| Kelime | Anlam |
|---|
| ASAT: | Binâ. |
| ASATIB: | (İstabl. C.) Ahırlar. |
| İçerisinde 'ASAT' geçenler |
|---|
| ARASAT: | (Aresât) Mahşer yeri. Haşir ve neşir meydanı. |
| ASATIB: | (İstabl. C.) Ahırlar. |
| ESASAT: | (Esas. C.) Esaslar. Temeller, kökler. |
| HASÂT: | Küçük taş parçası. Çakıl. * Tıb: Sidik yolunda taş peyda olmak. |
| HASÂT-I BEVLİYYE: | Tıb: Sidik yollarında ve böbreklerde meydana gelen taş. |
| HASÂT-I MESANE: | Tıb: Sidik kesesinde meydana gelen taş. |
| HULASAT-ÜL HULASA: | Hulâsanın hulâsası. Özünün özü. * Ayet-ül Kübrâ Risâlesinin hülâsası. |
| HULASATEN: | Kısaca, özet olarak, hülâsa olarak, muhtasaran. |
| İHTİLASAT: | (İhtilas. C.) Hırsızlıklar, çalmalar, sirkatler. |
| İHTİRASAT: | (İhtiras. C.) Şiddetli arzu ve istekler. İhtiraslar. |
| İKTİBASAT: | (İktibas. C.) İktibaslar, aktarmalar. |
| İLTİMASAT: | (İltimas. C.) İltimaslar, tavsiyeler, ricalar. * Kayırmalar, tutmalar. |
| İRHASAT: | Hayırlı işlerle uğraşmak. * Sağlam şey. * Ist: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) nübüvvetinden evvel zuhur eden hârikulâde haller ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden hâdiselerdendir. |
| KÂSAT: | (Ke's. C.) Kadehler, ke'sler. |
| KASAT: | Davarın arka ayaklarının dik ve doğru olması. |
| KASATURA: | Askerlerin, bellerine bağlayıp taşıdıkları ve süngü gibi kullandıkları düz ve kısa kılıç. |
| KÜNASAT: | (Künâse. C.) Künâseler, süprüntüler. |
| MUASAT: | İtâatsizlik etme. Baş kaldırma. İsyân etme. |
| MUHASSASAT: | (Muhassas. C.) Devlet bütçesinden, devlet dâireleri için ayrılan para. * Bir kimseye verilmiş olan maaş veya tayın. |
| MUKASAT: | Zahmet ve eziyet çekme. |
| MUVASAT: | Yardım, dostluk, muavenet, iyilik. * Ölen bir memurun ailesine maaş bağlama. |
| MÜBAHASAT: | (Mübâhese. C.) Mübâheseler. Bir şeye dâir iki veya daha fazla kimsenin kendi aralarında yaptıkları konuşmalar.* Bahse girişmeler. İddiâlı ve karşılıklı konuşmalar. |
| MÜNAKASAT: | (Münakasa. C.) Eksiltmeler, münakasalar. |
| MÜNASAT: | Unutma, nisyan. |
| MÜVASAT: | Yumuşaklıkla davranmak. |
| NEFFASÂT: | (Neffâse. C.) Neffâseler, büyücü kadınlar. |
| VASAT: | İki şeyin arası. * Orta, merkez, ara. Meydan. Cemiyet muhiti. İç. |
| VASAT-ÜL HÂL: | Orta halli, orta halde. |
| VASAT-ÜL KAME: | Orta boylu. |
| VASATÎ: | İkisi ortası. Ortalama. Orta halde. |
| VASATÎ SAAT: | Hakiki güneşe tâbi olmak üzere, muntazam hareket ettiği tasavvur olunan mevhum bir güneşin, o yerin nısfun nehârından (meridyeninden) arka arkaya iki defa geçişi arasındaki zamanın yirmi dörtte biri. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar |
|---|
| ASATIB : | (İstabl. C.) Ahırlar. |
| ASA : | Genişlik. Zuhur, meydana çıkma. Büyük kadeh. |
| AS : | Mersin ağacı. |