Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ATIR: (Itr. dan) Güzel kokulu, ıtırlı.
Kokuları seven kimse.
ATİRE: Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler.
İçerisinde 'ATIR' geçenler
ATİRE: Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler.
BAHATİR: (Bühter. C.) Kısa boylu kadınlar, bodur kimseler.
BATİR: Hayvanları nallayan kimse.
BATİR: f. Turna kuşu.
BATİR(E): (C.: Bevâtir) Keskin kılıç.
BEVATİR: (Bâtire. C.) Keskin, çok kesen kılıçlar.
DEFATİR: (Defter. C.) Defterler. Not yazmağa mahsus kâğıttan beyaz kitablar.
DEFATİR-İ RESMİYYE: Resmi defterler.
DESATİR: (Düstur. C.) Düsturlar, kaideler. (Desatir-i hikmet, nevamis-i hükümetle; kavanin-i hak, revabıt-ı kuvvetle imtizac etmezse cumhur-u avamda müsmir olamaz. M.)
DESATİR-İ ÂLİYE: Yüksek ve ulvi düsturlar ve kaideler.
DESATİR-İ HİKMET: Hikmet düsturları. Hikmet ve maslahatın iktiza ettirdiği kaideler.
DESÂTİR-İ İLMİYE: İlmin düsturları. İlmin icab ettirdiği kaideler.
DESÂTİR-İ İSLÂMİYE: İslâma ait kaide ve düsturlar.
ESATİR: İlk zamanlara ait uydurma hikâyeler. Masallar. Mitoloji. * Saflar. Sıralar.
ESATİR-ÜL EVVELÎN: İlk zamanlara ait efsâneler.
FATÎR: Tâze şey. * Mayalanmış hamur.
FATİR: Durgun, füturlu, gevşek. * Ilık, az sıcak.
HABER-İ MÜTEVATİR: Birçok kimselerin çokları vasıtası ile rivâyet ettikleri hadis.
HADÎS-İ MÜTEVATİR: Kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan cemaatlerin birbirinden ve ilk cemaatin de bizzat Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan rivâyet ettiği Hadis-i şeriftir. (İlm-i yakîni ifade eder. "Bu hadis-i şerif Peygamber'den (A.S.M.) sâdır olmuş mu?" demeğe imkân kalmaz).
HATİR: Muhâtaralı, tehlikeli, korkulacak durum. Büyük ve şerefli kimse.
KANATİR: (Kantar. C.) Kantarlar.
KANATİR: (Kantara. C.) Taştan yapılan kemerli büyük köprüler. Kantarlar.
KATİR: İhtiyarlık, saç ağarmak. * Perçin yapılan çivi uçları.
MAATÎR: (Mı'târ. C.) Devamlı güzel koku sürünenler.
MAKATİR: (Maktar. C.) Damlalar, katreler.
MATÎR: Yağmurlu gün.
MATÎRAT: Tehlikeli yerler.
MEFATİR: (Muftır. C.) Oruç açanlar, iftar edenler.
MÜSTATİR: Uçan, uçuşan. * Yangının veya sabahın intişarı gibi müstaid olan.
MÜTEHATİR: Birbirini yalanlayan, tekzib eden.
MÜTEVATİR: Çok kimselerin naklettikleri haber. Yaygın haber. Herkesin veya alâkadarların işitip doğruluğunu kabul ettikleri kat'i, şüphesiz, sağlam haber. Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir cemaatın bir hâdise hakkında verdikleri haber. (Bak: Tevatür)
MÜTEVATİR-İ BİLMÂNÂ: Nakledilen bir haberin başka ifade ve kelimelerle, başka başka şekilde ifade edilerek tevatür hâle gelmesi. Mânaların çok insanlarca başka başka kelimelerle nakledilmesi. Bir haberin veya hâdisenin farklı ifadelerle, başka başka şahıs veya topluluklar tarafından nakledilmiş olması.
MÜTEVATİRAT: Mütevatir olanlar. Çoklarının bildiği ve duyduğu haberler, hususlar. * Man: Kizb üzerine ittifakları aklen muhal olan bir topluluk tarafından verilen haberle hüküm ve tasdik olunan kaziyeler.
MÜTEVATİREN: Mütevatir olarak, tevatürle naklolunmak suretiyle.
NEVATİR: (Nâtur. C.) Hamam hademeleri. * Bostan bekçileri.
SATİR: Setreden, örten, kapatan. * Günahları, kusurları örten.
SEHAB-I MATİR: Yağmur bulutu.
SEVATİR: (Sâtur. C.) Büyük bıçaklar, satırlar.
ŞATİR: Irak, uzak, baid. * Garip, yalnız, kimsesiz.
TEKATİR: (Taktir. C.) Damlamalar.
TERATİR: Büyük işler.
ÜBATİR: Akrabasını arayıp sormayan kişi.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ATİRE : Receb ayında keferenin putları için boğazladıkları koyun ki, o puta "itrâ" derler.
ATİ : Önde. Aşağıda. Sonra. Vâki olan. Gelecek zaman.
ATA : t. Baba veya ecdaddan olan büyük. Önceden gelen. * Aynı soyun büyüğü.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...