Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASIL: (Bak: Asl)
ÂSİL: (C.: Avâsil-Usûl) Kovandan bal alan kişi.
Yürürken aceleden yele yele yürüyen kimse.
ASİL: Esas. Yedek olmayan.
Köklü.
Edebli, soylu.
Fık: Muamelâtta kendi nâmına hareket eden.
Akşam vakti.
Ölüm, mevt.
ASİLÂNE: f. Asil olanlara yakışır şekilde. Asil ve neseb sahibine lâyık.
ASİLE: (C.: Asâil) Bir şeyin tamamı, bütünü.
Öğleden sonranın son kısmı, akşam üzeri.
Ölüm, mevt.
ASİL-ZADE: f. Sülâlesi ve ailesi görgülü, temiz ve asil olan.
ASİL-ZÂDEGÂN: (Asil-zâde. C.) Asilzâdeler, soylu kişiler.
İçerisinde 'ASİL' geçenler
ASİLÂNE: f. Asil olanlara yakışır şekilde. Asil ve neseb sahibine lâyık.
ASİLE: (C.: Asâil) Bir şeyin tamamı, bütünü. * Öğleden sonranın son kısmı, akşam üzeri. * Ölüm, mevt.
ASİL-ZADE: f. Sülâlesi ve ailesi görgülü, temiz ve asil olan.
ASİL-ZÂDEGÂN: (Asil-zâde. C.) Asilzâdeler, soylu kişiler.
BASİL: Kahraman, cesur, yiğit kimse. * Fena, sert, kırıcı, kötü söz. * Haram olan şey. * Güzel olmayan, çirkin kimse.
BASİL: Fr. İnce, uzun bir bakteri çeşidi.
BASİLE: Bir nevi soğan. Bir soğan çeşidi.
BÎ-HASIL: f. Ebedî, sonsuz, nihayetsiz, bâki. * Verimsiz, faydasız.
BİLÂ-FASILA: Fâsılasız, aralıksız, durmadan.
ELHASIL: Hasılı, sözün özü, kelâmın lübbü, neticesi, kısası, kısacası. Hülasa-i kelâm, netice-i kelâm, filcümle.
EMASİL: (Emsel. C.) Benzerler, eşler, akranlar, müsaviler. * İtibarlı kimseler.
FÂSIL: Fasıllara ayıran. Kısım kısım eden.
FÂSILA: Bend. Kısım. Bölük. Durak. * Mevsim. * Mebhas.
FÂSILA-İ SALTANAT: Yıldırım Bayezid'in Ankara savaşında Timur'a esir düşmesinden, Çelebi Mehmed'in pâdişah olmasına kadar geçen zaman.
FASÎL: (C: Fisâl-Fuslân) * Hâkim. * Kale duvarından kısa duvar. * Deve yavrusu.
FASÎLE: (C.: Fesâil) Anababa, ebeveyn, âile. * Familya, bir cinsten olan bitkilerin hepsi.
FEVASIL: (Fâsıla. C.) Fâsılalar. (Bak: Fâsıla)
GASÎL: Yıkanmış.
HÂSIL: Peyda olan. Husule gelen. Çıkan, meydana gelen.
HÂSIL-I BİLMASDAR: Hakiki müessirden hâsıl olan fiildir. Kendi sebeb ve şartlarından meydana gelen şey. Meselâ: Bir şeye vurmak, masdardır; o vurmaktan hâsıl olan ses çıkmak, hâsıl-ı bilmasdır'dır. Tüfek atarak bir adamı öldürmekte tüfek atmak fiili, masdar: adamın ölmesi ve tüfeğin sesi çıkması da hâsıl-ı bilmasdar'dır.
HÂSIL-I CEM': Mat: Toplam. Bir kaç sayının birlikte toplanmasından meydana gelen yekûn.
HÂSIL-I DARB: Mat: Çarpım. Çarpmak işinin neticesi. 5 sayısı 2 sayısıyla çarpılırsa, çıkan 10 sayısı, hâsıl-ı darbdır.
HÂSILAT: Gelirler. Kazançlar. Elde edilenler. Kâr. Mahsul. Îrad.
HÂSILAT-I SÂFİYE: Sâfi kazanç. Net kâr. Bütün masraflar çıktıktan sonra kazanç olarak geri kalan hâsılat.
HÂSILAT-I SENEVİYYE: Senelik kazançlar, yıllık gelirler.
HÂSILI KELÂM: (Hâsıl-ı kelâm) Sözün kısacası, sözün kısası.
HASÎL(E): Sığır buzağısı.
HASÎL: Ot.
HASÎLE: İyeği arasında olan et.
HASÎLE: (C.: Hasâyil) Bakiyye, artan, geri kalan.
