Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASAT: Binâ.
ASATIB: (İstabl. C.) Ahırlar.
İçerisinde 'ASAT' geçenler
ARASAT: (Aresât) Mahşer yeri. Haşir ve neşir meydanı.
ASATIB: (İstabl. C.) Ahırlar.
ESASAT: (Esas. C.) Esaslar. Temeller, kökler.
HASÂT: Küçük taş parçası. Çakıl. * Tıb: Sidik yolunda taş peyda olmak.
HASÂT-I BEVLİYYE: Tıb: Sidik yollarında ve böbreklerde meydana gelen taş.
HASÂT-I MESANE: Tıb: Sidik kesesinde meydana gelen taş.
HULASAT-ÜL HULASA: Hulâsanın hulâsası. Özünün özü. * Ayet-ül Kübrâ Risâlesinin hülâsası.
HULASATEN: Kısaca, özet olarak, hülâsa olarak, muhtasaran.
İĞTİŞAŞAT: (İgtişaş. C.) Karışıklıklar, kargaşalıklar, fenâlıklar.
İHTİLASAT: (İhtilas. C.) Hırsızlıklar, çalmalar, sirkatler.
İHTİRASAT: (İhtiras. C.) Şiddetli arzu ve istekler. İhtiraslar.
İKTİBASAT: (İktibas. C.) İktibaslar, aktarmalar.
İLTİMASAT: (İltimas. C.) İltimaslar, tavsiyeler, ricalar. * Kayırmalar, tutmalar.
İRHASAT: Hayırlı işlerle uğraşmak. * Sağlam şey. * Ist: Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) nübüvvetinden evvel zuhur eden hârikulâde haller ki, bunlar peygamberliğine delil teşkil eden hâdiselerdendir.
KÂSAT: (Ke's. C.) Kadehler, ke'sler.
KASAT: Davarın arka ayaklarının dik ve doğru olması.
KASATURA: Askerlerin, bellerine bağlayıp taşıdıkları ve süngü gibi kullandıkları düz ve kısa kılıç.
KÜNASAT: (Künâse. C.) Künâseler, süprüntüler.
MAAŞAT: (Maâş. C.) Maaşlar. Memur, emekli, dul, yetim vs. gibi kimselere verilen aylıklar.
MUASAT: İtâatsizlik etme. Baş kaldırma. İsyân etme.
MUHASSASAT: (Muhassas. C.) Devlet bütçesinden, devlet dâireleri için ayrılan para. * Bir kimseye verilmiş olan maaş veya tayın.
MUKASAT: Zahmet ve eziyet çekme.
MUVASAT: Yardım, dostluk, muavenet, iyilik. * Ölen bir memurun ailesine maaş bağlama.
MÜBAHASAT: (Mübâhese. C.) Mübâheseler. Bir şeye dâir iki veya daha fazla kimsenin kendi aralarında yaptıkları konuşmalar.* Bahse girişmeler. İddiâlı ve karşılıklı konuşmalar.
MÜMAŞAT: Birlikte hoş geçinmek. * Bir maslahat yolunu takib etmek. * Meslek işlerinde tesviye, tervic ve idare etmek. * Karışmamak. * Başkalarının zarar vermeyen fikirlerine uyarcasına hareket etmek ve sulh u salâh üzere durmak. Uygunluk.
MÜMAŞATKÂR: f. Dost geçinerek, kusurlara göz yumarak, müdara suretiyle.
MÜNAKASAT: (Münakasa. C.) Eksiltmeler, münakasalar.
MÜNAKAŞÂT: (Münakaşa. C.) Çekişmeler.
MÜNASAT: Unutma, nisyan.
MÜVASAT: Yumuşaklıkla davranmak.
MAAŞAT: (Maâş. C.) Maaşlar. Memur, emekli, dul, yetim vs. gibi kimselere verilen aylıklar.
MÜMAŞATKÂR: f. Dost geçinerek, kusurlara göz yumarak, müdara suretiyle.
MÜNAKAŞÂT: (Münakaşa. C.) Çekişmeler.
NEFFASÂT: (Neffâse. C.) Neffâseler, büyücü kadınlar.
REŞAŞAT: Su sızıntıları, serpintiler.
VASAT: İki şeyin arası. * Orta, merkez, ara. Meydan. Cemiyet muhiti. İç.
VASAT-ÜL HÂL: Orta halli, orta halde.
VASAT-ÜL KAME: Orta boylu.
VASATÎ: İkisi ortası. Ortalama. Orta halde.
VASATÎ SAAT: Hakiki güneşe tâbi olmak üzere, muntazam hareket ettiği tasavvur olunan mevhum bir güneşin, o yerin nısfun nehârından (meridyeninden) arka arkaya iki defa geçişi arasındaki zamanın yirmi dörtte biri.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASATIB : (İstabl. C.) Ahırlar.
ASA : Genişlik. Zuhur, meydana çıkma. Büyük kadeh.
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...