Osmanlıca ve Dini Terimler Lügatı

ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPRSŞTUÜVYZ

KelimeAnlam
ATM: Geciktirmek, eğlendirmek.
ATMAR: (Tımr. C.) Paçavralar. Eski, yıpranmış elbiseler.
ATME: Ateş kaynağı, volkanın tepesindeki lâvın çıktığı yer, krater.
ATMOSFER: Dünyanın çevresini kuşatan 100 km. kalınlığında, çeşitli gazlardan meydana gelen gaz tabakası. Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir.
Bir yerdeki mânevi hava.
Basınç birimi. 0 derecede 76 cm. yükseklikteki bir civa sütununun 1 cm. karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir. Bu basınç 1.033 kilogramdır. Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır.
İçerisinde 'ATM' geçenler
ATMAR: (Tımr. C.) Paçavralar. Eski, yıpranmış elbiseler.
ATME: Ateş kaynağı, volkanın tepesindeki lâvın çıktığı yer, krater.
ATMOSFER: Dünyanın çevresini kuşatan 100 km. kalınlığında, çeşitli gazlardan meydana gelen gaz tabakası. Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir. * Bir yerdeki mânevi hava. * Basınç birimi. 0 derecede 76 cm. yükseklikteki bir civa sütununun 1 cm. karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir. Bu basınç 1.033 kilogramdır. Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır.
BATMAN: Eski ağırlık ölçülerinden olup, iki okkadan sekiz okkaya kadar yeryer değişir. Ekseriya altı okkadır. Bu, hâlen kullanılan sekiz kilo kadardır.
FATM: Kesmek.
HACIYATMAZ: Dibindeki ağırlıktan dolayı yere ne şekilde bırakılırsa bırakılsın, dik bir durum alan oyuncak. * Mc: Zor durumlarda kendisini çabucak toparlamayı beceren kişi.
HATM: Kırmak, ufalamak.
HATM: Hâlis, saf. * Sağlamlaştırma, muhkemleştirme. * Hüküm ve kazâ icabettirme.
HATM: Hitâma erdirmek, bitirmek. Kur'an-ı Kerim'i veya herhangi bir şeyi sonuna kadar okuyup bitirmek. * Mühürleme. Mühürlenme.
HATM: İnsan veya hayvan burnu. * Kuş gagası.
HATME: Baştan aşağı (bütün Kur'ân-ı Kerimi) okuyup bitirmek. * Bir arada muayyen bir şeyi okuyup bitirmek.
HATME-İ ENFÂS: Nefesleri tükenmek. Ölmek.
HATME-İ HÂCEGÂN: f. Nakşi tarikatı mensublarının fikri ve nazarı mâsivadan tecerrüd ederek, topluca muayyen dua ve zikirlerini sonuna kadar okumaları.
HATME-İ MAHSUSA: Hususi hatme. Kur'andan veya hadisten alınan muayyen duaları okuyup bitirmek.
KATM: Kesmek. Isırmak. * Tatmak, zevk. * Devenin kükremesi.
KATMER: t. Bir şeyin kat kat olması. * Çok yapraklı oluşu. (Gülün, çiçeğin, böreğin, elbisenin kat kat olduğu gibi.)
LATM: Karıştırmak. Yapıştırmak. * Tokat vurmak.
LATMA: şamar, tokat.
LATMAHÂR: f. Tokat yiyen. Şamar atılan kimse.
LİYAKATMEND: (C.: Liyâkatmendân) f. Değerli, liyâkatli. * Faziletli.
LİYAKATMENDÂN: (Liyâkatmend. C.) f. Değerli, liyâkatli kimseler, faziletli kişiler.
MATMA': Tamâ edilecek şey. Çok istenilecek şey.
MATMAH: Tamâh olunan şey, hırsla göz dikilerek bakılan şey veya yer.
MATMAH-I CİHANÎ: Bütün herkese ait tamah olunan ve büyük istekle üzerine bakılan şey.
MATMAH-I NAZAR: Hırsla bakılan şey.
MATMAZEL: Fr. Evli olmayan gayr-ı müslim kız.
MATMU': (Tama'. dan) Tama' olunmuş. Hırsla istenen şey.
MATMUR: Gömülmüş, defnedilmiş. Toprak altına konulmuş.
MATMURE: Toprak altında bazı şeyleri saklamağa mahsus yer. * Kabir, mezar.
MATMUS: Gözü doğuştan değil de, sonradan kör olmuş adam.
NATM: Ulaştırmak, vardırmak.
TATMİ': Tamâ vermek.
TATMİN: İkna etmek. Kandırmak. * İnsanın kalbini emin etmek. Rahatlandırmak.
VATM: Ayakla çiğneme. * Perdeyi salıverme.
Ekleri ayıklanarak bulunan sonuçlar
ATMAR : (Tımr. C.) Paçavralar. Eski, yıpranmış elbiseler.
ATA : t. Baba veya ecdaddan olan büyük. Önceden gelen. * Aynı soyun büyüğü.
 » Lügat manası içerisinde geçen kısaltmanın anlamını öğrenmek için tıklayın...
Yükleniyor...