Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASIF(E): (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
ASIFAT: (Asf. C.) şiddetli rüzgârlar.
ASİF: (C.: Usefâ) Para ile tutulan işçi, yevmiyeci, gündelikçi.
ASİFE: Buğday ve arpa başağını örten yapraklar.
İçerisinde 'ASİF' geçenler
ASIF(E): (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
ASIFAT: (Asf. C.) şiddetli rüzgârlar.
ASİFE: Buğday ve arpa başağını örten yapraklar.
AVASIF: (Asıta. C.) Sert ve kuvvetli rüzgârlar. Fırtınalar.
FELASİFE: Felsefeciler. Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar. * Düşüncesiz, kaygısız, rahat yaşayanlar. * Dinsizler.
FELASİFE-İ YUNAN: Yunan feylesofları.
HARAŞİF: (Harşef. C.) Balık pulları. Pul pul olan şeyler. * Yaprakları balık puluna benzeyen bitkiler.
HASIF: Zayıf.
HÂSİF: (Husuf. dan) Sararmış. Rengi, parlaklığı kalmamış. Husufa uğramış.
HASÎF: (C.: Husef) Suyu hiç kesilmeyen su kuyusu. * Yağmuru çok olan bulut.
HASÎF: Ak ile kara, alaca renkli urgan. * İki çeşit renkten meydana gelen.
HASÎF: Aklı başında, kâmil ve olgun adam.
HASÎFANE: Aklı başında ve olgun olan bir adama yakışacak suretde.
HASÎFE: Gizlenen kin, hased ve düşmanlık.
HAŞİF: Eskimiş ve yıpranmış elbise.
HAŞİF: Keskin kılıç. * Damdan aşağı asılmış olan karpuz.
HAŞİFE: Adâvet, düşmanlık, kin.
KASIF: Kasırga. Rastladığı şeyi kıran şiddetli rüzgâr. * Şiddetle seslenen. Çok gürleyen.
KASIF: Deve avazı. * Ağacın ince ve kuru olması. * Kırılması kolay olan şey.
KASÎF: Kuru ince ağaç. * Gök gürültüsü. * Deniz sesi, dalga sesi.
KÂŞİF: Keşfedici. Keşfeden. Gizli bir şeyi meydana çıkarıp, izah eden. Açıklayan. * Mısır'da nâhiye veya kaza idarecilerine verilen ad.
KAVASIF: (Kasıf. C.) Şiddetli esen rüzgârlar. Fırtınalar.
LASÎF: Parlayan, parıldayan. Parlayıcı.
MASİF: (C.: Mesâif) (Sayf. dan) Yazlık. Yazın oturulacak yer. Sayfiye yeri.
MUNTASIF: (Nısf. dan) Orta, yarı. * Yarıya varılmış, yarılanmış.
MUNTASIF-I SENE: Yılın ortası. Senenin yarısı.
MUTTASIF: İttisâf eden. İyi veya kötü bir sıfatla tarif edilen. Vasıflanmış, vasfı mevcut olan.
MÜKÂŞİF: (Keşf. den) Mükâşefede bulunan.
MÜNHASİF: (Husuf. dan) İnhisaf eden, sönükleşen, daha mükemmel bir $şeyin yanında sönük kalan. Değersiz. Gölgelenmiş.
MÜTEKÂSİF: (Kesafet. den) Sıklaşmış, koyulaşmış, yoğunlaşmış. Sıklaşan, yoğunlaşan, koyulaşan, tekâsüf eden.
MÜTERASIF: Saf şeklinde birbirine yanaşıp sıkışmış olan.
NASIF: Geo: Açıyı iki eşit parçaya bölen doğru. Açı ortayı.
NASIFE: (C.: Nevâsıf) Su mecrası, su yolu.
NASİF: Baş örtüsü.
RA'D-I KASIF: Korkunç gök gürültüsü.
RASİF: Dayanıklı, sağlam, muhkem. * Taş temel, rıhtım. * Denizin yüzüne çıkmış kayalar.
RASİFE: Su içinde yapılan sed. Rıhtım.
SEFASİF: (Sefsâf. C.) Yerden toz kaldırarak esen rüzgârlar.
ŞASİF: Kuru ve zayıf.
ŞEFAŞİF: Çok susamak.
VASIF: Vasfeden. Bildiren. * Medheden, öven.
VASIF TERKİBİ: Gr: Birleşik sıfat. Bir ismin sonuna Farsça bir emir eklenerek yapılan terkib. Meselâ : Zevk-efzâ : Zevk artıran.
VASÎF: (C.: Vusafâ - Vesâif) Hizmetçi, uşak.
YASIF: Yeşim taşı.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASIF(E) : (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
ASIF(E) : (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...