Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | Y | Z |
| Kelime | Anlam |
|---|---|
| ATF: | Bağlama. Bağ. Ekleme. Meyletme. Şefkat. Sevgi. Eğilme. İkiye bükme. İki kat eyleme. Çevirme. Geri döndürme. Bir kimse üzerine tekrar hamle eylemek. Gr: Bir kelimeyi diğer bir kelimeye harf-i atıf vasıtasiyle ilhak eylemek. (Bak: Harf-i atıf) |
| ATF-I BEYAN: | Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te'kid için atfolunan tâbir. Meselâ: "Meseleyi izâh ve teşrih eyledi" cümlesindeki "ve" gibi. |
| ATF-I NİGÂH: | Bakma, göz atma. |
| ATF-I TEFSİR: | Bir mânada olup mücerred tasdik ve te'kid için "ve" ile müteradifine (aynı mânadaki kelimeye) atfolunan kelime. Meselâ: "İhsan ve kerem, hüzün ve keder" ifadesindeki "ve" ler gibi. Diğer bir ifade ile: Aynı olan ayrı iki kelimenin birlikte kullanılması. ("deli divâne"de olduğu gibi.) |
| ATFEN: | Birisinin adına. Birisine yükleyerek. |
| ATFETMEK: | Meyletmek. Sevgi beslemek. Gr: Mânâyı birbirine bağlamak. |
| İçerisinde 'ATF' geçenler | |
| ATF-I BEYAN: | Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te'kid için atfolunan tâbir. Meselâ: "Meseleyi izâh ve teşrih eyledi" cümlesindeki "ve" gibi. |
| ATF-I NİGÂH: | Bakma, göz atma. |
| ATF-I TEFSİR: | Bir mânada olup mücerred tasdik ve te'kid için "ve" ile müteradifine (aynı mânadaki kelimeye) atfolunan kelime. Meselâ: "İhsan ve kerem, hüzün ve keder" ifadesindeki "ve" ler gibi. Diğer bir ifade ile: Aynı olan ayrı iki kelimenin birlikte kullanılması. ("deli divâne"de olduğu gibi.) |
| ATFEN: | Birisinin adına. Birisine yükleyerek. |
| ATFETMEK: | Meyletmek. Sevgi beslemek. * Gr: Mânâyı birbirine bağlamak. |
| GATFAN: | Ev içinde su dökmek için yapılan yer. * Erkek ismi. |
| HATF: | Ölüm. Ölmek. Vefat etmek. |
| HATF: | Kapmak. * Şimşek gibi göz kamaştırmak. * Sür'atli olmak. |
| KATF: | Atın veya diğer davarın adımını geç atması. * Tırmalamak. * Üzüm kesmek. * Ağaçtan meyve devşirme. * Devşirme mevsimi. |
| MA'LUMATFÜRUŞ: | f. Mâlumat ve bilgi satan. Bilgiçlik taslıyan. |
| MATFA: | (İtfâ. dan) Söndürülmüş. |
| NATFE: | (Nıtfe) : Kabarcık. * Ufacık sivilce. |
| TÂKATFERSÂ: | f. Dayanılmaz, tâkat götürmez. |
| TATFİF: | Alırken dolgun, verirken eksik ölçmek. |
| TATFİF SURESİ: | Kur'an-ı Kerim'in 83. suresidir. Mekkîdir. |
| TATFİH: | Doldurmak. |
| TATFİL: | Uyuntuluk etmek. * Güneşin batı tarafa doğru hareket etmesi. |
| Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar | |
| ATF-I BEYAN : | Mâkablini yâni mâtufun aleyhin mefhumunu izah ve te'kid için atfolunan tâbir. Meselâ: "Meseleyi izâh ve teşrih eyledi" cümlesindeki "ve" gibi. |
| ATA : | t. Baba veya ecdaddan olan büyük. Önceden gelen. * Aynı soyun büyüğü. |