Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ASK: Lâzım olmak, lüzumlu olmak.
ASKA': Atların ve kuşların başının ortasında beyazlık olanı.
Kanarya kuşu.
ASKÂ': (Suk. C.) Çeşme duvarlarının bölmeleri.
Bölgeler.
ASKABE: Küçük salkım.
ASKALÂN: Şam diyârında bir şehrin adı. ("Arûs-üş Şam" da derler.)
ASKALE: Serap fazla olmak.
ASKAR: Üzüm şırası.
ASKAT: (Uydurukça kelimedir.) (Bak: Vâhid-i kıyasî)
ASKER: (C.: Asakir) Devlet ve memleketin muhafazası için ücretli veya ücretsiz olarak veya kur'a ile toplanarak hazır bulundurulan ve resmi elbise giyen silahlı adamlar topluluğu. Er, leşker, nefer.
ASKER: f. Devredici, seyyar.
ASKERE: Şiddet.
Asker hazırlamak.
ASKER-GÂH: f. Asker kampı, askeriyeye ait kamp.
ASKERÎ: Askere veya askerliğe ait, askere mahsus.
ASKUL: (C.: Asâkil) Beyaz, büyük mantar.
İçerisinde 'ASK' geçenler
AHZ-I ASKER: Askere alma. * Askere alınma.
ÂLÂM U ASKAM: Kederler ve hastalıklar.
ASKA': Atların ve kuşların başının ortasında beyazlık olanı. * Kanarya kuşu.
ASKÂ': (Suk. C.) Çeşme duvarlarının bölmeleri.* Bölgeler.
ASKABE: Küçük salkım.
ASKALÂN: Şam diyârında bir şehrin adı. ("Arûs-üş Şam" da derler.)
ASKALE: Serap fazla olmak.
ASKAR: Üzüm şırası.
ASKAT: (Uydurukça kelimedir.) (Bak: Vâhid-i kıyasî)
ASKER: (C.: Asakir) Devlet ve memleketin muhafazası için ücretli veya ücretsiz olarak veya kur'a ile toplanarak hazır bulundurulan ve resmi elbise giyen silahlı adamlar topluluğu. Er, leşker, nefer.
ASKER: f. Devredici, seyyar.
ASKERE: Şiddet. * Asker hazırlamak.
ASKER-GÂH: f. Asker kampı, askeriyeye ait kamp.
ASKERÎ: Askere veya askerliğe ait, askere mahsus.
ASKUL: (C.: Asâkil) Beyaz, büyük mantar.
BÂB-I SERASKERÎ: Serasker kapısı. Eski Milli Müdafaa Vekâleti. Milli Savunma Bakanlığı. Şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin kapısı.
BASKI: t. Basıp sıkacak, tazyik edecek şey. Sıkı tazyik. * Basan, ağırlık veren şey. * Kalıp, damga. * Bir eserin yeni basılışlarının her seferi. * Bir basmanın bir def'ada basılan miktarının tamamı. Meselâ: Bu lügatın baskısı 25.000 dir.
BASKIN: t. Ağır, sakil. * Basıp geçen, galip, üstün. * Ansızın, birdenbire hücum.
BASKÜL: Fr. Büyük ağırlıkları, küçük bir ağırlık yardımıyla tartmayı sağlamak üzere birkaç kaldıracın uygun bir tarzda birleştirilmesiyle meydana getirilmiş âlet.
CÜRDE ASKERİ: Eskiden hacca giden kafilelerin muhafızlığını yapan asker.
DÂR-I ŞURA-YI ASKERÎ: 1296 yılında lağvolunan bu yüksek askeri meclis 1253 yılının muharrem ayında kurulmuştu. 1259 tarihinde çıkarılan kanun ile vazifesi tesbit edildi. Askeri ve mülki ricâlden onbir daimi, altı tane ise geçici azası bulunan bu mecliste bir reis ve bir de müftü yer alıyordu.
DEVAİR-İ ASKERİYE: Askerî daireler.
ERKÂN-I ASKERİYE: Yüksek rütbeli askerler. Zabitler, subaylar.
ERZAK-I ASKERİYYE: Askere verilen erzak.
FIRKA-İ ASKERİYE: Askerî fırka, tümen.
HAYAT-I ASKERİYYE: Askerlik hayatı.
HİZMET-İ ASKERİYE: Askerlik hizmeti. Askerlik vazifesi.
İANE-İ ASKERİYE: Tanzimattan sonra cizye yerine Hristiyan tebeadan alınan vergi. Bu vergi sonradan "bedel-i askerî" adını almış ve 1908 Temmuz inkılâbına kadar devam etmiştir.
İBN-İ HACER-İ ASKALANÎ: (Hi: 773-852) Büyük hadis âlimidir. Şafiî mezhebinin meşhur fukahasından olup hadis üzerine çok eserleri vardır.
İDARE-İ ASKERİYE: Askerlik işleriyle meşgul olan idare.
İHTİLASKÂR: f. Çalan, aşıran, hırsızlık yapan.
İHTİLASKÂRAN: (İhtilaskâr. C.) Çalanlar, aşıranlar, ihtilas edenler.
İHTİLASKÂRANE: f. Çalıp aşıranlara yakışacak şekilde, hırsızlar gibi.
ISLAHAT-I ASKERİYE: Askerlikte yapılan ıslahatlar. Askerî ıslahat.
KANUN-U ASKERÎ: Askerlik kanunu.
KASKAS: Açlık. * Sür'at yapan, hızla giden. * Yol gösterici. * Devenin yediği bir ot.
KASKASE: Çok karanlık gece. * Asâ, sopa, baston.
KASKASE: Yol göstermek. * Köpeği "kuçu kuçu" diye çağırmak.
KAVANİN-İ ASKERİYE: Askeri kanunlar.
KAZASKER: İlmiye mesleğinin en yüksek mertebelerinden biri. Lügat mânası asker kadısı, ordu kadısı demektir. Osmanlılarda Kazaskerliğin ihdası Sultan I.Murat zamanındadır. İlk Kazasker de "Çandarlı Kara Halil"dir.
LASK: Yapışmak. Yapışık olmak. Ulaşmak.
MAHAKİM-İ ASKERİYE: Askerî mahkemeler.
MASK: Muhkem, sağlam. (Müe: Maske)
MASKAT: Düşülen yer.
MASKAT-I RE'S: Doğum yeri. Vatan. Bir kimsenin doğduğu yer.
MASKU': Kırağı düşmüş yer.
MASKUL: Cilâlanmış, saykal vurulmuş. Mücellâ.
MEŞY-İ ASKERÎ: Asker yürüyüşü. Askerî yürüyüş.
MUALLEM ASKER: Tâlim görmüş asker.
MUASKER: (Asker. den) Ordu yeri, asker karargâhı. Ordunun muharebe zamanında toplandığı yer.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ASKA' : Atların ve kuşların başının ortasında beyazlık olanı. * Kanarya kuşu.
AS : Mersin ağacı.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...