Block title
Block content

Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z

Kelime Anlam
ASER: Solak kimse, solaklık.
ASERAT: Sürçmeler, yanılmalar.
Ayak kayması.
ASERE: Kanat teleklerinden evvel, ucunda olan beyaz telekler.
AŞERAT: (Aşere. C.) On sayıları.
AŞERE: On. On rakamı.
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE: Hz. Peygamber'in (A.S.M.) kendilerine Cennetlik olduklarını müjdelediği sahabelerdir. Bu kişiler Allah'ın emirlerine bağlılıkta ve din hizmetindeki fedailikte Allah'ın rızasını tam kazanmışlardır. Bu zatlar şunlardır: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Ubeyde bin Cerrah, Hz. Said, Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas, Hz. Talha, Hz. Zübeyr İbn-ül Avvam (R.Anhüm).
İçerisinde 'ASER' geçenler
ÂDÂB-I MUAŞERET: Beraber yaşayışta, hoş ve İslâmca yaşama ve geçinme usulleri. Peygamberin (A.S.M.) sünnetine uygun olan hareket. İnsanlara karşı edebli olma, insanca ve İslâmca yaşama âdâbı. Adâba dair sünnet-i peygamberiyeye uymak.(... İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: Dostlarına karşı mürüvvetkârâne muaşeret ve düşmanlarına sulhkârâne muâmele etmektir. M.)
ASERAT: Sürçmeler, yanılmalar. * Ayak kayması.
ASERE: Kanat teleklerinden evvel, ucunda olan beyaz telekler.
AŞERAT: (Aşere. C.) On sayıları.
AŞERE: On. On rakamı.
AŞERE-İ MÜBEŞŞERE: Hz. Peygamber'in (A.S.M.) kendilerine Cennetlik olduklarını müjdelediği sahabelerdir. Bu kişiler Allah'ın emirlerine bağlılıkta ve din hizmetindeki fedailikte Allah'ın rızasını tam kazanmışlardır. Bu zatlar şunlardır: Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Abdurrahman bin Avf, Hz. Ubeyde bin Cerrah, Hz. Said, Hz. Sa'd bin Ebi Vakkas, Hz. Talha, Hz. Zübeyr İbn-ül Avvam (R.Anhüm).
CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER: Ege Denizindeki oniki adalar.
CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER: Ege Denizindeki oniki adalar.
EDEB-İ MUÂŞERET: (Bak: Âdâb-ı muaşeret)
EİMME-İ İSNÂ AŞER: On iki imâm. Silsile-i sâdâttan olup müceddit olan imâmlar hakkındaki bir tâbirdir. Bu zâtlar esasât-ı İslâmiye ve hakaik-i Kur'âniye ve imâniyenin, dini esasların ve şeriatın muhafazasına çalışan, saltanat işlerine karışmayan mânevi riyâset ve ilim sahibi şahsiyetlerdir.
ERKAM-I AŞERE: Sıfır da dahil olduğu birden dokuza kadar olan sayılar.
GASER: Rüzgârın çukur yere getirip yığdığı.
HADÎ AŞER: Onbirinci.
HASER: Gözün tam görmemesi, göz nurunun zayıf olması.
HAŞERAT: (Haşere. C.) Küçük zararlı böcek, akrep ve yılan gibi hayvanlar. * Mc: Zararlı ve kıymetsiz kimseler.
HAŞERE: Yabani arı, böcek, akrep ve yılan gibi zararlı mahluk.
HADÎ AŞER: Onbirinci.
İHDA AŞER: Onbir.
İSNA AŞER: Oniki.
KAŞER: Çok fazla kırmızılık. Ziyâde kızıllık.