HATT-I FÂSIL: Ayırıcı çizgi, fasledici çizgi.
HAYR-UL FÂSİLÎN: Âdil olanların, hâkimlerin en hayırlısı.
HEM-ASIL: f. Aynı asıldan.
HURUF-U MUNFASILA: Gr: Kendisinden sonra gelen harflere bitişmeyen (vav, rı, dal, hemze, ze, zel) gibi harfler.
HURUF-U MUTTASILA: Gr: Kendisinden sonra gelen harflerle bitişip yazılan harfler.
İSTİHKÂMÂT-I MUTTASILA: Bir birine bitişik ve bağlı olarak yapılmış olan sığınaklar olup, daha ziyade şehirlerin ve mühim mevkilerin etrafına yapılır.
KASÎL: Hayvanlara vermek için vaktinden evvel biçilen yeşil ot. * Kesilmiş nesne.
KAZİYE-İ ŞARTİYYE-İ MUTTASILA: Man: Mevzu ile mahmulü birer cümle olmakla, birinde bir şeyin üzerine olunan hüküm, diğerinde gösterilen şarta mütevakkıf olan kaziyyedir. (Eğer bir cisim ağır ise, bir yere yerleştirilmedikçe düşer gibi.)
KAZİYE-İ ŞARTİYYE-İ MÜNFASILA: Man: Mahmulü birden fazla olmakla bu mahmulllerin biri elbette mevzua isnad olunmak lâzım geldiğine hükmolunan kaziyyedir. (Adet ya tektir, ya çifttir) gibi.
MAGASİL: (Magsel ve Magsil. C.) Gusülhâneler, yıkanılacak yerler.
MASİLE: Üzerinde mum veya fitil yakılan çıra ve şamdan.
MEFASIL: (Mafsal. C.) Mafsallar. Vücuttaki oynak yerleri, eklenti yerleri.
MUNFASIL: İnfisal etmiş. Birbirinden ayrılmış. Yerinden ayrılmış, fasl olmuş. İşinden ayrılmış.
MUNFASILAN: Ayrı ayrı olarak. Ayrılmış olarak. Munfasıl tarzda.
MUNFASIL ZAMİR: Gr: Başka kelimeye bitişik olmayan zamir. Ene, Ente: Ben, sen.. gibi.
MUTTASIL: Bitşik. Aralıksız. Fâsılasız. Hiç durmadan. İttisâl eden, ulaşan, kavuşan.
MUTTASILAN: Bitişik olarak. * Bir düziye.
MÜMASİL: Benzeyen, benzer. Gibi.
MÜNFASIL(E): (Bak: Munfasıl)
MÜTEKÂSİL: Tekâsül eden. Üşenir ve tembel olan.
MÜTEKÂSİLÂNE: f. Tembelce hareket ederek, üşengeçlik ve uyuşuklukla davranarak.
MÜTEKÂSİLÎN: (Mütekâsil. C.) (Kesl. den) Üşenenler, tembellik yapanlar.
MÜTEMASİL: Birbirine benzer, eş.* Birbirinin benzeri, naziri olan.
MÜTENASİL: (Nesl. den) Doğup büyüyen, tenasül eden.
MÜTERASİL: Mektuplaşan, haberleşen.
MÜTEVASIL(A): (Vasl. dan) Birbirine bitişmiş. Birbirine ulaşan, gelen.
NASİL: Çenelerin altından boyun ile başın kavuştuğu yerde olan mafsal.
NASİL: Kıl dökücü ilâç.
NAŞİLE: Eti az olan.
SELASİL: (Silsile. C.) Silsileler. * Zincir gibi olanlar. Zincirler. * Sıradağlar.
TEFASİL: (Tafsil. C.) Tafsiller, ayrıntılar.
TEFASİL: (Tefsir. C.) Tefsirler, Kur'an-ı Kerim'in mânasını anlatan kitaplar.
TEMASİL: Timsaller. Suretler. Resimler. Putlar. Semboller. Tasvirler.
VÂSIL: Ulaşan, erişen, kavuşan. Hakka vâsıl olan.
VÂSILÛN: (Vâsılîn) Hakka, hakikata, marifete ermiş kimseler. Hakka erenler. Yetişenler.
VASÎL: Birinden aslâ ayrılmaz kimse.
VASÎLE: Geniş yer. * Ucuzluk. * İmaret.
VELHASIL: Sözün kısası, özü, kısacası.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASİLÂNE : f. Asil olanlara yakışır şekilde. Asil ve neseb sahibine lâyık.
ASIF(E) : (C.: Asıfât) Şiddetli rüzgâr, sert fırtına. (Bak: Asf)
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...