Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ATB: Hışım etmek.
Fesad.
İkrah olunan, kerih görülen.
ATBA: (Taby. C.) Meme başları, uçları.
ATBA': (Tıb'. C.) Akarsular, çaylar, dereler, kanallar, sel yatakları.
ATBA': En pis.
ATBAK: (Tabak. C.) Tabaklar. Kapaklar.
ATBAL: (Tabl. C.) Davullar.
ATBAN: Tek ayak üstüne sıçramak.
Davarın üç ayak üstüne yürümesi.
ÂTBİN: f. Sözü doğru faziletli kimse.
İçerisinde 'ATB' geçenler
AKL-I MATBU': Yaradılıştan olup, her çocukta olan akıl. Öğrenmeden var olan fıtrî akıl. Bu akıl mümeyyiz olmayıp kabil-i hitap değildir.
ÂSÂR-I MATBUA: Tabedilmiş basılmış olan eserler.
ATBA: (Taby. C.) Meme başları, uçları.
ATBA': (Tıb'. C.) Akarsular, çaylar, dereler, kanallar, sel yatakları.
ATBA': En pis.
ATBAK: (Tabak. C.) Tabaklar. Kapaklar.
ATBAL: (Tabl. C.) Davullar.
ATBAN: Tek ayak üstüne sıçramak. * Davarın üç ayak üstüne yürümesi.
ÂTBİN: f. Sözü doğru faziletli kimse.
HATB: (C.: Hatub) Mühim iş. * İstemek. * Konuşmak. * Nidâ.
HATB: Odun toplamak.
HATBA': Arkasında siyah çizgiler olan dişi eşek. (Müz: Ahtab)
KANAATBAHŞ: f. Kanaat verici, inandırıcı.
KATB: (Katub) Daim çatık çehreli, ekşi yüz. * Bir kimseyi darıltmak, gücendirmek. * Birikmek, biriktirmek, doldurmak. * Dolu çuval taşımak, götürmek için hazırlamak. * Arslan.
MASLAHATBÎN: f. İş yapabilen. İş görmesini bilen.
MATBAA: (Tab'. dan) Tab'edilen yer. Kitab, gazete ve sâir yazıların basıldığı yerler. Basımevi.
MATBAA-İ ÂMİRE: Devlet matbaası.
MATBAH(A): Mutbah. Yemek pişirilen yer.
MATBAH-I ÂMİRE: Saray mutfağı.
MATBAHA-İ KUDRET: Cenab-ı Hakk'ın âşikâr kuvvet ve kudreti ile bahçe, bağ, tarla ve bostan gibi yerlerde pişmiş gibi hazır gıda maddelerinin yetiştiği yer. Kudret mutbahı.
MATBU': Tab' olunmuş. basılmış, kitap veya gazete haline gelmiş. Basılıp matbaadan çıkmış olan.
MATBUAT: Tab' edilmiş neşriyat. Basılmış şeyler. (Kitap ve gazeteler gibi)
MATBUH: (C.: Matâbih) (Tabh. dan) Kaynatılmış veya haşlanmış (ilâç). * Pişirilmiş yemek.
MATBUHAT: (Matbuh. C.) Kaynatılmış veya haşlanmış ilâçlar. * Pişirilmiş yemekler.
MENFAATBAHŞ: f. Faydalı, yararlı. Menfaat ve fayda veren.
NA-MATBU: f. Basılmamış, tab edilmemiş yazı.
RATB: Rutubet, nemlilik yaşlık. * Rutubetli, yaş. * Yaş hurma. * Mülâyim, yumuşak.
RATB-ÜL LİSÂN: Yumuşak sözlü. Mülâyim lisanlı.
RATBE: (C: Ritâb) Genç ve güzel sevgili. * Yonca otu.
ŞATBE: (C.: Şütab-Şütub) Hurma ağacının budağı. * Yaş ekin yaprağı. * Yarmak. * Kesmek. * Uzun boylu kadın.
TATBİ': Doldurmak.
TATBİB: Kırbayı ev direğine asmak. * Tabiblenmek, doktor olmak.
TATBİK: Yakıştırmak. Yerine getirmek. * Karşılaştırmak. * Bir kaide, kanun veya emri yerine getirmek. Kıyas ve tahmin etmek. * Benzetme, uydurma.
TATBİKAN: Tatbik ederek, uygun yaparak. Fiilen işleyerek.
TATBİKÎ: Tatbike ait. Pratik ile alâkalı. Fiilen işlemek suretiyle.
TATBİL: Davul çalma.
TATBİN: Bir şeye çamur sürme.
VATB: (C.: Vitâb-Evtub) Süt kabı ve tulumu.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ATBA : (Taby. C.) Meme başları, uçları.
ATA : t. Baba veya ecdaddan olan büyük. Önceden gelen. * Aynı soyun büyüğü.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...