: Bulamaç adı verilen yemek.
BEYT-ÜL KASİD: Edb: Kasidenin seçilmiş en güzel beyti.
CEDDE-İ FÂSİDE: Ananın anası, anneanne.
FÂSİD(E): Bozguncu. * Doğru olmayan. Bozuk. Müfsid. * Yanlış olan. * Fık: Aslen sahih olup, vasfen sahih olmayan. Yani, kendi nefsinde meşru' iken gayr-i meşru' bir şeye yakınlığı sebebiyle meşru'iyyetten çıkan şeydir. İbadet hususunda fâsid ile bâtıl aynı şeydir. Meçhul bir şeyi satmak gibi. (Bak: Bâtıl)
FÂSİD-ÜL MİZAC: Ahlâkı ve iyi huyları ifsad eden.
FÂSİD DAİRE: Man: A yı B ile, B yi A ile ispat etmek. Bir düşünceyi isbat etmek için isbat edilmemiş başka bir düşünceyi delil olarak kullanmak ve bunu da isbat için isbatı istenen ilk düşünceyi doğru sayıp buna delil diye kullanmak. Yani isbat edilen ile isbat edeni birbirine delil saymak olup isabetsizdir.
FİKR-İ FÂSİD: Bozuk fikir, fâsid fikir.
HALVET-İ FÂSİDE: Karı-kocanın aralarında şer'î mâni olmasına rağmen birleşmeleri.
HASID: Ekin biçen.
HÂSİD: Hased eden, kıskanan.
HÂSİDANE: f. Kıskanarak, kıskançlıkla. Hased edercesine.
HASÎD: (C.: Hasâyıd) Tarlada kalan ekin.
HÜLEFÂ-YI RAŞİDÎN: En ileri sahabeden ilk dört halife. (Bak: Çâryâr)
İCARE-İ FÂSİDE: İn'ikad şartlarını câmi' olduğu halde sıhhat şartlarını tamamen veya kısmen cami olmayan icaredir. Bu, aslen meşru olduğu hâlde vasfen meşru bulunmamış olur. Binaenaleyh böyle bir icareyi mucir ile müstecirden herhangi biri fesh edebilir.
İ'TİKAD-I FÂSİD: Bozuk inanç.
KASID: Kasd eden, niyet eden, isteyen.
KÂSİD: Kesat olan, eksik olan, verimsiz olan.
KASİD: (C.: Kasidân) (Kasd. dan) Tasarlıyan, kasdeden. * Haberci, postacı.
KASİD: Kaside.
KASİDE: (C.: Kasâid) Onbeş beyitten az olmamak üzere, her beyit kafiyeli olarak, büyük kimseleri veya herhangi bir şeyi medh ü senâ eden, öven manzume şekli. Büyük zatları ve daha çok Cenâb-ı Hakk'ı veya Peygamberi (A.S.M.) medheden manzume.
KASİDE-İ BÜRDE: Hazret-i Peygamber (A.S.M.) önünde meşhur Arab Şâiri Ka'b bin Züheyr'in okuduğu kasidenin adı olup, bu kasideyi Peygamber Aleyhissalâtü vesselâm beğenmiş, mükâfat ve iltifat eseri olarak da kendi hırkasını ona giydirdiğinden bu isimle meşhur olmuştur.
KASİDE-İ ERCUZE: (Ürcuze) Hz. İmam-ı Ali (R.A.) tarafından bahr-ı recez vezni üzere yazılan ve istikbalden haber veren meşhur kasidenin adı.(Mecmuat-ül Ahzab'ın 582. sahifesinden 597. sahifesine kadar o Ercuzedir. O Ercuzenin mevzuu ve içindeki maksad-ı aslî; İsmi A'zamı tazammun eden altı ismin ehemmiyetini beyan etmek, hem o münâsebetle istikbaldeki bir kısım umur-u gaybiyeye ve te'sis-i İslâmiyette bir kısım mücâhedâtını işâret etmektir. Evet, Hz. İmâm Üstâdı olan Habibullah'dan (A.S.M.) aldığı dersin bir kısmını işarî bir surette zikrediyor... L.)
KASİDE-GÛ: f. Kaside yazan, kaside söyliyen.
KASİDE-PERDAZ: f. Kaside yazan, kaside düzenliyen.
KASİDE-SERÂ: f. Kaside söyliyen, kaside yazan.
MAKASID: Maksadlar, istekler, gayeler. Niyetler.
MAKASID-I AKSÂ: En uzak, en son ve en büyük maksadlar.
MAKASID-I İNSÂNİYET: İnsanlık maksadları. İnsanlığın gayeleri.
MEFASİD: (Mefsedet. C.) Fesadlıklar. Bozgunculuklar. Münafıklıklar.
MERASİD: (Mersad. C.) Gözetleme yerleri, rasat yerleri.
MERAŞİD: (Merşed. C.) Gaye ve maksada ulaştıran doğru yollar.
MUHTASID: (Hasad. dan) Ekinci, çiftçi. İhtisâd eden, ekin biçen.
MÜFTASID: Kan alan. Kan alıcı.
MÜTEHASİD: Birbirini kıskanan, çekemiyen. Birbirine hased eden.
NAŞİD(E): (Neşide. den) Şiir söyleyen, şiir okuyan, şiir yazan.
PAŞİDE: f. Saçılmış, serpilmiş, dağılmış.
RASID: (C.: Râsıdân) (Rasad. dan) Gözleyen, gözeten, rasad eden. Dikkatle bakan.
RASIDÂN: (Râsıd. C.) Dikkatle bakıp gözliyenler, rasad edenler.
RASİD: Muntazır, bekleyen kimse. * Avını bekleyen ve yaklaştığında hemen üzerine sıçrayan canavar.
RAŞİD(E): (Rüşd. den) Hak dinini kabul eden, doğruya giden, rüşde erişmiş olan. * Akıllı.
RAŞİDÎN: Hakka erişmiş olanlar. Kâmil ve çok ileri olgun kimseler. Akıllılar.
TİRAŞİDE: f. Tıraş olmuş, tıraş edilmiş. * Yontulmuş, düzleştirilmiş.
VASÎD: Kapı eşiği.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASİDE : Bulamaç adı verilen yemek.
ASIF(E) : (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...