LETAİF-İ AŞERE: On lâtif duygu. On adet lâtifeler.(Letaif-i aşere; İmam-ı Rabbani, kalb, ruh, sır, hafi, ahfa, insanda anasır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasib bir lâtife-i insaniye tabir ederek, seyr ü sülukta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvalinden icmalen bahsetmiş. Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i camlasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letaif var. Onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hatta hükema ve ulema-i zahiri dahi o letaif-i aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zahire, havass-ı hamse-i batına diye o letaif-i aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar. Hatta avam ve havas beyninde taarüf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikin letaif-i aşeresi ile münasebettardır. Meselâ vicdan, a'sab, his, akıl, heva, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letaifi kalb, ruh ve sırra ilâve edilse letaif-i aşereyi başka bir surette gösterir. Daha bu letaifden başka saika, şaika ve hiss-i kabl-el vuku gibi çok letaif var. R.N.)
LETAİF-İ AŞERE: On lâtif duygu. On adet lâtifeler. (Letaif-i aşere; İmam-ı Rabbani, kalb, ruh, sır, hafi, ahfa, insanda anasır-ı erbaanın herbir unsurdan o unsura münasib bir lâtife-i insaniye tabir ederek, seyr ü sülukta her mertebede bir lâtifenin terakkiyatı ve ahvalinden icmalen bahsetmiş. Ben kendimce görüyorum ki, insanın mahiyet-i camlasında ve istidad-ı hayatiyesinde çok letaif var. Onlardan on tanesi iştihar etmiş. Hatta hükema ve ulema-i zahiri dahi o letaif-i aşerenin pencereleri veyahut nümuneleri olan havass-ı hamse-i zahire, havass-ı hamse-i batına diye o letaif-i aşereyi başka bir surette hikmetlerine esas tutmuşlar. Hatta avam ve havas beyninde taarüf etmiş olan insanın letâif-i aşeresi, ehl-i tarikin letaif-i aşeresi ile münasebettardır. Meselâ vicdan, a'sab, his, akıl, heva, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye gibi letaifi kalb, ruh ve sırra ilâve edilse letaif-i aşereyi başka bir surette gösterir. Daha bu letaifden başka saika, şaika ve hiss-i kabl-el vuku gibi çok letaif var. R.N.)
MENABİ-İ AŞERE: On menba.
MİÂ-İ İSNÂ-AŞER: Oniki parmak bağırsağı.
MUASERE: Fakirlik. * Zorluk, güçlük.
MUAŞERE: Karışmak.
MUAŞERET: Birlikte yaşanılanlar. * Sünnet dâiresinde insanlarla iyi münâsebet.
MUBAŞERET: (Bak: Mübâşeret)
MÜBAŞERET: Bir işe girişmek. Bir işe başlamak. * Karşılaşmak. * Başlamak ve devam etmek. * Temas etmek, dokunmak. * İnsanın derisinin, başkasının derisine dokunması.
MÜCASERE(T): Cesaret, gayret göstermek. Cür'et ve ikdam eylemek.
MÜFASERE: Beyan edişmek.
MÜNASERE: Saçmak.
MÜYASERE: Yardımlaşmak, muâvenet.
MENABİ-İ AŞERE: On menba.
MUAŞERET: Birlikte yaşanılanlar. * Sünnet dâiresinde insanlarla iyi münâsebet.
MUBAŞERET: (Bak: Mübâşeret)
NASERE: f. Ayarı bozuk para.
RABİ-İ AŞER: Ondördüncü.
RABİ-İ AŞER: Ondördüncü.
SÂBİ'AŞER: Onyedinci.
SADİS-AŞER: Onaltı. Onaltıncı.
SÂNİ AŞER: Onikinci.
SELASE-AŞER: Onüç.
SEMAN-AŞER: Onsekiz.
SERASER: f. Baştan başa, bütün, hep mecmuan, külliyen.
SERTASER: (Serteser) f. Baştan başa, bütün, hep.
SELASE-AŞER: Onüç.
SEMAN-AŞER: Onsekiz.
SÂBİ'AŞER: Onyedinci.
SÂNİ AŞER: Onikinci.
UKUL-U AŞERE: (Bak: Akl-ı evvel)
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASERAT : Sürçmeler, yanılmalar. * Ayak kayması.
ASED : Cimâ etmek. * İp bükmek.
AS : Mersin ağacı.
A : 1928 senesinde alınan Türk alfabesinin "a" harfi, Osmanlıcadaki elif ve ayın harflerine yakın bir ses verir.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...