Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ASB: Bağlamak.
Sağlam olarak dürmek.
İmâme, sarık.
Yemen'de yapılır bir nevi kumaş.
Firavun atı adı verilen bir deniz canavarının dişisi.
Kurumak.
Kızarmak.
Sarmaşık.
Sargı, bağ.
Mendil.
ASBAB: (Sabeb. C.) Çukur yerler.
ASBAG: Alnı veya kuyruğunun ucu beyaz olan at.
Kuyruğunun ucu beyaz olan kuş.
ASBAG: (Sıbg. C.) Boyalar.
ASBAH: (Subh. C.) Sabahlar.
ASBAN: f. Değirmenci. Değirmen sahibi.
ASBANÎ: f. Değirmencilik.
ASBAR: (Sıbr. C.) Akbulutlar.
ASBEST: yun. Oldukça yumuşak ve ateşle hususiyeti değişmeyen lifli bir madde.
İçerisinde 'ASB' geçenler
ASBAB: (Sabeb. C.) Çukur yerler.
ASBAG: Alnı veya kuyruğunun ucu beyaz olan at. * Kuyruğunun ucu beyaz olan kuş.
ASBAG: (Sıbg. C.) Boyalar.
ASBAH: (Subh. C.) Sabahlar.
ASBAN: f. Değirmenci. Değirmen sahibi.
ASBANÎ: f. Değirmencilik.
ASBAR: (Sıbr. C.) Akbulutlar.
ASBEST: yun. Oldukça yumuşak ve ateşle hususiyeti değişmeyen lifli bir madde.
BASBASA: Dalkavukların nefret edilecek hâlleri, tabasbusları, yaltaklanması. * Köpeğin, kuyruğunu sallayarak sokulması.
CEMŞASB: f. Hz. Süleyman Peygamber. (A.S.)
CEMŞASB: f. Hz. Süleyman Peygamber. (A.S.)
GASB: Başkasına âit bir şeyi zorla, rızası olmadan almak. Zorla almak. * Zorla alınan şey.
GASB-I EMVAL: Malların gasbedilmesi, zorla alınması.
GASB-I NUKUD: Paraların cebren alınması.
GASBEN: (Gasb. dan) Cebren alarak, zorla gasbederek.
GASBEN ANH: Ona rağmen.
GASBEN ANK: Sana rağmen.
GUŞ-ASB: f. Rüya. * İhtilam. Uyurken cenabet olmak.
HASB: (Haseb) Birisinin sülâlesi cihetinden iftihar yolu ile saydığı iyilik. Mal, din, millet. Kerem, fiil ve amelde yüksek şeref, iyi iş, sâlih amel. Şeref, asalet, şan, kadr ve haysiyet. * Dolayı, cihetiyle, gereğince.
HASB-EL BEŞERİYYE: İnsanlık hali olarak, insanlık dolayısıyla.
HASB-EL KADER: (Bak: HASBEL KADER)
HASB-EL LÜZUM: İcabettiği için.
HASB: (C.: Havâsıb) Taş atmak. * Ufak taşları savuran rüzgâr.
HASBA: Hafif tahkir yerinde kullanılan bir tabirdir. Halk dilinde "haspa" şeklinde kullanılır.
HASBA': (C.: Hasubâ) Ufak taş.
HASBE: Kızamık hastalığı. Tane tane gövdede çıkan bir hastalıktır. (Hasta kişiye "mahsub" derler.)
HASBE: Re'y. Tedbir. (Aslı: Ecir ve sevab mânasına gelen "hisbe" dir)
HASBEL HAMİYYE: (Hasb-el hamiyye) Hamiyet icabı, hamiyet için.
HASBEL İCAB: (Hasb-el icâb) Durum icabı olarak, hâl ve durum iktiza ettiği için, durum dolayısıyla.
HASBEL İKTİZA: (Hasb-el iktizâ) İktiza ettiği için, gerektiğinden dolayı.
HASBEL KADER: (Hasb-el kader) Kader cihetiyle.
HASBEL MEVSİM: (Hasb-el mevsim) Mevsime göre.
HASBETEN LİLLAH: Allah rızası için. Allah yoluna. Karşılık istemeksizin.
HASBÎ: Karşılıksız. Allah rızası için. (Hakiki mürşid âlim, koyun olur; kuş olmaz. Hasbî verir ilmini. Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü. Kuş veriyor ferhine lüâb-âlud kayyını. S.)
HASB-İ HAL: Halleşme. Görüşüp konuşma.
HASBİYE: $ âyetinin kısaca ismidir.
HASBÜNA: Bize yeter. Bize kâfidir (meâlinde).
KASB: Kat'etmek, kesmek.
KASB: Ağızda tez dağılan ve çekirdeği katı olan kuru hurma. * Sağlam, sert.
KASBA: Kamış. Kamışlık.
LASB: Yapışmak. * Dar olmak.
MASBAH: Doğacak zaman ve yer.
MASBU': Kibirli, gururlu, mağrur. Kendini beğenmiş.
MASBUG: (C.: Mesâbig) Boyalı, boyanmış. Mülevven.
MÜTEBASBIS: (Basbasa. dan) Yaltaklanan, tabasbus eden.
MÜTEBASBISÂNE: f. Yaltaklanarak, tabasbus ederek.
MÜTEBASBISÎN: (Mütebasbıs. C.) Yaltaklananlar, tabasbus edenler.
NASB: Dikme. Bir rütbe alma. Bir memurluğa tayin edilme. * Gr: Arapçada kelimenin i'rabının mensub ( üstün) olması, yani; (e, a) diye okunuşu.
NASB-ÜL AYN: Göz dikilmesi. Bir şeye hırsla ve şiddetli arzu ile bakmak, göz dikmek.
NASBA: Doğru boynuzlu koyun ve keçi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASBAB : (Sabeb. C.) Çukur yerler.
AS : Mersin ağacı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...